Epey zaman önce bir akşam üstü ayağımda bir ağrı oluştu.Sabaha kadar ayağım şişti. Geçer diye umarken daha beter ağrımaya başladı.Sabah ilk işim hastaneye gitmek oldu.Bir hafta boyunca yüksek dozda antibiyotik tedavisi ile iflahım kesildi, nefesim kurudu. Doktoruma artık taburcu olmak istediğimi söylediğimde: “ Senin bitin kanlandı.” Dedi.Yani biraz daha iyi olmuştum. Antibiyotik tedavisi işe yaramıştı. Hastane ortamı beni sıkmıştı. Gerçi bir haftada dört kitap bitirmiştim. Rahmetli Ahmet Kabaklı hocanın ”Temellerin Duruşması” ilginç bir yakın tarih incelemesi .”Gün Olur Asra Bedel” Cengiz Aytmatov’un eseri, Orhan Türkdoğan’ın “Alevi Bektaşi Kültürü” ve Rauf Orbay’ın “Cehennem Değirmeni” nerden nereye? Bir haftalık zaman içinde iyi sayılabilecek bir seyahat yaptım. Ufkum açıldı. Kendimi Türk oğlu Türk hissederken, Alevi vatandaşlarımızın benden daha Türk olduklarını,Yakın tarihi ,okullarda okutulan ders kitaplarından öğrenmenin mümkün olmadığını,Kültür emperyalizminin nesilleri “Mankurtlaştırdığını” Öğrenmiş olduk .Size de tavsiye ederim.
Doktorum haklıydı. Bir haftalık zaman içinde bizim sanal bit epey kan içerek beslenmişti.Tabir yerinde idi. Kanlanmıştı.Önceleri yavşaktı, büyüyerek bit olmuştu.Bunu engelleyemezdik.Enikler de sonunda büyüyerek it olurlar. Enikken çok sevimlidirler. Büyüyünce itleşirler. Gerçi sosyetemiz evde enik besler. Büyütürken de ona çok çağdaş davranışlar belletirler. Enik büyüse de yine enikliğini sürdürür. Sosyetemizin izin verdiği yerleri yalamaya devam eder. İti bir kemik parçası ile oyalarsınız da eniği kandıramazsınız.O yaladığı şeylerin tadını bir defa aldı mı bir daha bırakmaz.
Geçenlerde bir grup arkadaşla bir sendikaya ziyarete gittik. Rakip sendika ağası daha önce bizim kollarımız arasında büyüdüğünü unutarak, bu ziyaretimizi “ yavşaklık”la nitelendirdi. Kötü söz en güzel sahibine yakışır. İnsan yediği kaba işemez. Biraz saygısı olur. Sen bırak sana destek veren bizleri, sana destek vermeyen diğer insanlarla da daha iyi ilişkiler kurmak zorundasın. Bu yobaz yaklaşımınla sen bir sivil toplum kuruluşu lideri olamazsın. Olsa olsa sarı sendika ağası olursun. Sen yediği kaba işeyen adamdan farklı biri değilsin.
Ya işte aziz okuyucularım! Yavşak büyümüş bit olmuştu.Bendenizin yapacağı bir şey kalmadı.Olan oldu.Bekleyelim görelim. Bundan sonraki yol arkadaşlarımı daha dikkatli seçmeliyim. Her çalımdan sonra bir deneyim kazanıyor insan.
Kuzey Buz Denizini ocak ayında yararak, buz gibi suda yüzen aziz dostumun kulakları çınlasın.Bu tip insanlar için ”B..kunda mavi boncuk görüp sevindirik olmuş ” benzetmesi yapmıştı.
Havalara girenleri biraz dışardan seyredelim bakalım neler göreceğiz? Öyle abdest leğeni gibi şapkayı başa geçirip, orduyu göreve çağıran jakoben rektörler hakkında suç duyurusunda bulunarak sendikayı ne kadar büyüteceğini göreceğiz yakında.