09 Eylül 2010 Perşembe

24.05.2010 11:10:32 680  defa okundu.

HAVADAN-SUDAN BİRAZDA KÖMÜRDEN…..

 

Merhaba dostlar.
Yine uzun bir ara vermişim. Artık affınıza sığınacağım.
Gündem o kadar hızlı  ki.
Her  saat, her an yazmak gerekir yetişmek için.
Ama ne mümkün.
Bu gün  size, beni anlatacağım ..
Yıllar önce Kırıkkale ‘ye geldiğimde  Zafer caddesinde açmıştım muayenehanemi.
İlk yıllar.
Meslekte yeniyiz daha .
Bir gün kapı çaldı.
Yanımızda çalışan da yok. Mecbur ben açtım kapıyı.
Uzun boylu, kilolu , babayiğit bir abi.
-Buyrun dedim.
- Dişçi yokmu ?dedi.(  hay dilini kediler yesin.Bu DİŞÇİ lafına hep gıcık olurum)
- Buyurun ben Dişhekimiyim dedim.
Tabi benim boy kısa sayılmaz ama abinin yanında lorel-hardi gibi.
Ben abiyle konuşurken başım yukarda, meydan okuyorum hayata.
Abi, şöyle bir baktı  ve
·     Senmisin o.? Dedi.
Epeydir aradığı ama bulamadığı biriyle karşılaşmış zannettim ve sevinerek
-Evet o benim.  Dişhekimi benim dedim.
·     Yani şimdi benim dişimi senmi çekeceeen ( e ler uzun çünkü şive  bu şekil.)
Dedim Allah izin verirse.
Dedi ben izin vermiyom.
Dedim neden
Dediki yok ,yok.
La havle vela kuvvete.
·     Ya sen daha çocuk sayılırsın nası çekeceeen.
·     Ya abicim.aha diploma. Kocaman asılı duvarda.
·     Bak evladım senin yaşın küçük bana bişi olursa sen az bi cezayla kurtarırsın ,olan bana olur.
·     Ya amca ne diyorsun
·     .Yok.ben sana diş miş çektirmem
·     Peki sen bilirsin
Gitti tabi. Arkasına bile bakmadan.
Sonra aynaya baktım. Aynada gördüğüm yeni mezun  bir dişhekimi.
Diplomada  ‘cumhuriyet kanunlarının tanıdığı bütün hak ve yetkilerden faydalanmak üzere  dişhekimliği diploması ve dişhekimi ünvanı verilmiştir’ diyordu benim için.
Evet o bendim. Ben Dişhekimiydim ve meslek hayatımın ilk yenilgisini almıştım.
Yıl 1991, aylardan aralıktı.   ve ben  mezun olalı 4 ay geçmişti bu  abi ile karşılaştığımda..
Yıl 2010 ,aylardan mayıs , artık sayamayacağım kadar çok yıl geçmiş.
O yılları hatırladığımda sobalı bir ev ve  bir türlü yakamadığım bir sobayı  hatırlarım hep.
O sobanın içine attığım ama yakamadığım kömürler.
Isınmak isterken dumandan gözlerimin yandığını,
O kömürleri  taşımak ayrı dert, külleri atmak ayrı dert.
Sadece birer kömür parçasıydı  onlar, birileri getirir birileri satar benim gibi birileri de yakardı.
Ve hala yakılır o kömürler.
O kömürler sobada yanarken, onu çıkaran işçilerde yanar usul usul.
Her tek kömür parçasında , göçen ocaklar, patlayan grizular ve emek şehitleri vardır hep.
Görmüşsünüzdür televizyonlarda ya da  gazetelerde
O işçilerin yüzü hep karadır, bahtları gibi.
Ocağa inerken bembeyaz olan o yüzler çıkarken kapkaradır
Kaç dakika ya da kaç saniye nefesinizi tutabilirsiniz.
Hadi deneyelim…………
En uzun tutanınız kaç  dakika.
 Çok fazla değil  ..1 bilemedin 2  dakika
İçerde havasızlıktan ölmek nasıl bir şey, yada patlama sonucu  duvarlara çarparak ölmek.
Bir lokma ekmek için yerin bilmem kaç metre altında.
Her an göçük olacak yada grizu patlayacak  endişesiyle yaşamak.
Ölen 28 kişi sadece birer isim değil ki.
Anaları babaları  eşleri çocukları yok mu onların.?
Var tabi.
Ve onların aileleri  , artık sobalarında kömür değil, acı yakacaklar.
Tencerelerinde aş değil,  kahır pişirecekler.
Her kış geldiğinde , sobalardan tüten dumana bakıp yitirdiklerini hatırlayacaklar.
Devlet büyük, tabiî  ki onlara yardım edecek.
Ama akşam olduğunda,  belki artık onlar soba yakmayacak.
Kara elmasa lanet edecek o aileler belki. 
Kömür, kara kömür, iyisin hoşsun ama rengin artık  çok kırmızı.
Artık, çok fazla  yakıyorsun bizleri.
Evet ,kalorin yüksek,  bende o kadar cana mal olsam bende iyi ısıtırım. 
.
Sadece birer kömür parçasıydı  onlar, birileri getirir birileri satar benim gibi birileri de yakardı. 
Sadece kömür  parçaları….. 
Kömür işçisi, emek şehitleri , ruhunuz şad olsun….

