Kendi halinde,
Mazbut,
Sakin, akil’diler.
Genellikle, dünya nimetleri ile ilgilenmez,
Ancak,
Yaşamlarını devam ettirecek kadarı ile yetinirlerdi.
Almayı değil vermeyi,
Yemeyi değil yedirmeyi,
Giymeyi değil, giydirmeyi sevdiklerinden,
En çok da
Düşünceleri gibi yaşamlarının insan ve diğer canlılara karşı sevgi eksenli olduğu bilindiğinden sadece yerleşik oldukları bölgelerde değil, anıldıkları her yerde sevilip sayılıyorlardı.
Siyaset onların işi değildi.
Bulaşmazlardı!..
Ticarette hakları olanı ister, fazlası için komşuya gönderirlerdi gelen müşteriyi.
Değiştiler!..
Neden biz yoğuz hükmedenlerin içerisinde diye sorguladılar kendilerini.
Oysa hepsinin ağzı iyi laf yapıyor, günde beş kez bir ayara geliyorlardı en az.
“Adil düzen” dediler…
“hakça kazanım, hakça bölüşüm” dediler solcuların “toprak işleyenin su kullananın” dediği gibi. Kitleleri peşlerine taktılar.
Ve
İktidar oldular!..
Meselenin iktidar olmakta değil, iktidarda kalabilmek olduğunu keşfettiler.
Şükretmesini öğretmeleri gerekiyordu insanlara.
Kendilerinden daha aşağıdakileri düşünmeleri lazımdı yönetilecek olanların.
Ki,
Dönüşüm başladığında karşılarında akordu bozuk ses çıkaran kalmasın, kalsa bile itibar görmesin.
O iş gaipten haber veren ulemalara! Bırakıldı.
Başardılar!..
Ve
Dönüşüm başladı…
Devlet imkânları ile para kazanmayı öğrendiler.
Yemeyi,
İçmeyi, (içerde turko kola- dışarıda Allah bilir ne!)
Gezmeyi,
Tatil yapmayı, hatta tatilde jet-ski’ye binmeyi çok sevdiler.
Her birinin özel ehliyeti oldu cip sürebilmek için hanımları dahil.
Ve
Alıştılar rahata...
İsteklerinin emir telakki edilip derhal yerine getirilmesine.
Eskiye dönmek akıllarına gelmediği gibi, Kolay kolayda bırakmazlar iktidarın gücünü ellerinden artık.
Gaipten haberler sunan ulemalar var olduğu ve akıllarını bunlara teslim eden vatandaş ruh gibi ortada gezindiği sürece.