Görüyorum ki son günlerde Muhammed Celaleddin-i Rumi (Mevlana)’nin sözlerini kullanarak kendi kendini ‘asaletli’ ilan eden, bununla da yetinmeyip karşısındakinin adamlığına dil uzatma cüretini gösterenler var. Sözüm ona süslü laflar, belden aşağı vurmalar ve yalan beyanlarla kirli Yaşamlarını temiz göstermeye çalışan bu kaplan görünümlü çakallar, belki kendilerine ders çıkarırlar diye Mevlana’dan bir derleme yaptım. Bakalım Mevlana onları nasıl tarif etmiş ve onlara ne öğütler vermiş;
Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.
Tanrı yüzünü çirkin yaratmışsa, kendine gel de, hem çirkin yüzlü hem çirkin huylu olma bari.
Saman çöpü gibi her yelden titrersin. Dağ bile olsan, bir saman çöpüne değmezsin.
Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz.
Köpekler gibi kızmayı bırak, aslanların gazabına bak. Aslanların gazabını görünce de var, bir yaşına girmiş koyun gibi yavaş ol.
Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?
Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.
Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir.
Kibir kokusu, hırs kokusu, tamah kokusu, söz söylerken soğan gibi kokar.
Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.
Ahlaksızların bağırışıyla, yürekli yiğitlerin naraları, tilkiyle aslanın sesi gibi meydandadır.
Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazeretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş…
Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.
İsa'nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.
Leş, bize göre rezildir ama domuza, köpeğe şekerdir, helvadır.
Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.
Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?
Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak, başka yere koymak.
Çalınmış kumaş, devamlı kalmaz insanda. Hırsızı da darağacına götürür.
Dünya malı, bedene tapanlara helaldir.
Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır.
Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.
Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık kişilerin mutfağına kâse tutacakmışım?
Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun.
Bir köpeğin önüne bir çuval şeker koysan bile, onun gönlü yine leş peşindedir. Şekerden ne anlar o?
Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları.
Hiç köpeğin havlaması, ayın kulağına değer mi?
Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir.
Mademki hırsızsın, bari o güzelim inciyi çal, mademki gebe kalıyorsun, bari yüce bir çocuğa gebe kal.
Eğri ayağın gölgesi de eğridir.
Öküz, ansızın Bağdat'a gelir, şehri bir baştan öte gezip, dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre karpuz kabuğunu görür.
Yeter mi?
ANLAYANA ÇOK BİLE. ANLAMAYAN İÇİN DEVAMI GELECEK MERAK ETMEYİN…