23 Mayıs 2012 Çarşamba

14.04.2010 09:56:56 2418  defa okundu.

Acıya Karşı Gardını Almak…

 

Bu yazımda “hiçbir şey göründüğü gibi değildir” konusuna değinmek istiyorum. Bakalım sizlerin hayatında da buna benzer davranışlarınız oldu mu?
Hayat bütünüyle mutluluk anlarımızdan oluşmuyor ne yazık ki. Gerçi her an mutlu olabilseydik acaba sıkılır mıydık bunun da cevabını tam olarak bilmiyorum. Acı çektiğimiz anlarımız olmuştur mutlaka ama derler ki “ Acı insanı olgunlaştırır, büyütür ve acıyla yeni bir şeyler öğreniriz”. Bu açıdan baktığımızda aslında bize yararı var gibi görünüyor bu acı çekmenin.
Bir araştırma yapsam, sorsam birçok kişiye “ Acı çekmekten korkuyor musunuz?” diye kimi dürüstçe “ evet” derken kimi de “ hayır” diyecektir. Peki, acıdan kaçmak için nasıl davrandığımızın farkında mıyız? Tam anlamıyla aslında acı çekmekten korktuğumuz için kimi zaman olduğumuzdan farklı davrandığımızın farkında mısınız diye sormak istiyorum. Nasıl mı?
Sevdiğiniz bir insandan, onunla ilgili daha önce yaşanmış olan ilişkinizde tattığımız acıyı tekrarlamamak adına ondan kaçtığınız olmadı mı hiç? Kalbiniz onu deli gibi isterken, ona karşı hiç istemiyor gibi davrandığınız oldu mu? Ya da çok sevdiğiniz, can arkadaşınızdan bir gün ayrılmak zorunda olduğunuzda aslında çok üzülen yüreğinizin etrafına kalın kaleden duvarlar ördüğünüz ve sanki hiç üzülmüyormuşsunuz gibi davrandığınız olmadı mı? Kısacası; yeniden kaybetme korkusunu yaşamadınız mı hiç? Ve aslında bu korkuyu fark etmeden acıya karşı gardınızı alıp kendinizi kandırmadınız mı?
Hepimizin içinde “ Sevgi”nin gücü daha fazladır, biz sevgiden yaratıldık. Kendi kültürümüzde de sevgi ağır basar. Sevdiğimiz birileri, futbol takımı, çiçek, araba, hava, renk vs mutlaka vardır. Sevgi, hayatımızın bir parçasıdır. Bazen ikili ilişkilerde uzak dururuz, o kişiyi sevmediğimizden mi? Gerçekte hayır. Neler yaşamışızdır öncesinde, hep aynı olaylar tekrarlanacak sanırız ve bu beklentiyle de farklı bir ilişki geliştiremeyiz. Çünkü aslında geçmiş zihnimizde kendisini tekrarlar durur ta ki biz ona “ DUR!” diyene kadar. Geçmişte yaşananlara odaklanınca geleceği değiştiremeyiz. İki pencereden bakmak gerek. Birincisi; her ne yaşanmış olursa olsun her şey geçmişte kalmıştır ve biz karşı tarafın iyi yönlerine odaklanarak ve içimizdeki sevgiyi çağırarak geçmişi bile değiştirebiliriz. İkincisi; karşımıza çıkan herkes aslında sadece bizi bize anlatır. Hiç birimiz müneccim değiliz elbette ki ancak bilinçlerimiz birbirini okur, hisseder ve bilinçli olarak istemese de bazen bizi üzecek, kıracak (ya da karşı tarafı ) eylemlerde bulunur. Her ne ile karşılaşırsak önce kendimize bakalım, yine geldik kendimize karşı dürüst olma meselesine. Karşımızdaki herkes bize kendi içimizde var olan kimi zaman daha önceden fark ettiğimiz kimi zamanda farkında olmadığımız kendimizle ilgili inançlarımızı yansıtır. O zaman dışarıda olanı değiştirmek mümkün olmadığına göre işe kendimizi değiştirmekle başlamalıyız. Acıya karşı gardımızı alsak ta kendimizle ilgili olanı kabullenmedikçe bir sonraki ilişkide daha da can yakan davranışlarla karşılaşmaktan kaçınmamız mümkün olmaz.
Beklentilerinizi bir kâğıda yazın ve sonra bakın bakalım size bunları verebiliyor musunuz? Verebilecek misiniz? Vermediğiniz bir şeyi alamazsınız…
Saygılarımla.

