Kendimi düşünmeye götürdüm, ruhumun bir köşesinde.
Ben, dediğim yerde benliğimi atarak sorular sordum.
Cevaplarına yüklendim alabildiğince…
Sen, dedim…
Sen kendini bi yoklayıver.
Yazdıkların ne oldu, kim işitti, kim duydu?
Dedin ki, bu memlekette rantçılar, yalakalar ve fikir travestileri var.
Onların tesirinde yürüyen siyasetçiler analarından beddua, çocuklarından kin alır.
Kaç siyasetçi etrafına bakıp, “kimler var bu şerefsizlik unvanını taşıyan?” diye gözünün önüne baktı ve anasından bebesinden gelecek beddua ve öfkeyi bertaraf etti?
Dedin ki; burası deprem bölgesi, belediyelerde yeterli denetim elemanı yok, meclis kararlarıyla alaveresiye tadilatlar yapılıyo, dün dört kat ruhsat verilemeyen gevşek zeminlerde dokuz-on kat binalar dikiliyo…
Vahşi dolgu usulüyle, dolgu topraklar üzerine benzin ve gaz istasyonları yapılıyo, yola bele tecavüzler var, bunu gelecek nesiller “şerefsizlik” olafrak niteleyecektir…
Hangi yetkili bu konuda araştırma yaptı, yaptırdı, sonuç aldı ve açıklama yaptı?
Dedin ki; Çevre yolları şehir vitrinidir, çöplükler, düzensiz yapılar kirlilik oluşturuyo, dereler dolusu lağımlar akıyo, mahalleli nefes alamıyo, sinekten, böcekten, farelerden evlere girilemiyo?
Utanması gereken utansın, Allah’tan korkun, bunun adı zulümdür…
Hangi Müslüman yetkili bu zulmü kaldırmak için teşebbüse geçti, kaç mahalleli hesap sordu, kaç yetkilinin vicdanı rahatsız oldu da çözüm buldu?
Dedin ki; Belediye personeli maaş alamıyo, açlıktan aileler perişan, intihar edenler oluyo, şerefli yaşamak onların hakkı, bu zulmü durdurun…
Bu mesele sadece belediye işçisinin değil, esnafın, bakkallın, Kırıkkale’de yaşayan herkesin meselesi…
Esnaf Odalarından, Ticaret Odasından, bu işin mağduru olan kişilerin ne tepkisi oldu, riyasete yalakalık, münafıklıktan başka?
Dedin ki; bu ilin basını rahat olmalı, entelektüeli oluşmalı…
Yazarına, şairine, sanatçısına, gazetecisine, fikir adamlarına gerekli değer verilmeli…
Birkaç resmi makam münafığının yalakasının, erdemsizin hoşuna gitmek, gözüne girmek için takla atmadan, taklacılıktan başka kim nerede ne yaptı?
Dedin ki; Atatepe bir mahallenin nefes aldığı park…
Orada valilik binası yapmak değil, orayı modern park alanı yapın, daha pek çok yere şehir için yeşil alanlar yapın…
Merkezdeki yeşil alanların kimi yakıt istasyonu, kimi özel mülkiyete geçirilirken, Atatepe de aynı projeye devam ediliyor..
Kaç Yenimahalle sakini senin fikrin üzerine düşündü, tepki gösterdi, yanına gelen siyasi ve idari yöneticilere taklacılık, yalakalıktan başka…
Neler demedin ki, neler yazmadın ki?
Ne oldu, ne oldu, ne oldu?
Sana buğuz eden beyinsizlerin ileri geri söylenmesinden başka ne oldu, bu memleket ne kazandı?
Ve sen hala dik durmanın, doğru yazmanın, onurlu bir yazarlık hayalini kurarken, elin oğlu yamukluğu var olmanın, bu memlekette yazar olmadın, entelektüel olmanın ilk şartı yapmış…
Bu düşüncelerin içinde sorgumu bitirirken; içimden gelen bir ses “Etrafına bakmadan yürü” diyor…
Zaten durmak gibi bir niyetim de yok…
Ama insan bu ya, bazen kendini de sigaya almadan edemiyor…