Malum iletişim çağında yaşıyoruz. Uyduya bağlı televizyonumda kanalları sırası ile tarıyordum. Karadeniz Bölgesinden yöresel ağırlıklı yayın yapan bir kanala takıldım. Mahalli sanatçı Hüseyin Aydın yanık çalan kemence sesine kendisini kaptırmış, türküsünü söylüyordu. “Bu akşam içeceğum-Bir büyük bir de yarım-Buz koyun bardağıma –Belki söner efkarum.”
Beni de efkârlandırdı doğrusu. Demek ki insanlar bu yüzünden içiyorlar. Başkalarına zarar vermedikleri sürece bu zaafları görmezden gelinebilir. Sevdiğine kavuşamamanın verdiği ıstırapla kendini içkiye vermiş bir “Karadeniz Uşağının” lirik aşkını anlatıyordu türküsünde. Memleket gündemi o kadar karmaşık ve çok hızlı değiştiği bir anda, böyle bir aşkı yaşamaya zamanım hiçbir zaman olmadı. Kendimi bildim bileli hep vatansal konularla ilgili oldum. Tarihi arka plan hep ilgimi çekmiştir. Siyasi ve sosyal olayların arkasında yatan gizli ve esrarlı nedenleri araştırmaya çalışmışımdır.
“Buz koyun bardağıma, belki geçer efkârım” sözü beni derinden etkiledi. Ömrümün son demlerine ulaştığım bu günlerde ülke gündeminde olup bitenler karşısında efkârlanmamak mümkün mü? Ne zaman güzel bir haber dinleyeceğiz? Ne zaman gönlümüzdeki gamı dağıtacak bir sunumda bir türkü dinleyeceğiz? Sanatta ve sosyal yaşayışta yozlaşmadan varlığımızı devam ettirebilecek miyiz?
Yeni yetme artiz kızımız edep dolu mesaj içeren bir türküyü okurken bile mahrem yerlerini açıyor, yarı çıplak(!) yatağa uzanıyor, ortada hiçbir şey yokken orgazm olmuş gibi görüntü veriyor.
Öte yandan hukuksuzluğun olağanlaştığı uygulamaları yansıtan haber programları insanın ruhunu sıkıyor.
Her tarafta trafik kazaları. Ezilmiş, sıkışmış cesetler. Memlekette neşemizi yerine getirecek bir şey yok sanki.
Etrafı karamsarlık sardığında efkâr basıyor ister istemez. Bahane arayanlar büyükte içer, üstüne bir de yarım içebilirler… Sırf bu havadan kurtulmak için kanal değiştirip biraz müzik diyorum.
Ama o da ne? Ne tipsiz insanlar var. Nereden türedi bunlar. Kulağında küpe, burnunda anile halkası, saçlar karma karışık, yırtık pırtık bir pantolon. İçinde adamın götü kayıp olmuş. Bunlar çağdaşlaşmış be kardeşim! Bizim haberimiz yok.
Elektrik faturası üzerinden zorla para ödediğimiz TRT’nin müzik programları da olmasa ne yapardım bilemiyorum.
Bundan dolayı müzik dinlemeyi tercih ettiğim oluyor. Yine de beni hep efkârlı türküler cezbediyor. Keşke her an “Yozgat Sürmelisi” çalsa, ardından Hacı Taşan’ın “Yüce dağ başında yağan kar idim” defalarca dinlesem acaba yorulur muydum diyorum. Yine efkâr basıyor. Çağdaş yaşamcılar kızmasın, içkiye karşı olmasam her akşam içmem lazım gelirdi herhalde.
Tam başlayacaktım ki içmeye, tek parti zamanından kalma inhisarlar müdürlüğü monopolunu özelleştirmişler… Özel sermaye sahipleri zengin olsun diye biz sağlığımızdan mı olalım. Zaten kaç yıldır içmeden sarhoş geziyorum memlekette. Kafayı bulmak için tek kanal değil birkaç kanalın haber programlarını takip etmenizi salık veririm.