Günümüzde,
Profesörlük akademik bir unvan tamam…
Bir konu üzerinde yoğunlaşacak,
Okuyacak-üretecek, okuyacak-aktaracak ve okuduğunuzu çok daha geliştirip hayata geçirecek,
Son aşamada,
Sizden evvelkilerin karşısında saf tutup ne kadar okuyup o konu üzerinde ne kadar uzmanlaştığınızı gösterecek, onay aldıktan sonra profesörlüğünüzü ilan edeceksiniz.
O saatten sonra siz artık profesörsünüz!..
Ama neyin?
Herhangi bir konunun.
Dikkat edin “bir” diyorum; profesör olmak demek her haltı en ince ayrıntısına kadar bilmek demek değildir.
Yoğunlaştığınız konu ne ise onu bilirsiniz, o kadar.
Zaten o unvan da size o konuyu iyi bildiğiniz için verilmiştir, vesselam.
Profesör olan zat,
Bahçecilikten anlar mı?
Duvar ustalığından…
Tamirat yapabilir mi mesela, elektrik, su tesisatı, çatı aktarma, yolda kalsa kendi sürdüğü arabanın sigorta tablası nerde, bulabilir mi?
Saz çalabilir mi misal!..
Versek eline üç telli bir bağlama, gelin Ayşe’yi dıngırdata bilirmi?
Veya
Sipsi olsa elindeki,
Muğla yöresinden gelin ağırlamayı üfleyebilir mi?
Serde profesörlük var ya,
İnsan ilişkilerinden ne kadar anlar?
Hatır,
Gönül,
Küçüğe sevgi, büyüğe hürmet ne demek bilir mi?
Kısaca porofluk demek her konunun uzmanı doğa üstü güçlere sahip komple insan demek mi yani?
Ne demek?
Mr. Mustafa Özbayrak profesör.
Okurken, tezini yazarken, imtihanlarını birer ikişer verirken ben yanında yoktum herkes prof diyor bende diyorum.
Sorun bildiğinde değil, bilmediğini kabul etmediğinde.
“A” dedi parlamento da, alevi yurttaşlardan tepki aldı. “B” dedi, hacılar da, hacılar halkının tepkisini çekti. Başbakan tüm “kit”leri satacağız derken o, bebe kandırır gibi “ MKE’yi” eski gücüne kavuşturacağız diye demeç verdi.
Şimdi de kalkmış iki yıl evvel benim yazdıklarıma bu gün ne üdüğü belirsiz bir gazeteci! Vasıtası ile cevap veriyor. Hem de kavgada bile söylenmeyecek lakırdılarla.
Ayıp!..
Kınıyorum kendisini. Bir iki İngilizce sözcükle ne kadar çok şey bildiğinizi anlatamazsınız insanlara. Aha bende en azından Mr. Demesini biliyorum!.. sıkıştırsan, kapı, pencere, sıra, masa, bile diyebilirim. Hatta, adam, insan, vatan, millet nasıl denir onu bile söyleyebilirim İngilizce.
Mr. Mustafa Özbayrak’la aynı kuşak insanıyız. Bu yaşıma kadar her işimi kendim yaptım kimseden yardım istemeden. Hayat mücadelesi okumamı engellesede, daha sonra dışarıdan bitirdim üniversiteyi.
Üstüne,
Saz çalarım, Piyano çalarım, gitar çalarım... Sesim iyidir, eski yeni bir çok türkü-şarkı belleğimde.
Altı dönümlük bahçemin bir bölümünde yetiştirdiğim kalecik karası üzümle iddialı bir şekilde “şarap” da üretiyorum, adamdan sayıp ikram ettiklerim ve dostlarım bilir.
Yukarda belirttiklerim dahil Bunların bir tanesini Mr. Öz bayrak sağından solundan yardım almadan hayata geçirsin, ona ordinaryüs profesör muamelesi çekmesem adam değilim.
Son söz;
Kötü söz sadece sahibine aittir.