1 Mayıs, yıllar sonra özlendiği şekliyle barış ve kardeşlik havasında kutlandı.
33 yıllık özlem sona erdi. 1 Mayıs, adına yakışır bir şekilde kutlandı. Hem de yıllar sonra herkesin gözdesi Taksim Meydanı’nda. Taksim Meydanı’na duyulan hasret de bitmiş oldu. Herkes muradına erdi. Taksim Meydanı’ndaki güzel havayı görenler doyasıya eğlendiler. Halaya katıldılar, kendi reklamlarını yaptılar. Kimisi ailesiyle birlikte geldi. Böylece 1 Mayıs’ı bir bayram havası içinde kutlayıp muratlarını aldılar.
1 Mayıs’ı, yıllardır herhangi bir yerde doğru dürüst kutlayamamışlardı. Doyasıya eğlenmek yerine kavgayla karşılaşıp kendilerini, bir halay yerine kargaşanın içinde bulmuşlardı. Arabozucuların, maskelilerin oyununa gelmiş, haklı da olsalar haksız duruma düşmüşlerdi. Halkın sevgisini kazanmak isterken tatsız olaylar sebebiyle tam aksine halkın nefretini kazanmışlardı. Esnafından seyyar satıcısına, memurundan işçisine hiç kimse böyle bir bayramın kutlanmasından yana değildi. Peki, ne oldu da bu duruma gelindi? Nasıl oldu da, 1 Mayıs, bu sene adına yakışır bir şekilde herkes tarafından neşe içinde kutlandı.
Bu günle ilgili haberleri dinledim, gazete yazılarını okudum; herkes bu mutlu günün yaşanmasında kendine bir pay çıkarıyordu. Yaptıkları gayretli çalışmaların, konuşmaların, bilinçlendirmelerin ne kadar faydalı olduğunu söylüyorlardı. Söylüyorlardı; ama birçoğunun unuttuğu veya söylemeyi istemediği bir gerçek daha vardı: Devletin en üst kurumundan en alt kurumuna kadar canla başla çalışanların verdiği emekler. Bu mutlu günün yaşanmasında sayın başbakanımızdan valimize, emniyet müdürümüzden polisimize kadar herkes canla başla çalıştı. Sadece bugün değil, bu günün bayram olması için yıllarca çalıştılar. Tepki aldılar, kötü oldular, karalandılar; ama yılmayıp başardılar. Ülkenin huzurlu yarınlara ulaşması için çaba gösterdiler. Onların ve sendikaların bu çabalarını ayakta alkışlıyorum, hepsine çok teşekkür ediyorum.
Ben 1 Mayıs’ın önemine inanmayan, bayram olarak kutlanmasına bir anlam veremeyenlerdenim. Türk milleti olarak bayram havasında kutlayacağımız o kadar güzel günlerimiz varken yabancı kökenli bir güne bu kadar önem verilmesi bana mantıksız geliyor. Bir türlü içim ısınmadı bu 1 Mayıs türü kutlamalara. 1 Mayıs ismi bana her zaman nefreti, düşmanlığı, kargaşayı, çatışmayı hatırlatıyordu. Gösterilerdeki aşırılıklar beni çileden çıkarıyordu. Bayram deyip de tüm ülkeye sıkıntı çektirmek bana mantıksız geliyordu. Günümüzün deyimiyle elektrik alamadım bu 1 Mayıs’tan. Bu sene bayram gibi kutlanması benim bu düşüncelerimde herhangi bir değişikliğe sebep olmuş da değil.
Bana mantıksız gelse de 1 Mayıs’ı benimseyenlerin bu günü kutlamaları kadar da doğal bir olay olamaz. Bu yıl yapıldığı gibi bayram havasında kutlandıktan sonra saygı duyarız. Hiçbir şeye zarar vermeden hiç kimseyi rahatsız etmeden herkes istediği önemli gününü, bir sevincini herkesle paylaşıp rahatlıkla kutlayabilir.
Bir de, özellikle Taksim Meydanı’nı bu kadar önemli kılan nedir? Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs kutlamanın, İstanbul’u yeniden fethetmiş gibi sevinilecek yanı neresinde? Yıllar önce bu meydanda hayatını kaybedenlerin anısına verilen değerden mi, bilmiyorum; ama eğer öyleyse onlar da muradına ermiş oldu. 1 Mayıs mutlu bir şekilde hem de çok istenen Taksim Meydanı’nda coşkuyla kutlandı. Bundan sonra da inşallah aynı coşkuyla kutlanmaya devam edilir. Böylece herkes mutlu olur ve hiç kimse korkmadan huzur içinde kutlamalara katılır.
Güzel ülkemizi elimizden almak isteyenlere, bizi birbirimize düşman etmek isteyenlere karşı artık uyanık davranalım. Biz bu ülkede bir mozaik oluşturuyorsak bu zenginliğimize sahip çıkalım. İçimizde yaşayan ya da içimize sızmak isteyen her türlü sinsi düşmana karşı gafil olmayalım. Bu güzel ülkemizi, atalarımızın kanıyla sulanan bu toprakları en iyi şekilde koruyalım. Düşmanlara fırsat vermeyelim. Bilerek veya bilmeden onların ekmeğine yağ sürmeyelim.
Unutmayalım ki; su uyur, düşman uyumaz?