İş teklifi aldığımda hiç düşünmeden kabul ettim.
Bana iş teklifinde bulunan firma, bir araba galerisi ile anlaşmıştı ve ben araba galerisinde görev alacaktım, “ Körün istediği bir göz Allah verdi iki göz” durumunda bulmuştum kendimi. Genelde erkeklerin deli gibi araba merakı olmasına alışılmışken benim de bu konuda aşağı kalır yanım yoktu.
Bir hafta kadar firmanın ofisinde denendikten sonra muhteşem arabaların olduğu yerde işe başladım. Masamın hemen yanında süper lüks üstü açık bir araba çalışma arkadaşım gibiydi ve diğerleri. Meraklı olunca gördükçe içim gidiyor, direksiyona oturup “ Haydi bana eyvallah” deyip yola çıkasım geliyordu.
Bu kadar güzelliğin içinde çalışmaya başladım, başladım da yüzüm gülmüyordu nedense. Çabalıyorum tık yok, bir asık surat kaplamış maske misali çıkartamıyorum elimde değil. O kadar hızlı düşünceler uçuşuyor ki beynimde ben bile yetişemiyorum. Yapacağım iş beni tatmin etmedi. Çünkü kendi mesleğimde yaklaşık onbeş yılımı doldurmuştum ve benden istenilen görev bana çok basit gelmişti. İçimdeki ses “ Ben daha fazlasıyım” diye tekrar ediyordu sürekli.
Bu tatminsizliğe ilave olarak iki uygulama benim hoşuma gitmemişti. Birincisi; kot pantolon giymek hafta sonu haricinde yasaktı. İkincisi; oturduğum yerde sigara içmem yasaktı. Ayrıca bu işyerine gitmek için metrodan sonra bir de otobüse binmem gerekiyordu ki ancak varabiliyordum. Cumartesi günleri de akşama kadar çalışmak zorundaydım.
Yazdığım her şey gerçek ve bilinçli olarak gerçekleri yazıyorum. Bu noktada dikkatinizi çekmek istediğim şey ise; hoşuma gitmeyen durumlara karşı içimde bir direnç oluştu. Eski çalıştığım yerde kazandığımdan daha çok kazanacak olmama rağmen; ben o araba galerisinde üç dört gün hiç ama hiç mutlu olmadım.
Ve o dört günün sonunda kendi isteğimle o işyerinden ayrıldım. Kızılay’a geldim, parkta oturdum ve hayatımda kendimi hiç bu kadar özgür hissetmemiştim. Paraya ihtiyacım vardı, işe ihtiyacım vardı ama benim o an için hiçbir şey umurumda değildi.
Kendimi harikulade hissediyordum; tam anlamıyla gökyüzünde uçmak böyle bir şey olmalıydı.
Beni belki de hayatımda ilk kez gerçek özgürlükle buluşturan bir seçim yapmıştım, peki ya sonra?
Kalbinizin sesini duyduğunuz; her bir insanın güzelliğini fark edeceğiniz günlerle mutlu kalın.
Devamı bir sonraki yazımda…