“İyiliğin” ölçü birimi var mı?
Varsa nedir, neye benzer, elle tutulur gözle görülür mü?
Tutuluyorsa kim tutuyor,
Görülüyorsa kim görüyor, in midir, cin midir,
Nerde yaşar, ne yer ne içer?
Bir yakını, bir kardeşi varmıdır?
Konuşulur mu “iyilikle”…
Dil bilir mi?
Dert dinler,
Yol gösterir mi?
Sır tutar mı?
Seninle ağlar, seninle güler mi?
Bir maddemidir “iyilik!..”
Yoksa soyut bir kavramdan ibaretmidir,
Nedir iyilik?
Tabiatta gördüğümüz tüm maddelerin kendilerini anlamamız için bize gösterdikleri bir takım bilgileri var.
Biliyoruz, Teknoloji yardımı ile anlıyoruz onları.
Teknolojik desteği yanımıza alsak “iyiliği” anlayıp tarif edebilir, gizemini çözebilirmiyiz acaba?
Ben bilmiyorum!..
Bildiğim,
Bir ağaç gibi yerinde çakılı kalmadığı iyiliğin.
İnsan gibi, insandan ayrı gezip dolaşmadığıdır.
Aslında tutmak isteyen tutabilir onu…
Dikkatli ve sevgi ile bakılırsa görülebilirde üstelik.
Bir tek dili yok.
Binlerce dilden anlar,
Dert dinler, neşe saçar,
Sır tutar, Yol gösterir.
Ben dedim di demez asla.
Söyler, söyler, söyler… muhatabı onu anlayana kadar.
Kolaydır onun için insan bedenine-ruhuna girmesi…
Tıpkı, kan kardeşi-karındaşı KÖTÜLÜK gibi.
Yaşam kaynağıdır insan, varlık nedenidir.
Zaten onula özdeşleşmiş, onunla anılır olmuştur.
Gülerse insan yüzü ile güler, ağlarsa insan gözü ile ağlar.
Konuşur insan diliyle, dinler insan kulağı ile.
Kısaca iyiliğin öteki adı İNSANDIR.
İnsanla hayıflandığı-dertlendiği olur…
Hatada yapar-yapabilir- yaptırabilir insana.
Bu onun kardeşi “kötülük” ile, kötülüğün yaptırdıkları ile karıştırılmasına neden olmaz, olmamalıdır.
İyilik, iyi olmak, iyi ile bütünleşmek, yoldaş olmak bambaşkadır,
Tarif edilmez yaşanılır.
İyi ile özdeşleşmiş bir arkadaşımı, MEMDUH BODUR’U kaybettim, hain bir saldırı sonunda. Allahtan rahmet diliyorum.
O bir insandı, Yazık oldu.
Tıpkı,
Severken iyiliğin karındaşı kötülüğün rüzgarına kapılıp canlı cenaze yaptıklarımız gibi.