Kısacık boyuna rağmen İsmail Kısabacak bilardo masası etrafında Amerikan Bilardosu oynuyorlar.Bazen uzak toplara istaka ile vurmak istiyor ama uzanamıyor, masaya abanıyor, atış pozisyonu alıyor,hele geri çekilip orta parmağı ile göbeğini keyifli keyifli kaşıması ; birde şu cigara külünü kül tablası olmasına rağmen sağa sola rastgele çırpması var ya çağaş bir davranış değil ama o kadar kusur kadı kızında da olur. Bu davranış kalıpları Bozok steplerinden kalma. Onu seyredenler masaya abanma pozisyonlarını abartarak gülüşüyorlar.
” --İsmail bey altına bir tabure koyalım mı? “ diye takılıyorlar.
Bu takılmalara içinden kızsa da belli etmez .Etrafa öyle bir bakış atar ki sinsi at hırsızı bakışı olduğuna anlarsınız.
İsmail beyle epeydir bir arada oluyorum. Bugüne kadar neye kızdığını ,neye küstüğünü anlayamadım .O kadar çağdaş eğitimden geçmiş olmasına karşın Karda yürüyen izini belli etmeyen şark kurnazlığını üstünden atamamıştır. Tam bir fenomen. Bendeniz araklama bilimsel makale yazan bazı üniversite hocaları gibi bilimsel bir kariyerim yok ama bu fenomeni ilerde çözeceğimi aziz okuyucularıma vaat ediyorum
İsmail bey kendisi sıvacıların duayeni ve sıvacılar birliğinin kurucusu ama müthiş vuruşları olan biri.Mala vura vura ünsiyet kazanmış.
Kendini oyuna öyle kaptırıyor ki ,sanırsınız ki hakiki Amerikan topuna vuruyor.Hele orta delik atışları kameraya kayıt edilecek cinsten. Bilardo tarihine geçecek vuruşlar. İsmail bey oynarken mest ediyor.
Öğretmen evi müdürü bu kadar güzel hizmetler yapmış ama bilardo masasının üstüne gelecek şekilde tavana bir kamera koymayı becerememiş. İşte buradan hatırlatıyorum. Sayın müdürüm ne olur bu hizmeti öğretmenlerimizden ve sayın Kısabacak’tan esirgemeyiniz. Türk spor tarihine katkımız olsun.Gelecek nesiller İsmail beyin kayıt altına alınmış vuruşlarını izlesin de atalarının ne biçim vuruş yaptıklarını görsünler .
--Sayın Kısabacak oyuna öyle daldınız ki etrafı hiç görmüyorsunuz .Hem oynayın hem de sizinle biraz bilardo üzerinde sohbet etsek ne dersiniz?
“—Bilardo bizim ata sporumuzdur. Atalarımız bunu Asya steplerinde at üstünde oynarlardı. Malumunuz büyük bir kuraklık oldu Türkler ana yurdu terk etmemek için uzun zaman direndiler . Ama şartlar gittikçe zorlaştı. Sonunda önde dişi kurt Asena , arkada erkek kurt Börteçine yol gösterdi. Yollara düşüldü. Büyük göç başlamıştı. İşte o zamanlar bilardoyu Pering Boğazı üzerinden Amerika’ya geçirdik . Zaman sonra bilardo batılı bir oyun olarak Anadolu’ya getirildi.Biliyorsunuz bu spor çok çağdaş bir spor. Ülkemizde çağdaşlaşmanın bir kanıtı sayılır. Sayın müdürüm çok büyük emekler harcayarak bu hizmeti buraya taşımışlar .Böylece bizler Ata sporumuza yeniden kavuştuk.”
--Sayın Kısabacak Bizim böyle çok güzel değerlerimiz vardı. Zamanla bunlar unutuluyor. Bunları yaşatamıyoruz. Ne dersiniz?
“ Evet günümüzde insanlar çok çabuk tüketiyorlar. Şok ve kısa zevklerden hoşlanıyorlar.Yaptıkları Hit müzikler bile bir hafta dayanmıyor.
Misal Nazan Öncel “”Sokarım senin politikana “” diye bir parçası vardı, şimdi kimse hatırlamıyor.Gülben’in Uçuracağım seni, Ayaklarını yerden keseceğim “”minik serçenin “Suyundan da koy” şarkısı bazılarının ağzının suyunu akıtıyordu, Yonca Evcimik bir zamanlar”” bandıra bandıra ye beni”” Diye ekranlarda zıplıyordu.Tarkan yakaladığın mucuk yapıyordu.
Genç kızlarımız ,erkelerimiz transa girip kendinden geçiyordu. Bütün bunlar çağdaşlaşmak için yapılıyor.Gençlerimiz bu sanatçı bozuntularını çağdaş şeyh olarak görüyor ve tapınıyor.
