Karadan denediler birkaç ay evvel,
Din kardeşi Arap Mısır’dan vekiller dahil bir tır dolusu dayak yiyerek geri döndüler.
Çare tükenir mi kafaya koymuşsan eğer yapılması gerekenlerin yapılması için, bir kez de denizden olsun dediler.
Olsun ama gemi lazım!
Türk vatandaşlarının vergilerinin ürünü, İstanbul büyük şehir belediyesine ait bir gemiyi çitlek parasına sattın aldılar.
Boya-sıva işleminden sonra gemiyi adı sanı duyulmadık kıytırık bir ada ülkesine tescil ettirip yola çıkılmaya hazır hale getirdiler.
Eksik olan geminin uluslar arası statüye kavuşturulmasıydı,
Onu da anadan Türk olup sonradan kazandığı hakla Amerika, İrlanda, Bulgaristan, Afganistan, Pakistan vs. vatandaşı olanlarla hallettiler.
İsrail, “ gelmeyin vururuz” dedi.
Kurulmasında Erbakan’ın ön ayak olduğu İHH “geliyoruz ne biliyorsan onu yap” dedi.
Gemiye dolduranlara iyi gaz vermiş olmalılar ki,
Çıkması kaçınılmaz olan arbede de Siyonistleri analarından doğduğuna pişman etmek, karpuz gibi kafalarını yarıp ellerine vermek için kuş lastiği, levye, çivili tahta gibi akla gelebilecek ilkel, ama ehil ellerde öldürücü olan silahlar ve bir yaşına değmemiş bebelerle yola koyuldular.
İlk gün, dokuz ölü, birkaç yaralı.
Ne yoluna!!!!
Aynı gün İskenderun da altı Memet Şehit.
Vatan yoluna.
Apar topar Şili’den geldi başbakan. Aldı-verdi Siyonistlere kükredi adeta. Hamas bizim kardeşimiz, onlar seçimle geldi, meşru hükümettir dedi.
İskenderun şehitleri ile ilgili dişe dokunur bir şey demedi!..
Arap Türk’süz, Türk Arapsız olamaz derken, Kürt açılımı ile akraba, kardeş, Candaş, yoldaş olmuş iki Türkiye vatandaşı arasına kırmızı çizgiler çizdiğinin ayırdına varmadı!..
Yoğun baskı sonucu,
İsrail öldürdüğü insanları iade etmeyi kabul etti yaralılarla birlikte.
Ertesi gün, ölen iki insanın cenazesi Edirne kapıda defnedilecekti.
Beklettiler birini…
Yoğun kalabalık ve tekbir sesleri içerisinde birini, ertesi gün diğerini gömdüler. Devlet erkanı, bakanlar başbakan kim varsa hep ordaydı. VAN MÜNİT ruhu yeniden doğmuştu sanki.
Vatan yoluna gidenler,
Asker, yakınları ve duyarlı birkaç yüz vatandaşın katılımı ile ana kucağına gönderildiler.
Devlet erkanı o ara İstanbul’daydı.
Katılım olmadı onlardan, olansa protesto edilme korkusu ile öne çıkmadı.
El sonuç!..
Yetkiyi,
Selahiyeti,
Parayı,
Gücü, nerden aldığı bilinmeyen birileri, Yemende İngilizlerle bir olup yüz binlerce memedin kellesini kesenlerin torunlarına yardıma giderken gelme, vururuz diyenler tarafından vurulup öldürüldü, şehit ilan edildi;
Diğerleri vatan nöbeti tutarken haince saldırıya uğradılar, her zamanki denilenin dışında farklı bir şey diyen çıkmadı.
Ve bunların tamamı iç günde oldu bitti!..