Siyasetçi veya bürokrat…
Olmadı,
Para sahibi tüccar yada aga fark etmez onun için.
Günü birlik işinin düşmesi de önemli değil.
Belki de hiç işi olmayacak yaşamı boyunca bu türlerle ama olsun, ya bir gün bir yerde yollar kesişmek zorunda kalırsa, diye el altında bulundurulmalı mantığı hakim gelir sürekli.
Doğru yanlış onayı,
Avuçlarını patlatırcasına alkışlaması,
Kıçını yırtacak kadar sesini yükseltmesi,
Her daim adını zikredip,
Onunla aynı mekanda olma,
Onun adına düşünüp,
Onun sesi olma gayretleri hep o nedenledir.
“Ya belki bir gün işim düşerse!!!”
Yalakadır onun litaratördeki adı.
Son zamanlarda da yağdanlık olarak telaffuz edilir.
Çok çok eskiden,
“Soytarı” derlerdi kendisine…
Maaşlıydılar.
Sahiplerinin yanından ayrılmaz,
Üzüntüde sevinç kaynağı,
Sevinçler de tebessüm ortağı olurlardı.
Görüntüleri sevimli olsa da,
Tuttum mu tutardı hinlikleri.
Değişen bir şey olmadı tarihten günümüze onlar açısından.
Akan zaman,
Yenilenen yüzler,
Değişen isimler de olsa,
Yaptıkları şey hep aynı…
Soytarılık, yağdanlık, yalakalık.
Aslına bakarsanız bir iştir, uğraştır, meslektir yapılan.
Tıpkı orospuluk-pezevenklik gibi dünyanın en eski mesleği!..
Yani,
Ağır işçilik vesselam!..