Bu isimde kahraman bir Türk filmi hatırlıyorum. 70 li yıllardı.Epey zaman geçmiş. O zamanlar iletişim bu kadar gelişmiş değildi. Kumbaralı telefonlar vardı. Çok az sayıda olsa da şehrin belli yerlerine jetonla çalışan telefon makineleri konmuştu. Manyetolu telefonla santrale telefon ediyordunuz başka şehirde bağlanmak istediğiniz telefonu yazdırıyor ve saatlerce bekliyordunuz. Santral memuru fişi takıp işi bitirirse, siz de görüşebiliyordunuz. Bu yazıya başlamadan önce Google’a girdim ve başlıktaki yazıyı yazdım. Ekrana gelenleri buraya yazmayım ahlakınız bozulur.
Benim asıl bahsetmek istediğim şey çok eskiden beri devamedegelen, genellikle jakobenlerimizin benimsediği fişleme işleridir. Çağdaş fişleme yöntemleri kullanılarak yapılan çalışmalarda epey ilerleme yapmışız.(!) İlerde bize karşı olma ihtimali olanlar, kullanabileceklerimiz, bize engel olması muhtemel olanlar ve düşman olarak gördüklerimiz, diye belli kategoriler oluşturularak fişlemeler yapılır. Bu başlıklar altına başka alt başlıklar da açılabilir. Mürteci, gerici, yobaz, karşı devrimci, güvenilmez, bizdendir, Paraya düşkündür, vs.
Emrinizde olan herkes fişleme işlerinde görevlendirilir. Hatta onların eşleri, çocukları da bu işlerde kullanılır. Bir jakobenimiz şöyle bir fişleme yöntemi geliştirmiş. Maiyetinde çalışanlara yazılı talimat vererek oturdukları evde, evin değişik mekanlarında eş ve çocukları ile fotoğraf çekmelerini ve teslim etmelerini istemiş. Diyelim ki salonda üçlü koltuğa kurulmuş, ailece poz vermeye çalışan personelimiz, fotoğraf makinesini karşıya sabitleyip, görüntü çerçevesini de iyi ayarladıktan sonra, deklanşöre basıp poz vermek için karısının omzuna elini uzatıp samimi bir görüntü vermesi beklenir. Ama arka fonu oluşturan duvarda babanın sakallı fotoğrafını asmış iseniz, farkında olmadan kendinizi fişlemiş olursunuz. Hele kökeniniz gariban Türk Köylüsüne dayanıyor ve fonda başörtülü annenizin resmini asmış iseniz hapı yuttunuz demektir. Bununla da kurtulmak mümkün değil. Jakobenimiz fotoğrafları inceledikten bir zaman sonra evinize ziyarete geliyor. Vitrine birkaç çeşit içki koymalısınız. Hani kandırmak için bu yola başvurduysanız avucunuzu yalayın. Jakobenimiz vitrine iyice bakar.”Ne güzel koleksiyonunuz var” dedikten sonra “Bize ikram etmeyecek misiniz?” derse ne yapacaksınız. İkram etseniz bile içmemeniz olmaz. Misafirinize kaba davranmış olursunuz. En kötüsü içki içmediğinizi çaktırırsanız asla çağdaş olamazsınız. Sadece bu durumunuz işinizi kayıp etmenize yeter bir nedendir.
Jakobenliğin sınırı nerede sona erer bilinmez. Bir yerde hata yapmamak ve ele düşmemek de çok zor. Böyle bir yaşam tarzını sırf ekmek parası yüzünden sürdürmek zorunda kalanlara sabır ve metanet diliyorum. Karınızın komşuluk yaptığı insanları fişlemesi, çocuğunuz okulda öğretmenini fişlemesi ne tuhaf bir şey. Alışveriş yaptığınız bakkal, mahalle muhtarı, kapıcınız bile sizi fişlemek için görevlendirilebilir. Mesela bakkala bir şeyler almak için vardınız, selam verdiniz. Öyle “selamünaleyküm” derseniz çok salaksınız. Ya da çıkarken “Allaha ısmarladık” demek bile fişleme için kod teşkil eden bir kavramdır. Kapıcınızdan korunmak için içmeseniz de kapı önüne koyduğunuz çöp kutusuna boş bira şişeleri koymalısınız. Okumasanız bile malum gazetelerden sipariş vermelisiniz. Evinize davet ettiğiniz misafirleri öyle geleneksel haremlik selamlık oturtursanız gericiliğinizi kanıtlamış olursunuz. Mutlaka bir arada oturunuz. Bayanları mutlaka toka ediniz ve elektrik (!) cereyanınızdan geçiriniz. Sırf gelenleri aldatmak için eşiniz peruk takıyorsa çok kuvvetli yapıştırıcı olan 502 isimli yapıştırıcı ile perukanızı yapıştırınız. Aksi halde “sahici mi?” Diye kontrol edildiğinde çok yazık olur. Perukanızı öfke ve hışımla yere atabilirler. O zaman ayvayı yersiniz. İşinizi kayıp eder, çocuklarınız aç kalır. Benden söylemesi.
Size gerici, yobaz, Atatürk düşmanı, rejim düşmanı fişini takmışlar ise işiniz bitti demektir. Öyle olmanız gerekmiyor. Sizi engel olarak görmeleri yeterlidir.
Size geçenlerde basına yansıyan TBMM insan hakları komisyonu başkanı Zafer Üskül’ün beyanatından bir bölüm sunarak yazımızı bitirelim.
** Siz güvenlik soruşturmalarının kaldırılmasını istemiştiniz.
“Bir istihbarat örgütüne eleman alacaksanız elbette güvenlik soruşturması yaparsınız, ama Meclis’e çaycı alacaksanız güvenlik soruşturması yapmanın gereği var mı? Birisi “Bu öğrenciyken filanca olaya katıldı” diye bir not düşüyor, ömrü boyunca bu onu etkiliyor. Bu insan haklarına aykırı. “Dayısı şu suçu işlemiş, bakkal onun hakkında şunu söylüyor, muhtar bunu söylüyor” diyerek insanların geleceği ile oynamak, insan haklarına aykırıdır. Bu konuda mutlaka bir düzenlemenin yapılması gerekir. Şeffaflığın da getirilmesi gerekir ki insanlar herhangi bir durumla karşı karşıya kaldıklarında nedenini bilebilsinler.”
Kimse fiş takmasın, herkes kendini rahatça ifade etsin. Güzel ülkemizde rahatça yaşayalım. Ekmeğinin peşinden namusluca koşan herkese bu ülke yeter.