Yasak…
Türkiye yasakları seven bir ülke.
En ufak bir sorunda yasak ediyoruz sorunla ilgili şeyi ve kurtuluyoruz.
Aslında kurtulduğumuzu sanıyoruz.
Kurtuluş yok.
Sorunu daha da büyütüyoruz.
Özgürlük alanlarını/alanlarımızı daraltıyoruz…
İnternet arama motoru Google’de yasaklanacakmış.
Hatta yasak başlamış bile.
Arama işlemleri yavaşlatılarak başlamış bu çalışma.
Güzel…
Sanki millet yine giremeyecek.
Yasaklama ile ana giriş kapısı kapatılıyor.
Sonra yasal olmayan yollardan giriş başlıyor.
Yani yasaklamanın bir anlamı yok.
Bu, bize özgü bir şey.
Zaten her şey bize özgü.
Yasa çıkaracaksak İsviçre’den aldığımız yasayı aynen uygulamayalım diye bu yüzden diyoruz.
Zira bu ülkenin referansları dikkate alınmalı.
Avrupalıların doğal bulduğu bir şeyi biz doğal bulmayabiliyoruz.
İşte Google yasağı.
Daha öncesinde Youtube yasağı.
Dün yerel gazetelerde ilginç bir haber vardı.
Dilenciler dedektör ile aranmış.
Alın size ilginç ve bize özgü bir şey.
Olacak iş mi?
Utanç verici bir şey aslında insan olarak.
Hangi ukala bunu yaptı bilmiyorum.
Ama şu bir gerçek ki insan haklarına aykırı bir davranış.
Tamam tepkiliyiz ama onlar da insan.
Böyle şey olur mu?
Dua edin ki, bu hadiseyi böyle geçiştiriyoruz.
Burada İnsan Hakları Kurulu çok da böyle özele indirgenen çalışmalar yapmıyor.
Başka bir ilde bu hadise böyle karşılanmaz.
Mutlaka reaksiyon gösterilir.
Bu da bize özgü bir şey.
Daha neler var neler…
Yani şuraya sıralasanız yer yetmez gerçekten.
Bunu uzun uzun anlatmaya gerek yok.
Geçenlerde yazdığım “Türk zekası” isimli yazı tam da bu konuya göre aslında.
Tepesinden zeka fışkıran bir milletin elinden her iş gelir.
Bazen de madara olur…
Yazıyı iki örnekle bitireyim.
İsveç’te 80’li yıllarda telefon bedava iken, buraya işçi olarak giden Türkler, jetona ip bağlayıp bedavadan konuşmaya çalışıyorlarmış.
Bir İsveç’li gelerek bunu yapmaması gerektiğini, çünkü görüşmenin bedava olduğunu söylemiş.
O Türk utandı mı bilmem, ama utanılacak bir şey var…
Almanya’da parklarda “Burada mangal yapılmaz” yazan tabelanın yanında bizim milletin mangal yaptığını görürsünüz.
Bir diğer örnek Avrupa’nın bir çok ülkesinde dükkan vitrinlerindeki camda “Lütfen cama dokunmayın” yazıyor.
Neden sadece Türkçe.
Örneğin Arapça, İspanyolca, Almanca, İngilizce değil.
Sadece Türkçe…
İşte bu bizim referansımızdan kaynaklanıyor.
Hangi ülkede dilenci dedektör ile aranır?
Hangi zeka bunu gerektirir?
Ve hangi zeka bunu garipsemez?
Enteresan…