Olmaz denilen sonunda oldu,
Başbakanımız sayın Recep bey sonunda dişine göre bir rakip buldu.
O,
Rize menşeli Kasımpaşa’lıydı…
Senin-benim gibi sıradan bir aile içerisinde doğmuş,
Büyümüş,
Hayata atılmıştı.
Bakmasını bilen her vatandaş kendisinden bir şeyler buluyordu onun şahsında.
Afilli yürüyüşü,
Üst perdeden seslenişi,
Bazen sert, bazen sevecen bakışı etkiliyordu insanlarımızı.
Her şeyden önemlisi,
O’da geçim sıkıntısı içerisinde büyümüş,
Zaman zaman hane bütçesine katkı sağlamak amacı ile simit satmış, ayakkabı boyamış, bir çok işe girip çıkmış…
Tıpkı bizler gibi.
Lakin kader! Başbakan olduğunda çekip almış onu bizim saflarımızdan.
Şimdi hali vakti yerinde,
Havuzlu-mavuzlu villaların, armatör bir oğlun, mücevheratçı mahdumların sahibi kendisi.
Ben görmedim ama görenler diyor, villaların etrafına ördürdüğü kale surları gibi duvarlarla halktan tamamen ayırmış kendisini.
CHP’nin çiçeği burnunda genel başkanı sayın Kemal bey, Tunceli menşeli Ankara’lı.
Sıradan bir memurun oğlu olarak varla-yok arası ortamda büyümüş.
Aile bütçesine katkı,
Cep harçlığı çıkarma çabaları onda da mevcut.
Çalışkanlığı,
Dürüstlüğü,
Ve
Bulunduğu makamların sorumluluğunu taşıyabilmesi, hızla yükselmesini sağlamış.
İsteseydi onun mahdumları’da ticaretle uğraşır, sadece SSK ihaleleri ile ünlü birer ticaret erbabı olabilirdi diyorlar;
Fakat ne o istedi devlet malını kendi bebelerine vermeyi, nede bebeleri bu işe yanaştı.
Hepsi okudu.
Ama baba parasıyla. Hepimizin çocuklarımızı okuttuğumuz gibi.
Alternatif yok diyenler şaşkın şu an.
Sıradan bir ailenin çocuğu olarak bağrımıza bastığımız sayın başbakanımız Recep bey çıtayı atlayıp karşı şeride geçti.
Kemal bey ise burada, aramızda.
En yakın seçimde halk değerlendirmesini yapacaktır muhakkak.
Kim bizim sorunlarımızı kendisine dert ediniyor,
Kim kadere terk ediyor…
Namusu, alınteri, ve emeği ile geçinmeye çalışanlar bekleyip göreceğiz.
Not: kurultayların kadrolu divan katibi hakkında şu an bir şeyler yazmıyorum. Verilmiş sözüm var. Az zaman sonra bazı şeyler paylaşacağız elbet.
Ahmet yeşil