Hepimiz çocuk olduk ve kendi kendimize doğru olmasalar dahi kararlar aldık, inançlar geliştirdik. Ve tüm yaşantımızı bu inançlara, yargılara göre yaşıyoruz. Şimdi farklı bir zaman diliminde yaşıyoruz ve artık bilinçli olarak çocuklarımız için, onların gelecekte “kendi içlerinde mutlu ve sağlıklı” bir birey olabilmeleri için yapabileceğimiz çok şey var. İşte size gerçek bir hikaye.
İşyerinde birlikte çalıştığım bir arkadaşım var, kendisinin de izniyle bu gerçek yaşanmışlığı sizlerle paylaşmak istiyorum. Siz olanları nasıl yorumlarsınız bilmiyorum ama ben buna "bir ailenin evine ışık doğdu" diyorum.
Arkadaşım bir anne öyle üniversite filan bitirmemiş. Hatta hayatında hiç çalışmamış, bizim ofisteki ilk işi. Arkadaşımın iki çocuğu var; biri kız, biri erkek. Bir gün ofise geldiler, gerçekten çok güzel çocuklar, esmer ve son derece düzgün fiziğe sahip iki ilkokul öğrencisi. Arkadaşımla iş çıkışı metro ile birlikte gidiyoruz çoğu zaman ve bu üniversiteye gitmemiş arkadaşım kitap okumayı çok seviyor. Bir akşam kızının ten rengini beğenmediğini ve teni beyazlasın diye banyo yaparken özellikle yüzünü defalarca keselediğini söyledi. Oğlu da sınıftan hiçbir kızın kendisini beğenmediğini ve hiç yakışıklı olmadığını düşünüyormuş. Hâlbuki gerçekten tam tersiydi, ikisi de çok güzel çocuklardı. İlk duyduğumda çok üzüldüm. Kendilerini beğenmeyen ve sevmeyen iki çocuk; sonra genelde hepimizin böyle büyüdüğünü düşünüp; yok estetik yok kilo sorunlarıyla(!) boğuştuğumuzu ve mutsuz olduğumuzu hatırlayınca üzüntüm ikiye katladı. Yaklaşık iki yıldan beri içimde sürekli olarak “çocuklar için iyi bir şeyler yapma” isteğim var, sessiz kaldığım anlarda birçok fikir geldi geçti aklımdan. Ben de genelde herkesin düştüğü yanılgıya düşerek hep maddi anlamda destek olabileceğimi ve bu esnada belki bir sevgi sözü belki bir dokunuş ile gelecekteki hayatları için olumlu bir çapa atabileceğimi düşünmüştüm. Arkadaşımla konuştuğumuz gece aklıma bir fikir geldi; çocuklar anne- babayı taklit ediyor ve gördüklerini sürekli tekrar ederek öğreniyorlardı. Ertesi gün arkadaşıma dedim ki; “Özge, onların yanında aynanın karşısına geçip, “ah ne kadar güzelim, harikayım, kendime bayılıyorum” türünden cümleler söylesen acaba ne olur? Fakat bunu bir sefer yapman bir şeyi değiştirmez sürekli tekrarlaman gerekiyor diye de ekledim. Özge “tamam dedi yaparım”. Burada bir parantez açmak istiyorum. Özge bana sormadan ben tüm iyi niyetimle yardım etmek istemiştim. Ve en son okuduğum kitapta öğrendim ki; “sorulmadan yapılan her yardım, eleştiri” imiş. Şimdi arkadaşımın bu davranışımı eleştiri yerine iyi niyetli bir öneri olarak doğru algılamasına çok teşekkür ediyorum. Özge aynı gece evde, çocukların yanında ayna karşısında konuştuğumuz gibi davranmış. İki çocuğu da ellerini yanaklarına koyup, garip ifadelerle annelerine bakıp “anne sen iyi misin, sana ne oldu? Neden böyle yapıyorsun?” diye şaşkın şaşkın sormuşlar. İkisine de çok anlaşılmaz gelmiş annelerinin bu tavrı. Bir daha bu konu üzerine konuşmadık, ben Özge’nin tekrarladığını dahi sanmıyordum. Aradan bir, bir buçuk ay gibi bir süre geçti ve bir gün aynı konu açıldı. Meğer Özge hiç bırakmadan bu davranışı tekrarlamış ve hem kızı hem de oğlu aynısını yapmaya başlamışlar. Kızı artık ten rengini çok beğeniyormuş hem sadece ten rengi de değil tüm bedenini; oğlu da her sabah saçlarına jöle sürerken ne kadar yakışıklı olduğunu ayna ile paylaşıyormuş. Bunu duyduğumda ne tür bir mutluluk yaşadığımı kelimelerle ifade edemiyorum., tüm bedenimde garip bir his vardı, bir şükran hissi. İki çocuk ve aslında onlar için bunu yaparken çok büyük faydalarını kendisi için de görecek bir anne; kalplerinde kilitli olan ışıkla buluşmuşlardı. Kendini seven ve beğenen iki çocuk ve gelecekte her anlamda mutluluğu ve başarıyı kendilerine çekecek iki çocuk; (hadi biraz daha ileriye taşıyalım) mutlu bir evlilik yapıp bu öğrendiklerini kendi çocuklarına da aktaracak iki çocuk. Tebrikler Özge anne.
Sevgilerimle..