Eveeeet geldik en keyifli son bölüme…
Ertesi gün evde oturdum, aldım elime kağıdı kalemi… Kendime şu soruyu sordum.
“TAM OLARAK NASIL BİR İŞ’TE ÇALIŞMAK İSTİYORSUN? SANA HAZ VEREN BİR İŞ NE OLABİLİR?”
Ve başladım madde madde yazmaya…
- Nasıl bir şirkette? ( Sektör sıralaması, büyük-küçük işletme vs…)
- Tam olarak şu işi yapmak istiyorum çünkü bu işi yapmaktan çok büyük keyif alıyorum, o işle ilgilenirken aynı zamanda eğleniyorum, severek yapıyorum.
- O şirkette beraber çalışacağım insanlarla çok iyi anlaşıyoruz, hep çalışıp hem gülüyoruz, insanlara hizmet vermekten gerçekten mutluluk duyuyoruz vs…
- Oturduğum yerde sigara içebiliyorum.
- Evime yarım saat uzaklıkta, metro ile gidip gelebildiğim bir işyeri.
- Hafta içi çalışma saatlerimde kot pantolon giyebiliyorum.
- Her ay maaşımı düzenli olarak alabildiğim bir iş.
- Huzurla çalıştığım bir iş.
- Yeteneklerimi sergileyebildiğim bir iş.
Şu anda hepsini hatırlamadığım tam on madde yazdım ve başladım beklemeye.
Yaklaşık bir ay içinde gazete ilanıyla istediğim gibi bir iş buldum. Bu zaman içinde iki şirket ile görüştüm. Hangi şirket tarafından kabul edilebileceğim hakkında bir fikrim yoktu ancak her ikisi de birinci maddeye tıpatıp uyuyordu.
Şu anda çalıştığım işyeri tarafından kabul edildim. Sıraladığım on maddeden sadece iki tanesi maalesef olmadı. Sizce hangileri olabilir, bir fikriniz var mı?
İkinci bölümde yazdığım, kabul etmeyip direnç gösterdiğim iki madde; sigara içmek ve kot giymek…
Şu anda düşünüyorum da bu iki maddenin hiçbir önemi yoktu. Diğer sekiz maddenin hepsi gerçek olmuştu ve ben dört yıldır aynı işyerinde; sevgiyle, mutlulukla, keyifle istediğim işi yapıyorum.
Bu yaşadığım deneyim hakikaten merakımı giderdi. Ben istediklerimi - baştan biraz acı çekip üzülsem de- gerçekleştirmiştim.
İsterseniz “Gerçek bir deneyim” yazımı en başından bir daha okuyun. Ben dört sene önce otuz dokuz yaşımdaydım ve inanın bir an bile yaşımı düşünerek “ acaba beni işe almak isterler mi?” diye düşünmedim. Olumsuz hiçbir şey düşünmedim. Şartlar ne olursa olsun; kriz de olsa, ekonomi dar boğazda da olsa sınırları ancak sizin korkularınız belirler. Ne kadar rahat olursanız; fırsatlar o kadar çabuk karşınıza çıkar. Kara kara düşünüp, “ iş bulamıyorum” demeniz bile fırsatları sizden uzaklaştırır.
Şunu hiç düşündünüz mü? Bir iş bulduğunuzda, birden bire başka başka iş fırsatları ortaya çıkar ve siz bu duruma biraz şaşırırsınız. “Aylardır bekliyorum şimdi hepsi sözleşmiş gibi aynı anda karşıma çıkıyorlar” diye düşünürsünüz. Acaba neden? Çünkü artık rahatlamışsınızdır, nasıl olsa bir iş bulmuşsunuzdur. Yokluktan varlığa odaklanmak kelimenin tam anlamıyla budur.
Son söz olarak; bir insanın istedikten sonra hayatta gerçekleştiremeyeceği, yapamayacağı, olamayacağı hiçbir şey yoktur.
Hepinize keyifli denemeler diliyorum.
Saygılarımla…