İnsan vardır iki şafak arası yaşar.
Biri sabah şafağı, öteki akşam şafağı…
İnsan vardır, yaptıkları ile akıldan çıkmaz ve insan öldükten sonra da yaşar.
Sadece hafızalarda değil, arşivlerde yaşar, yazılarda yaşar…
İşte ben de şehrimizin sayın belediye başkanını arşivime alarak, ilimizin güzide başkanını kendine has hizmet anlayışı ve icraatlarıyla arşivime almak, sizinle de paylaşmak istiyorum…
Çünkü bu memleket böylesi icraatlara pek şahit olmadı, sanırım ileriki zamanlarda da olamaz…
Bu bir beceri işi, kabiliyet, kapasite meselesi…
Bu icraatlarından dolayı Kırıkkale tarihinde ilk defa üst üste seçilme başarısını sağlayabildi. Kutluyorum, onu seçenleri de tercihlerinden dolayı tebrik ediyorum…
Amiyane tabirle “zorlu bir iş yaptınız, bravvoooo”
1. Bu hafta müzeler haftası olduğu için önce bu konudan başlamak istedim.
M.Pekdoğan Kültür Parkında bir müze var; bu müzenin içindeki eserlerin hepsi Kültür Bakanlığı tarihi eserler envanterine kayıtlıdır.
O müzenin bakımından ve korunmasından belediye sorumludur.
Ama o müzedeki silahlardan birisi önce İstanbul’a gönderiliyor, sonra Ankara’da emniyet tarafından yakalanıyor.
Belediye yetkililerine “BU silah müzede şu numarada kayıtlı silah, mahkemeye avukatınız girsin ve bu silaha sahip çıksın” diyorlar.
Fakat hiç birisi çıkıp da “bu silah bizim müzemize ait” demiyor, diyemiyor.
Silah şimdi yok.
Müzede birçok eserin eksik olduğu iddia ediliyor.
Hatta eserlerin bakımsızlıktan paslanıp bozulduğu da binanın görünümünden belli…
BU ne? Suç…
BU suçu savcılara, adalete, halka ve özellikle tarihe karşı işleme cüretini kim gösterebilir? Kırıkkale Belediye Başkanı ve onun münevver ekibi…
Adalet devreye girer, bu konuda soruşturmalar açılarak o eserler kurtarılabilir mi? Göreceğiz..
Ey gafil tarih, al kalemi ve yaz bir tarafına; de ki, İlk defa bir müzeden belediye yetkilileri eliyle eser çıkartılıyor ve sağda solda gezdirilirken yakalanıyor, belediye de tükürdüğünü yalamayarak buna sahip çıkmıyor…
2. Ben Makro, Otel ve Alt Geçit şeytan üçgenini çok yazdım ve sayın başkan ısrarla Kırıkkale’de bir otel zorunluluğundan bahsetti.
Ben ise, hayır, bu binanın müsteciri veya müşterisi bir kuytuda tam siper yatıyor, dedim.
Terminal yapılırken, bu kadarını yapmazlar ümidi ile böyle bir tahminde bulunmadım.
Evet, şu an Kırıkkale Belediyesi 22 dönüm arsaya sahip o muhteşem terminali satılık etti. Sat-tı, sa-ta-cak….
Hem de çerez parasına, değerinin çok çok altında, insafsız ve vicdansızca…
Allah korkusundan uzak ve onursuz kokularla gidecek bu terminal…
Hani bu elzemdi, halkın ihtiyacı idi, seçim martavallarında bu gün kusmuk gibi iğrençleştirdiğin hizmet hezeyanlarının başında bu vardı.
Yarın Kapalı Pazar Yeri için bu günden satış hazırlıkların mı var yoksa?
Beyefendi, orası Kırıkkale’nin ortak kullanım alanıdır ve sen orayı eğer bir meclis kararıyla satmaya kalkar da, satışı için yuhalanmaya değer karakter zafiyetine haiz yalaka eller kalkarsa, laneti hak ettiğinizi bu günden söylüyorum.
Peşkeşlerle, avukat besiciliği ile beceriksizliğinle iç ettiğin, hesabını bile vermekte acze düştüğün belediye bütçesini kurtarmak için orayı satmak onursuzluktan başka nedir?
Deki, bu şerefliliktir…
De ki, bu akıllılıktır.
De ki, bu insanlıktır.
Gel bunu halka sor ve cevabını al.
Sen sana bırakılan hizmetlere yenilerini eklemekten acizsin, bu doğru…
Sen sana teslim edilen belediyeye ait mal ve eserlerin korumasını bekçiliğini ve bakımını bile yapamayacak kadar beceriksizsin bu da doğru.
Bunlar beceriksizliktir, derbederliktir, bu bir noktaya kadar te’vil götürür.
Ama şerefli bir babanın yerine geçen bitirim evlat gibi satıp savarak kurumu bitirmene sessiz kalamayız, halk sessiz kalamaz…
Sayın başkan, bu güne kadar sattıklarınla düze mi çıkardın belediyeyi?
Yine altındaki koltuğa kadar icralık durumdasın.
Burayı satınca da aynısı olacak…
Allah aşkına bir şey yapma, senden kimse bir şeyde beklemiyor.
Ama mevcudu bari koru…
Kırıkkale’li AKP liler ve STK lar, konuşun…
Kalkın ayağa…
Gidin Beşir Atalay’a, sayın başkanın eski dostum dediklerine…
Deyin ki, “Bu başkanı ikinci defa Kırıkkale’ye gönderdiniz. Sattı savdı bir şey koymadı, sıra terminale geldi. Engel olun, sattırmayın. Yardım edin ve acizlikten kurtarın. Bu dorunu çözün” deyin..
Son söz: Sayın Korkmaz, senin bu şehirde bir şeyi satabilmen için, en az o kadar bir eser koyman lazım. Sen ise aczini ve zulmünü halkın hakkı ile örtbas etmenin çabası içindesin.
Ey gafil tarih, kalemi al, bunu da yaz…
Ne mi yazacaksın?
Ben söylersem suç olur, sen kafana göre ağzını doldurarak yaz.
Ben yazmaya devam edeceğim…