Ne kadar dürüstüz? Bu noktada dürüstlüğümüzü genel olarak ilişkide olduğumuz bireylere karşı değerlendiririz. Ailemize, sevdiklerimize, dostlarımıza, eşimize, duygusal partnerimize vs. Bu ilişkiler bağlamındaki dürüstlüğümüzden öte kendimize karşı dürüst müyüz acaba?
Bırakın diğer insanları bir yana kendimize karşı dürüstlüğümüz bakın niçin çok daha önemli? Kendimizi olduğumuz gibi kabul edebilmemiz için ve kendimiz olmak için.
Kendimiz dışındaki her şeyle öylesine ilgiliyiz ki; kafamızın içindeki sesimizi duymayı bile denemiyoruz. Genelde tepki gösterdiğimiz başkalarının davranışlarına benzer davranışlarımız olsa da reddediyoruz, aslında reddettiğimiz tamamen kendimiziz. Özellikle toplumca “olumsuz” olarak etiketlenen duygularımız kimi zaman ortaya çıktığında bile inkar etmeye meyilliyiz.
Geçen akşam Hülya Avşar kendi tv programında şöyle söyledi: “Kendi meslektaşım benden daha iyi bir şey yaparsa ben onu kıskanırım” Gerçekten çok takdir ettim. Evet kıskançlık nahoş bir duygu ama dürüst önce kendine dürüsttü. Demek ki kendi duygusunu fark etmiş ve bunu kabullenmişti. İşte budur kendini olduğu gibi kabul etmek. Başka bir açıdan baktığımızda da böyle bir duygunun ortaya çıkması aslında insanın kendisi için bir fırsattır. Eğer rahatsız edici bir duyguysa ,insan fark ettiği zaman bu duyguyu bırakabilir, değiştirebilir ve bir daha hissetmeyebilir. Hayatta attığınız her adımın sorumluluğunu aldığınızda ve size muhakkak geri döneceğini bildiğinizde zaten o zaman hep iyiyi seçeceksiniz. Kendinizi fark edin ve lütfen olaylara gösterdiğiniz tepkiler gerçekten size mi ait yoksa annenizin, babanızın, başka birinin düşüncesini mi alıp kopyalamışsınız? Ve şimdi o düşüncelere hala katılıyor musunuz? Şimdi ki siz, yıllardır varolan aynı kişi misiniz?
Kendimize karşı dürüst olmayı başardığımızda inanın başkalarına ufacık bir yalanı dahi söyleyemeyiz. Kendine karşı dürüst olabilmek ne istediğimizi de net olarak bilmemizi sağlar.
Dürüstlüğümüzle birlikte hayatımızın sorumluluğunu da fark edebiliriz. Duygularımızı, dirençlerimizi, odaklanmalarımızı bilen ve sürekli not alan biri olsaydı ve bize yazılı olarak rapor halinde sunabilseydi; o zaman kendi hayatınızda başınıza gelen her şeyi sizin seçtiğinizi görebilirdiniz. Şu anda bunu fark edemiyor olmamızın sebebi; sınırlı düşünce alışkanlığımız ve dikkatimizi kendi üstümüzde yoğunlaştırmıyor olmamızdır. Hepimizin yaşamında “şunu istedim oldu” ya da “hepsi üst üste mi gelir?” gibi cümleler yer almıştır. Birincisi; istediklerimizin gerçekleşmesini anlatırken diğeri de dirençlerimizin gerçekleşmesinden başka bir şey değildir aslında.
Ne düşündüğümüze, ne istediğimize, ne konuştuğumuza çok dikkat etmeliyiz. Her an kendi hayatımızla ilgili yaratımlar yapıyoruz.
Olumsuz duygularımızı fark ettiğimiz an değiştirebilme gücüne sahibiz. Ancak olumsuz duygularımızı fark ettiğimiz an önce kabul etmemiz ve bırakıp, yerine olumlu duyguları yerleştirmemiz gerekiyor.
Artık Tanrının bize lutfettiği gücümüzü ve yeteneklerimizi fark edip , kendimizi onurlandırma ve daha iyiye doğru tekamül yolunda değiştirme vaktidir.
Saygılarımla…