Yorum Yaz


YORUMLAR
yakup:
deniz kız... iyiki varsın haberkalede. bildiğimiz ama tanısını koyamadığımız yada bilmediğimiz fakat öğrenip öğrenmemekte kararsız kaldığımız çok şeyi nakşediyorsun belleğimize. teşekkür ederiz. klavyene sağlık...
15.04.2010 11:24:05
nihat pehlivan:
cok guzelolmuş elıne saglık
15.06.2010 22:36:57

YAZARIN TÜM YAZILARI
SEVİN, SEVİŞİN, GÜLÜMSEYİN… - 05 Ocak 2011 Çarşamba 11:51
HUZUR VE BOLLUK - 29 Kasım 2010 Pazartesi 11:46
BIRAKTIM - 28 Eylül 2010 Salı 10:06
BENİ DİNLE.. - 30 Ağustos 2010 Pazartesi 11:38
ÖNEMLİ ÜÇ STİL… - 10 Ağustos 2010 Salı 17:52
BAMBAŞKA BİR AŞK - 27 Temmuz 2010 Salı 10:44
Ü-L-S-T - 27 Haziran 2010 Pazar 13:22
Okuyun ve Anlatın… - 07 Haziran 2010 Pazartesi 09:50
FIRSAT… - 21 Mayıs 2010 Cuma 15:40
Gerçek Bir Deneyim 3. Bölüm - 16 Mayıs 2010 Pazar 19:50
Gerçek Bir Deneyim - 2. Bölüm - 11 Mayıs 2010 Salı 13:52
Gerçek Bir Deneyim - 26 Nisan 2010 Pazartesi 11:04
Acıya Karşı Gardını Almak… - 14 Nisan 2010 Çarşamba 09:56
Çocuklarımız İçin... - 04 Nisan 2010 Pazar 14:30
Kendin Olmak (2) - 26 Mart 2010 Cuma 17:55
Kendin Olmak... - 23 Mart 2010 Salı 03:30

Son Yorumlar

halil erdemir
bunlar güzelde asıl hizmetler ne olacak yollar çukur dolu baskan bağlarbaşı mah. çıksın bir görsün halini her geçen gün kötüye gidiyor halk ekmek kapandı bunu niyesöylemiyorlar
23.05.2012 12:15:19

mağdurbelediyeci
sorun ihalelerin düşük teklifle falan alınmasında değil ihaleyi yapanların işi bilemeyip, ellerine yüzlerine bulaştırmasındandır. işi firmalara hak ettikleri için değil başka çıkarlar gözeterek vermelerindendir.. çok görmemek lazım. önceden içilemeyen suyun metreküpüne 50 kuruş ödeyip en azından tabak çanağını yıkayan saf kırıkkaleli şimdi yine içemediği suya 2,5 tl öder, şehrin başkanıda bakın en güzel suyu siz içiyorsunuz bi takla atın bakalım demeye getirir ama kendi belediyeye damacana su alırsa, sonrada suyu işleten firmaya dünyalar kadar parayı verirse ve saf vatandaşımızında sesi çıkmazsa daha çok ihaleler olur bu memlekette. çivisi çıkmış buranın, hala farketmiyor musunuz
22.05.2012 22:53:52

Sırrı Kılıç
Sayın Editör Kırıkkale belediyesinin ihale sistemini veya ihale kriterlerini en iyi bilenlerden biri sitenizin sahibidir.Ona sorsanız size bu aksaklıkların nedenini anlatırdı
22.05.2012 21:43:54

Abidin Emmi
Atayurdu keskini ziyaret eden Cemcemoğolu ermenilerinin hemşerileriyle hasret gidermeleri doğrusu gözlerimizi yaşarttı muhabbetlerinin devamını dilerim.Sayın Veli beyde bakıyorumda ibreyi artık Keskinciliğe doğru kaydırmaya başladı.
22.05.2012 21:41:19

ramo
Buna kim dur diyecek.Arz-ı Mevud a çanak tutmaktır toprak satışı
22.05.2012 20:11:11