Bazen aklınızın almadığı durumlarla karşılaşabilirsiniz.
Birkaç tane üniversite bitirseniz, binlerce kitabı okuyup sindirseniz, birçok yer dolaşıp kültür sahibi olsanız bile faydası olmuyor. Böyle bir durumla karşılaştığınız zaman ne yapacağınızı, nasıl düşüneceğinizi ve ne demeniz gerektiğini bilemiyorsunuz.
Anayasa değişikliği için TBMM’de yoğun bir trafik yaşandı. Milletvekilleri gece-gündüz çalıştı. Yeri geldi kavga ettiler, yeri geldi gülüp eğlendiler. Uykusuz kalıp geceleri gündüzlere kattılar. Sonunda değişiklikler meclisten geçerek cumhurbaşkanının onayına sunuldu. Cumhurbaşkanı da herkesin beklediği gibi anayasa değişikliklerini, alınan oyların oranına bağlı olarak referanduma sundu. Buraya kadar her şey normal, değil mi?
Bu kadar yoğun çalışma temposuna ve tartışmalara katılan CHP, oylamalara katılmadı. Oylamalara katılmama kararını grupça aldıkları biliniyor. Tartışmalara katılıp da oylamalara katılmamaları biraz abes gibi görünüyor olabilir; ama geçerli bir sebepleri mutlaka vardır. Benim aklıma gelen gerekçeyi söyleyeyim: CHP, oylama sırasında kendi milletvekillerinin bazı maddeler için EVET oyu kullanabilecekleri ihtimalini göz önünde bulundurmuştur. Oylamaya grupça katılmayarak kendi milletvekillerinin EVET oyu kullanma ihtimalini böylece ortadan kaldırmış oldular. Kendi siyasi anlayışına göre bu da normal diyelim.
Bu çalışmalar içinde olup da anayasa değişikliklerine EVET demediler; ama oylamaya katılmadıkları için, HAYIR da demediler. Ayrıca ÇEKİMSER oyu bile kullanmadılar. Böylece muallâkta kalmış oldular. Şimdi de EVET veya HAYIR demedikleri, ÇEKİMSER oyu kullanmadıkları değişikliklerin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdular. Bu konuda oylamaya katılıp da rengini belli etmeyen CHP yetkilileri iptal için neleri gerekçe gösterdiler bilmiyorum; ama bana mantıksız geldi. Kabul edip etmediğin resmi olarak belli olmayan bir konuda hangi gerekçelerle dava açılabilir ki! Açılsa bile ne kadar inandırıcı bulunabilir ki!
Anayasa değişikliklerinin yanı sıra referandumun yürütmesini durdurma kararının verilmesini de istiyorlar. Bu değişikliklerin referandumla halka sorulmasını istemiyorlarmış. Aynı tutumu cumhurbaşkanını halkın seçmesini engellemek için de kullanmışlardı. Sonuçta ne oldu; halk kendi kararını kendisi verdi. Bırakın halk yine kendi kararını kendisi versin. Halkın verdiği karar ülkemiz için mutlaka iyi olacaktır. Hiçbir endişeniz olmasın; Türk halkı, ülkesini sizin kadar sevmekte ve düşünmektedir. Ülkenin huzuru için de en doğru kararı verecektir.
Eğer referandum için iptal kararı çıkmazsa halkı, bu referandumda HAYIR demesi için teşvik edeceklerini söylüyorlar. ”Biz HAYIR demedik; ama sen HAYIR de, bunda bir hayır yoktur” mu diyecekler acaba! Ben de bir halk olarak; “Siz HAYIR demediniz de benden nasıl HAYIR dememi hangi gerekçeyle istiyorsunuz? Eğer bunda bir HAYIR görmediyseniz, oylamaya katılıp da niye HAYIR demediniz ya da en azından ÇEKİMSER kalmadınız?” diye sormaz mıyım?
Referandum ülkemizde ilk defa yapılan bir şey değil ki, önceden de pek çok defa referandum yapıldı. Yapılan referandumların sonuçları da halkın sağduyusu sonucu her zaman HAYIRLI olmuştur. Referandum sonuçlarını değerlendiren bilirkişiler bu sonuçlar karşısında önlerini ilikleyip saygı göstermişlerdir. Bu referandum sonucunda da, EVET mi yoksa HAYIR mı çok çıkar bilemem; ama ülkemiz için HAYIRLI bir sonuç çıkacağına inanıyorum.
Referandumu buna rağmen ısrarla istemiyorsanız, âcizane bir teklifim olacak. Meclisteki oylamayı, oylamalara katılmayarak protesto etmiştiniz ya; referandumu da referanduma katılmayarak protesto edebilirsiniz. Referanduma katılıp da referandumda HAYIR görenlerin EVET demelerini de engellemiş olursunuz. HAYIRLI bir sonucun çıkmasında belki sizin de katkınız olur.