Ülkemizde ve dünyada futbolun spor içindeki yeri ayrıdır. Diğer spor dallarına göre futbolun cazibesi daha fazladır. En çok taraftar ve seyirci futboldadır. Medyada sporla ilgili olarak çıkan haberlerin pek çoğu futbolla ilgilidir. Hatta spor haberleri, programları ve gazetelerdeki konular büyük bir çoğunlukla futbol üzerinedir. Diğer spor dallarının futbol karşısındaki değeri denizdeki bir damla kadar ya vardır, ya yoktur.
Futbolun fanatikliği diğer spor dallarında yoktur. Fanatik pazara kadar değil mezara kadar takımını destekler. Onu kesseniz, kanının takımının renkleriyle aynı olduğunu görürsünüz. Takımı maç kazandığı zaman dünyanın en mutlu insanıdır. Takımı kaybettiği zaman ondan uzak durmalısınız; çünkü doğru ve mantıklı düşünemez. O anda size veya yanınızdakilere zarar verebilir. Bu fanatikliği aşırı uçta yaşayanlar maça giderken tedarikli olurlar. Lazım olur düşüncesiyle bozuk para, taş, pet şişe, yumurta gibi malzemeleri yanlarına alırlar. Hatta döner bıçağı ile maça gelenler bile olur.
Maç esnasında dünyadan tamamen soyutlanırlar. Hakemin her düdüğünü değerlendirirler. Kendi takımları lehine olan düdükleri haklı bulup hakemi onaylarlar. Takımları aleyhine çalınan düdükler ise her zaman haksızdır. Bu haksız düdükler sonucunda hakeme teessüflerini uygun bir dille anlatırlar. Hele bir de kendilerine göre düdük çalınması gereken yerde hakem düdük çalmamışsa vay o hakemin haline. Böyle bir durumda hakemin ne insanlığı kalır ne de adamlığı. Hatta hızını alamayanlar kendilerini sahanın içinde bulurlar. Hoşnutsuzluklarını bizzat kendileri anlatırlar. Hakem maç sona erince polis kalkanlarının gölgesinde soyunma odasına doğru koşarak gider. Herhangi bir sert cisim isabet etmeyen hakemler kendilerini şanslı hissederler.
Yenilgiyle sonuçlanan bir maç sonrasında stadyumu savaş alanına döndürürler. Statta bulunan koltukları sökmeye başlarlar. Söktükleri koltukları, kimin kafasına geldiğine bakmadan rastgele fırlatırlar. Stadın giriş ve çıkış kapılarında bulunan ne varsa kırıp dökerler. Bir tarlaya musallat olan çekirge sürüsü gibi önlerine çıkan ne varsa ezip geçerler. Sinirleri ve kızgınlıkları geçene kadar devam ederler.
Buraya kadar anlatılanlar pek çok kez yaşandı. Bu olaylar sonunda ölenler bile oldu. Şimdi bu fanatikler kulağını ve gözünü açıp iyice dinlesinler. Medyada çıkan şike haberlerini, bahis için dönen dolapları özümseyerek okusunlar. Kendilerinin bu kadar önem verdiği bir maçın anlaşmalarla nasıl sonuca bağlandığını görsünler. Daha maç oynanırken maçın sonucunun belli olduğunu anlasınlar. Fanatikliğin ve taraftarlığın, İngiltere’deki deyimi ile holiganlığın, ne kadar mantıksız olduğunu bilsinler. Herhangi bir maç sonucu için birbirine kırıcı davranmanın ne kadar abes olduğunu kafalarına yazsınlar. Kavga çıkarmanın, silah kullanmanın, saldırgan olmanın, bir skor için kendini kahretmenin gerçek hayatla hiçbir mantık ilişkisi olmadığını artık kabullensinler.
Bugünden sonra fanatikliğe son, taraftarlığa elveda demenin vakti geldi. Şike icat oldu olalı, taraftar olmanın bir mantığı kalmadı. Bahis çıktı çıkalı, fanatikliğin kitabı tersten okunur oldu. Sahada veya saha dışında gönül verdiği renkler için canını ortaya koyan fanatik taraftarlık tarih oldu. Artık para konuşuyormuş. Maçların sonucunu parası olan yazıyormuş. Bahislerde adı geçen meblağları okuyunca insanın nutku tutuluyor. Ter döken namuslu futbolculara, onları destekleyen gerçek taraftarlara yazık olduğuna inanıyorsunuz. Bu yazılanların ve iddiaların doğru olmaması için dua ediyorsunuz.
Spora girecek olan her türlü hileyi, erkeklerin elindeki futbol oyuncağını kötü emellerine alet edenleri, bu haberlere rağmen hala kendisini bir maç için harap edenleri kınıyoruz.
Bir maç sahada oynanmalı, sahada kazanılmalı ve her şey o gün o sahada kalmalıdır. Dışarıya taşmadan sona ermelidir.