Benim
atalarıma soykırım yaptı deyip barbar sıfatını yakıştıranlar, gözlerinizi iyice
açıp da bakın bakalım; esas barbar olan ve soykırım yapan kimdir?
Gazze’de
perişan bir halde yaşayamaya mahkûm edilen kardeşlerimiz için bir yardım filosu
yola çıktı. Türkiye’nin önderliğinde gerçekleştirilen bu yardım filosuna
dünyanın dört bir yanından katılanlar oldu. Yardım filosunda her ülkeden,
dinden, milletten, ırktan insanlar bulunuyor. Tek ortak yönleri içlerindeki
insan sevgisidir. Dünyanın neresinden olursa olsun aynı amaç için bir araya
geldiler; Gazze halkına insani yardım götürmek.
Adı
üstünde insani yardım gemileri bunlar. İçinde Gazze’de zor durumda olan çoluk
çocuk herkese verilmek üzere gıda ve ilaç var. Sizin yaptığınız gibi gizli ve
sırlarla dolu bir gemi değil bunlar. Bu gemilerdekilerin amacı sana saldırmak
da değil. Bütün bunları bilerek bu gemilere saldırmak hangi insani mantıkla
açıklanabilir. Bir kaşık suda fırtına koparanlar uluslar arası sularda yapılan
bu hunharca saldırıya ne diyecekler acaba?
Bunları
yazmaktan bıktık; ama bir gelişme olmuyor. Dünyada devekuşu fazla olunca, bana
dokunmayan yılan bin yaşasın diyenler oldukça ve emperyalist zihniyet yaşadıkça
bu olaylar olacaktır. Bildiğimiz türden açıklamalar gelmeye başladı. Aynı
kalıptan çıkmış standart kelimeler ve cümleler: Gerçekten üzücü bir olaymış. Kabul edilebilir
bir şey değilmiş. Yaşanan olaylar endişeyle izleniyormuş.
İsrail’in
ekmeğine yağ sürmekten çekinmeyenler de olayı görmezden geliyor. Hiç merak
etmeyin çıbanbaşı büyüyünce sizi de yakalayacaktır. Ailenizin yaramaz çocuğu
rolünü üstlenen İsrail kendisine düşen görevi yerine getiriyor. Peki, artık
gizlisi kalmamasına rağmen kendini gizleyen destekçiler ne yapıyor; sinsice
sonucu bekliyor. Yarın sizin bu değerli (!) oğlunuz serseriliği arttırıp sizin
üstünüze de saldıracaktır. Zamanla doyumsuzlaşacak çocuğunuz hırsına yenik
düşüp sizin de defterinizi dürecektir. Yaptığınız hiçbir şeyden memnun olmayıp
daha fazlasını isteyecektir. O zaman da üzücü bir olay diyebilecek misiniz?
1947
senesinde buraya yerleştirilen İsrail’in bu topraklarda kendine benzer hiçbir
ırkının olmadığı bilinmiyor muydu? İsrail’in bu topraklarda çıbanbaşı olacağı
görülmemiş miydi? O zaman BM’den çıkan bu kararın dünya barışına ne gibi bir
katkı sağlayacağı düşünülmüştü ki? Tamamı Arap ve Müslüman olan bir coğrafyaya
kel alaka bir millet hangi iyi niyet düşünülerek yerleştirilmiş olabilir ki?
O
zaman buna karar verenlerin amacı bu toprakların zengin yer altı varlıklarını
bölmek değil miydi? İsrail’in maşalığında buralarda huzursuzluk çıkarmak ve
buradaki bütün ülkeleri birbirine kırdırmak değil miydi? O zaman ekilen fitne
ve fesat tohumlarının bir gün büyüyüp ayrık otu gibi her yeri saracağı hesap
edilmişti herhalde! Şimdi timsah gözyaşları döken emperyalist ülkeler perde
arkasında ellerini ovuşturuyorlar. Ektikleri tohum büyüdü ve fitne çıkarmaya
başladı. Yıllar önce hayal ettikleri emelleri gerçekleşmeye başladı. Zakkumu
ekenler, şimdi köşelerinde oturmuşlar zakkumun aldatıcı güzel çiçeklerini
seyrediyorlar. Planlarının güzel bir şekilde gerçekleşmeye başladığını
sanıyorlar. Zakkumun zehri akmaya başlayınca kimseyi ayırmadığını görmeyecek
kadar da ahmaklar.
Ülkemin
gösterdiği hassasiyeti niye başka bir ülkeden göremiyoruz. Verilen beyanatlar
niye hep eveleme geveleme kelimelerle geçiştiriliyor. Bu kıvılcımın bütün
dünyayı saracak kadar büyük bir yangına dönüşebileceği görülemiyor mu?
Kendini
bilmez şımarık bir ülkenin bu yaptıklarına dur demenin vakti gelmedi mi?