Geçen gün otobüsle şehir içinde yolcu taşımacılığı konusunda yazdığım yazı beni şaşırttı desem yerinde olur.
Zira arayan arayana.
Bir kişi de tepki gösterse ya…
“Hay diline sağlık” diyen de var, “kalemine sağlık” diyen de.
Bu önemli bir kıstas.
Özellikle Belediye ve işi yapmakta olan Karmaş firması için.
Bu yazı iki taraf da okusun.
Ve neler yaptıklarına, neler olduğuna iyi baksınlar.
Bu kıstası da dikkate alsınlar.
İki gündür rahatsızlığımdan dolayı gazeteye gelemedim.
Mecburen evde kaldık.
Ama telefon telefon üstene.
Arayan herkes bir şikayeti dile getiriyor.
Bu kadar mı yakınılır?
Hadiseyi sulandırmak istemiyorum.
Bu yüzden üst üste haberler girmeyeceğim.
Allah var biraz da insaflı davranmak istiyorum.
Anlayan anlasın…
Yoksa yazacak çok şey var…
Köşe yazısına bazılarının alındığını, bazılarının ise kızdığını biliyorum.
Kusura bakmayın bunu dikkate almıyorum artık, alamıyorum…
Siz alacaksınız bazı şeyleri artık.
Dedim ya buraya kadar geldi.
Daha o yazıdan sonra bile ufacık bir olumlu gelişme olmadı.
En azından olacağına dair bir bilgi gelmedi.
Yahu bu kadar mı kulağınızın üstüne yatarsınız?
Veya yatmıyorsunuz da biz niye görmüyoruz?
“Sen kimsin lan ne göstereceğiz ki?” diyorsanız, ben bir hiçim de en azından bu gazeteyi okuyan, buradaki haberi başkalarına ileten, ondan sonra geniş bir kitleye yayılan bir sistem içindeki okuyucular, yani Kırıkkaleliler, ve yani vatandaşlar, kamuoyu var.
Yani…
Bana değil, neyinizi gösterecekseniz onlara göstereceksiniz.
Halil Danacı’ya vermişsiniz görevi…
Ne işe yarıyor Allah aşkına bu Halil Danacı?
Ne yapmış bu güne kadar bu adam?
Bi aramaz mı, bi sormaz mı, beni değil, sittir edin beni, hizmet sunduğunuz vatandaşı, kamuoyunu bilgilendirmek için bi bilgi vermez mi?
Böyle durumlarda arayan “Bize bi sorup bilgi alsan da yazsaydın…” demeye başlıyor.
Vallaha mı?
Adamın asabını bozmayın kardeşim, kaç kişiyi aradım herkes aynı cümle ile başlayınca aramanın da bi anlamı kaymıyor.
Ki, “aha oldu, aha olacak…”
Ne olacak, ne oluyor, neden bahsettiğiniz bile anlaşılmıyor.
Artık anlaşılmaz olmaya başlıyorsunuz.
Anlatabiliyor muyum?
Ne yapacaksınız kardeşim onu izah edin.
Özetle, millet mağdur ve perişan.
Bana ne Karmaş’tan…
Üstelik Karmaş’tan da bir ses çıkmadı hâlâ…
Diyelim ki gazi…
Biner arabaya, kartını gösterir.
Tapu gibi.
Karmaş’ın kendi kartı olacakmış, o olmadan binemeyecekmiş.
Hiç umurumuzda değil.
Dedim ya burası Güney Afrika’nın beşinci sınıf bir şehri değil.
Bir görev verildiyse size o görevi layıkı ile yapacaksınız.
Bu arada Veli Bey’e tekrar seslenmek istiyorum.
Abi kusura bakma…
Yazılara darıldığını biliyorum.
Ama gerçekten buraya kadar geldi.
Görev verdiğin adamlardan bazılarının kamusal hizmetin ne demek olduğunu bilmesi lazım.
Yanına biri gittiğinde en sıradan, en basit bir iş için bile sanki büyük bir yükmüş gibi, büyük bir sorunmuş gibi surat ekşitmesi, niye geldi ki bu iğrenç tip yaklaşımı sergilemesi ona değil sana zarar veriyor. (Bunun bu konuya alakası yok ama yeri geldiği için yazıyorum bunu…)
Haa, alınacakmış, kusura bakmasın, eğer öyle yaparsa karşılığını da böyle görür.
Sana nasıl itibaren eden varsa, onarla da itibar etmeyi, en azından bulunduğu mevkiye o itibara ve sana borçlu olduğunu bilmesi lazım.
Diye düşünüyorum, bu konuda da anlayışlı olacağına inanıyorum.
Ara sıra, bazen böyle konuşmak da gerekiyor…