Merhabalar,
Sayın Kırıkkaleliler, sizlerle burada buluşabildiğim için çok mutluyum. Yazılarımı okuduğunuz ve yorumlarınız için de çok teşekkürler ediyorum. İçimden geldiğince, kelimelerimin yettiğince kendi hayatımda ilgilendiğim, deneyimlediğim, odaklandığım konuları sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Eğer okuyorsanız ve ilginizi çekiyorsa bu bir tesadüf değildir. Dikkatinizi çeken ve okurken size de dokunan konular, hayatınızda olmasını istediğiniz bazı durumlar için yolunuza ışık tutacak nüktedanlardır.
Şimdi eğlenceli bir yazı dizisine başlıyorum. Birkaç hafta sonra kim bilir siz de kendi kalbinizde olan ve belki de bugüne dek fark etmediğiniz gerçek isteğinizle buluşabilirsiniz. Hatta adım atacak cesareti bulabilirsiniz. Benimle paylaşmanızı istiyorum. denizustundag@windowslive.com e-mail adresine rumuz ve yaşadığınız yeri belirterek yazmanız yeterli.
İşte başlıyoruz.
Gerçek bir deneyim…
Kendi istediklerinizi, hayallerinizi gerçekleştirmeniz mümkün mü? “Evet, ben kendi hayatımın kaptanıyım” mı diyenlerdensiniz yoksa “Hayır, kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgârına” diyenlerden mi?
Bu yazımda birebir, tamamen gerçek olan kendi deneyimimi anlatacağım. Bazı kelimeler; inançlarımızda çatışınca belki okumak istemeyeceğinizi düşündüğüm için ben hayatımdaki bu kesiti “deneyim” olarak adlandırıyorum. Siz ne derseniz deyin; umutsuzlara bir umut, kararsızlara bir karar, güçsüz hissedenlere beton gibi sağlam bir güç, yolunuza ışık olsun bu hikâyem.
Tam dört sene önce; kendi istediklerimi hayatımda gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğimi çok merak etmeye başladım. Bunu denemek istiyordum ve sonucunu görmek. O tarihte başka bir şirkette çalışıyordum. Şirket ortaklarından bir tanesi, insan olarak sevdiğim hatta kardeş gözüyle baktığım, çalışırken bizi çok güldüren eğlenceli birisiydi ve ortağından hiç memnun değildi, ona X Bey diyelim. Önce her gün evde deftere istediklerimi yazmaya başladım tam olarak istek günlüğü gibi. Sonra X Bey ile ilgili tamamen iyi niyetimle iş hayalleri kurmaya başladım. Ben işi biliyordum onun da iyi bir çevresi vardı. Kendisine bu konuda hiçbir şey söylemedim. Kafamda ortak iş kurdum, yer tuttum, ofis mobilyaları aldım. Hatta diğerlerinin en başta haberlerinin olmaması için de yalandan beni işten çıkartıyormuş gibi yapar diye düşündüm. Aradan kısa bir zaman geçtikten sonra çalıştığım işyerinin maddi borçları sebebiyle personel çıkartılması sonucu kendimi kapıda buldum. Bu şekilde planlamadığım için kısa süreli şok yaşadım ve tam bir buçuk gün boyunca ağladım. İnsan yaşadığı anda farkına varamıyor, zaman geçince ise bambaşka açıdan bakabiliyor. Düşündüklerim tepetaklak oldu ve aksine ters tepti.
Bu yaşadığım olay bana; başka bir insanın kendi kararı ve kendi isteği olmadan, o kişi ile ilgili hayal kurmanın ( ki tamamen iyi niyetle olsa dahi) istediklerimi nasıl tersine çevirdiğini gösterdi. Beni bir hayli üzen bu durumun; istediklerimi gerçekleştirme yolunda öğrendiğim en güzel şey olduğunu; yaşayarak hatta biraz da acı çekerek öğrenmiş oldum. Ve o günden sonra bir daha sormadan kimse ile ilgili hayal kurmadım. Tüm hayallerim tamamen kendim adına isteklerimden oluştu.
Aradan on gün geçti, o anda ki mali durumumu özellikle bilmenizi istiyorum. Birikmiş param yoktu, ödemem gereken kredi kartı borçlarım vardı ve doğal olarak günlük harcamalarım. Neye odaklandığıma dikkatinizi çekmek için mali durumumu belirtmek istedim. Kara bulutların ardında güneş hep vardır derler ya, bulutlar dağıldı ve eski neşem yerine geldi hala işim ve param olmamasına rağmen. Çok neşeli olduğum o gün bilgisayar başındayken iki arkadaşım “iş buldun mu” diye sordu bende içimden gelen şekliyle “iş bana kendiliğinden gelir” dedim gülerek. Ertesi gün bir telefon geldi, gerçekten de bir iş teklifi aldım. Defterimi açtım baktım ve bir gün önce yazdığımı okudum. “İş bana kendiliğinden gelir”. Tam olarak bir mucizeydi ancak daha yolun başındaydım.
Devamı bir sonraki yazımda…
Sevgiyle, neşeyle kalın ve gülümseyin bir kez daha…