Kartel medyası da, cinsel eğilimleri belli olmayan bu adamları “Genç kızların ilahı(!),Yada her gece başka eğlence mekanlarında sevgili değiştirenleri de ilahe(!) olarak sunuyor.”
--Bizde de ne sabır var.değil mi?
“--Eee bunlar böyledir. Bu ülkede radyolarda bağlama çalmanın halk müziği söylemenin yasak olduğu bir dönemden geliyoruz.Milli şef dönemini unutmak mümkün mü.O zamanlar dünyada şeflik dönemi moda idi. İtalya da Faşist Musollini Almanya’da Hitler. Rusya’da Stalin vardı. Bizimkilerde onlara özenmişler Kahraman basınımızda Onlardan milli şef hazretleri diye söz ederlerdi.Bu “Hazretleri” kelimesi sonradan irticai bir çağrışım içerdiği için kullanımdan vazgeçildi.Hala değiştirilmesinin teklifi bile yapılamayan bazı yasa maddelerinde” Efendi ,bey ,paşa” gibi unvanları bile kullanmak yasak olmasına rağmen medyamız bu unvanları sıkça kullanır.”
--Ama halkımız hala zevkle türkü dinliyor.Sanat müziğinden zevk alıyor.
“Halkımız kadirşinas bir halktır kendisine hizmet edenleri asla unutmaz. Kendi sanatına hizmet eden,örf ve adetlerine saygılı olan sanatçılarına sahip çıkar.
Düşünseniz bir kere “Seni ellerin olsun diye mi sevdim “,Elbet bir gün geleceksin lakin vakit geçmiş olacak”,””Bir bahar akşamı rastladım size””Şarkıları yıllarca dinlenecek Hele Yozgat sürmelisi zevkle dinlenmeye devam edecektir.sözlere bir bakın taşıdığı sanata, edebe, hayaya, namusa bir bakın birde ötekiler bakın .
Ama Nazan Öncel’in Sosyopolitik şarkısı “Sokarım Politikana “sını ancak çağdaş zıpırlar dinlerler .Tabii ki müzik ve sanat alanlarındaki yozlaşmayı buradan izleyebiliriz. Kültürel yozlaşmanın en belirgin vasfı; yeni nesillerin kendi sanatlarından hoşlanmamaya başlaması ve yabancı sanatlara hayranlık duymasıdır.Buna Egzotizm denir. Yabancı sanat anlayışları öyle kabul görür ki Kendi sanatından insanlar utanır hale gelir.Kendi sanatlarının gelişmemiş olduğu,insanın ruhuna hitap edemediği zehabına kapılır. Eee milli şef taraftarları bundan gurur duyabilirler. İnsanlar eserleri ile öğünür.”
İsmail bey bu arada öyle bir vuruş yaptı ki görseniz sizde şaşarsınız.Bir vuruşta orta deliklere birer top soktu. Seyirciler gülmekten yere yatacaklardı.Anlaşılan İsmail bey iş yorgunluğunu burada gideriyor.Bol bol stres atıyor .
--Aziz okuyucularım görüyorsunuz İsmail bey yıllarca Avrupa’da özellikle Fransa’da kalmış orada sıvacılık mesleğini en ince ayrıntıları ile öğrenmiş.Frnasanın aldığı kararı nasıl buluyorsunz?
--“”Hele bizim jakobenlerin hayranlıkla izledikleri Fransa Ermeni soykırımı yoktur demeyi yasaklayan yasayı meçlisinde kabul etti. Jakobenlerimiz şoke oldu.Hayal kırıklığına uğradı .Hele sosyalist enternasyonale üye partimiz ihanete uğradığın düşünüyorlar. Allah’tan halkımız okullarda Fransızca öğretilmesine pek itibar etmedi. Jakobenlerimizin elinden toplumu başkalaştırma imkanı kendiliğinden alınmış oldu.Yabancılaşma ve sanat yozlaşmalarına millici yaklaşıyorum. Ama bizim çağdaşlaşmacılar onu dikkate alırlar mı bilemem ? Yerli duruşlar eskidi, küresel duruş moda .
Ne diyelim insanlık iki devir yaşamış; Birincisi taş devri ,ikincisi puşt devri .Ahir zamandayız Yüce Allah sonumuzu hayır etsin .””
--Sayın Kısabacak sizinle karşılaşmak ne güzel .Bugün hem stres attık hemde kültürel yozlaşmadan konuştuk .Bu arada bilardonun tarihçesini öğrenmiş olduk.
--“Bendeniz bildiklerimi başkalarına öğretmeyi aile terbiyem gereği görev sayıyorum.gençlerimize kültürümüzü aktarabilmişsek ne mutlu bize.”
-- Sayın Kısabacak izin verirseniz yakında tekrar sizinle sohbet etmek isterim. Görüşlerinizi kamuoyu ile paylaşmak isterim
.Teşekkürler.
--“Bendeniz teşekkür ederim.