Bu yılın Mart ayında Zaman Gazetesi’nde bir haber okumuştum. Sağlıkta yolsuzluklar üzerine. Dün nereden aklıma geldiyse haberi yeniden buldum ve okudum. Okuyunca da sizlerle paylaşmak istedim. Haberde; Yıllık 30 milyar liralık harcamanın yapıldığı sağlık sektörünün yolsuzlukta ilk sırada yer aldığına dikkat çekiliyor. Bununla birlikte bu konunun bizimle alakalı olan bölümü; sağlık alanında en fazla yolsuzluk operasyonunun yapıldığı iller arasında Kırıkkale; Şanlıurfa, Şırnak, Diyarbakır ve İstanbul’dan sonra 5. sırada yer alıyor. Tebrikler (!). Sağlık alanında ki yolsuzluklarda ilk 5 arasındayız.
Sağlıkta yolsuzluk nasıl yapılıyor? Ağırlıklı olarak usulsüz sağlık karnesi ve reçete kullanımı. Bunlar bilinenler. Birde başka bir yöntem var. Ard niyetli kişilerin kullandığı bir yöntem. Onu anlatayım;
Bir sağlık kuruluşu açıyorsunuz. İşler çok güzel. Paraya para demiyorsunuz. Hastalar geliyor, muayene, tahlil derken kasa doluyor. Sonra devlet bakıyor bu işte bir terslik var. Vatandaş eline iğne batsa hemen muayeneye gidiyor ama kurum iğne batmasına kırk tane tahlil çıkarıyor. Bakıyor devlet burada bir art niyet var. Sağlıkta yeni bir düzenleme getiriyor ve vatandaşın kamu hastanelerine yönlenmesine vesile oluyor. Bu durumda sağlık kuruluşunun geliri bir anda düşüyor. Yönetim kurulu panik içerisinde çareler arıyor. Kimisi ‘kapatalım’ diyor. Kimisi aldığı maaşıda düşünerek ‘yok işlerimiz çok güzel. Hatta artış var.’ edebiyatı yapıyor. Mesela kuruluşun müdürü kapansın ister mi, aylık 10-15 bin TL maaş alıyor. Birde kendine yönetim kurulu başkanı süsü veriyor. Kim bu düzenin bitmesini ister.
Ama durum vahim. Hastalar her geçen gün azalıyor. Bir şeyler yapılması gerekir. Ne yapalım derken eğer art niyetli iseniz pratik zekanızı çalıştırıyorsunuz. İşte tam burada TC kimlik numaraları ve acil poliklinik hizmetleri devreye giriyor. Mesela; çocuğunuzu birgün o kuruluşa muayeneye götürmüşsünüz. Muayenede TC kimlik numarası alınıyor. Sonra nasıl oluyorsa o kimlik numarasından defalarca giriş yapılıyor. Tabi ki acilden. Neden acilden; oradan girişlerde vatandaşa ücret kesilmiyor. Ama kuruluş devletten her girişte para alıyor. İlginçtir hep aynı doktor üzerinden yapılıyor bu girişler. Aslında çocuğun muayene falan olduğu yok. Olmuş gibi gösteriliyor. Yine örnek olarak söylüyorum; o giriş tarihlerine bakıyorsunuz sözde muayene olduğu gün herhangi bir ilaç alınmamış. İki gün sonra üç gün sonra bir hafta sonra hiç ilaç alımı yok. Yani sözüm ona hasta çocuk muayene gidiyor ama her nedense muayene sonrası ilaç alınmıyor yada yazılmıyor. Niye; çünkü zaten çocuğun muayeneye gittiği falan yok. Fason giriş.
Sonra ne oluyor; devlet bunu takibe alıyor. Bakıyor ki bu fason girişler artmış. Hemen denetim görevlilerini kuruluşa gönderiyor ve inceleme başlatıyor. Bu arada o fason girişlerin yapıldığı hastalarda tek tek çağırılıyor. Siz şu tarihte şu kuruluşa muayene oldunuz mu olmadınız mı? Sizi muayene eden doktoru tanıyor musunuz? Nasıl biri? Cevap genelde aynı; hayır olmadık. Tanımıyoruz. Biz oraya bir defa şu tarihte gittik. Bir daha da gitmedik.
Peki sonuç; sonucu devlet belirleyecek. Tabi ki bu anlattıklarım art niyetli kişilerin yaptığı. Bunlar devleti dolandırmaktan, yetimin malını yemekten korkmazlar. Sonrada çıkarlar insanların karşısına dürüstlükten dem vururlar. Var mı derseniz böyle insanlar e var ki Kırıkkale sağlık yolsuzlukları operasyonlarında ilk 5 il arasına girebiliyor. Allah ilimizi ve bizleri böyle kötü niyetli kişilerden korusun. Bunların gözü doymaz çünkü. Kazandıkta kazanalım derler sonra sizin bizim cebimize göz dikerler. Ne diyelim; dün gece idrak ettiğimiz Miraç Kandili yüzü gözü hürmetine hakkımızı yiyenlerden Allah hesabını sorsun. Ama ondan önce inanıyorum ki devletimizin adaleti de bunun hesabını soracaktır. En kısa zamanda sizlerle daha somut gerçekleri paylaşacağım. Bunlar kirli Yaşamlarını devam ettirmek için Kale gibi bir sistem kurduklarını düşünüyorlar. Ama öyle değil. Kale sarsılıyor. Merak etmeyin, takip ediyorum…