Yorum Yaz


YORUMLAR
Mehmet Erdemir:
Sevgili doktorum madem eskilerden bahis açtınız ben de sizinle ilgili iki anımı paylaşmak isterim.Birincisi(kimse duymasın)eskiden diş hekimlerinden çok korkardım ve kardeşimin önerisi ile ilk size geldim.Sizi tanıyınca dedim bu kadar tatlı adam hiç acı yaşatır mı. Diğeri de şehrin ileri gelenleri ile bir toplantı halindeydik.doğum günüm olduğunu ben bile hatırlamazken bir anda pastalar muzik falan şoke oldum.Seni seviyoruz Engin bey Kırıkkale seni seviyor.Seni tanımak çok güzel.
04.06.2010 18:16:55

YAZARIN TÜM YAZILARI
HAVADAN-SUDAN BİRAZDA KÖMÜRDEN….. - 24 Mayıs 2010 Pazartesi 11:10
Aydın ve Çalışkan Olabilmek! - 17 Şubat 2010 Çarşamba 16:23
Vatan Sağ Olsun! - 11 Aralık 2009 Cuma 13:30
Siper Et Gövdeni... - 02 Aralık 2009 Çarşamba 13:00
10 Kasım - 10 Kasım 2009 Salı 22:13
29 Ekim 2009 - 30 Ekim 2009 Cuma 16:49
Beyler, Neler Oluyor Oralarda? - 24 Ekim 2009 Cumartesi 14:55
Teşekkürler Müdürüm... - 12 Ekim 2009 Pazartesi 00:57
Vaka-ı Adliye - 02 Ekim 2009 Cuma 15:55
Ağız Kokusu - 16 Eylül 2009 Çarşamba 15:00
Dilerim ki... - 09 Eylül 2009 Çarşamba 17:04
Kaybettik... - 26 Ağustos 2009 Çarşamba 16:18
Trafik Vahşeti! - 15 Ağustos 2009 Cumartesi 00:00
Başaramazsınız! - 09 Haziran 2009 Salı 00:00
İsrail'in Kaplumbağası - 08 Haziran 2009 Pazartesi 00:00
İşini Doğru Yapanlar - 05 Haziran 2009 Cuma 00:00
AB Masalı - 03 Haziran 2009 Çarşamba 00:00
Hayat, Az Bir Soluklan! - 25 Mayıs 2009 Pazartesi 00:00
Sözün Bittiği Yerdeyim - 30 Nisan 2009 Perşembe 00:00
23 Nisan - 26 Nisan 2009 Pazar 00:00
10 Nisan ve Polisimiz - 10 Nisan 2009 Cuma 00:00
Yirmilik Dişler - 08 Nisan 2009 Çarşamba 00:00
Hamilelik ve Ağız Sağlığı - 02 Nisan 2009 Perşembe 00:00
Diş Beyazlatma (Bleaching) - 19 Mart 2009 Perşembe 00:00
Ağız Bakımı - 19 Mart 2009 Perşembe 00:00
18 Mart - 18 Mart 2009 Çarşamba 00:00
Diş Sağlığımız İçin Nasıl Beslenmeliyiz? - 13 Mart 2009 Cuma 00:00
Diş Ağrısı - 13 Mart 2009 Cuma 00:00