Gerçek adı Hüseyin Kâhya Parkı olan Emekliler Parkı, hem Kırıkkale’nin hem de Türkiye’nin açık hava Siyaset Meydanı’dır.
Genel olarak emekliler bu parkı tercih ettiği için park bu isimle anılır; ama emeklilerin yanı sıra her kesimden ve her yaştan insanlar bulunur. Hatta bazıları için burası bir ikametgâh adresidir diyebiliriz. Kimileri aradığı bir tanıdığını burada eliyle koymuş gibi bulur. Kayahan’ın dediği gibi: “ Adresim aynı, kaderim aynı.”
Kışın soğuk havalarda biraz geç toplanmalarına rağmen yazın, günün ilk ışıklarıyla gelirler. Buluşma yerleri önceki gün ayrıldıkları yerdir. Herkes kendi yerini bilir, başkasının yerine oturmaz. Genellikle grupların yerleri ve elemanları aynı olmasına rağmen gruplara her gün yeni katılanlar da olabilir. Bu katılanların kimisi konuşmacıdır, kimisi dinleyici. Bazen yoldan gelip geçenler de kendilerini bu tartışmaların ortasında bulurlar. Grupta aynı görüşü paylaşan kişiler varsa tartışma monoton bir havada geçer; ama karşıt görüşler fazlaysa tartışmanın tadına doyum olmaz.
Televizyondaki bütün haber bültenlerini ve tartışma programlarını izlerler. Buralarda yapılan bütün konuşmaları, yorumları ve satır aralarını beyinlerine nakşederler. Elde ettikleri bilgilerin huzuru ile yatıp uyurlar. Sabahleyin erkenden kalkıp kahvaltısını yapanlar büyük bir hevesle parkın yolunu tutarlar. Akşamleyin ve sabahleyin öğrendikleri haberleri paylaşmak için sabırsızlanırlar. O gün alınan gazetelerdeki haber ve yorumlar da değerlendirilir. Buluşma anına kadar olaylar hakkında kafalarında pek çok şekilde yorum yaparak ısınma turlarını tamamlarlar.
Her tür haber ve konu kapsama alanında olup hiçbir sınırlama yoktur. Rtük korkusu olmadığı için seçilen kelimelerde de özgür davranırlar. Ses tonunu ayarlama sıkıntısı çekmezler. Herkes istediği perdeden konuşmasını devam ettirir. Şaka yollu takılıp konuyla ilgili espriler yaparlar. İğneli sözlerle karşısındakini çaktırmadan alt etmek isterler. Ses tonunu biraz yükselterek karşısındakini sindirip su üstüne çıkmaya çalışırlar. Sinirlenenler tartışmayı bırakarak gönüllenip giderler. Yine de birbirlerine dayanamayıp ertesi gün yine buluşurlar. Genellikle de bir gün önceki kırgınlıklar rafa kaldırılarak unutulur.
Hükümetten muhalefete, bakanlardan milletvekillerine, askerlerden sivillere, yargıdan medyaya herkesin ahvali değerlendirilir. Yapılanlar, yapılamayanlar, söylenenler, söylenemeyenler mercek altına yatırılır. Yeni gelenlerden en son haberler öğrenilir. Neredeyse her saat başı gelen yeni haberlerle tartışmanın gidişatı değişir. Reklam arası verilmeyen tartışmalarda namaz molaları dinlenmelerine fırsat tanır.
Bu haberlerin dışında ailesel konuları da konuşup dertleşirler. Damatlarını, kızlarını, oğullarını, gelinlerini, hanımlarını, komşularını iyi veya kötü anlatıp yaşadıklarını paylaşırlar. Kimisi beddua eder, kimisi hayır dua. Kimisi hak verir, kimisi kabul etmeyip karşı gelir anlatılanlara. Yeri gelir küsler barıştırılır. Hiç umulmadık bir anda yeni dostluklar kurulur. Gün gelir dünür düşülüp hısım olunur.
Hayatın acı veya tatlı devam ettiğini ispat ederler eşe, dosta.
Ali Kırca, Mehmet Ali Birand, Uğur Dündar burayı görselerdi kesinlikle kıskanırlardı. Kendi haber bültenlerinden daha taze haberlerin bulunduğunu, en ateşli tartışmaların yapıldığını, seyirci ve dinleyici kitlesinin sayılamayacak derecede fazla olduğunu, hiçbir reyting sıkıntısının olmadığını ve gündemin her zaman sıcak kaldığını bilselerdi ana haber bültenlerini burada yaparlardı. Bu kadarla da kalmaz burada yirmi dört saat görev yapacak bir temsilci görevlendirirlerdi. İşte o zaman reytinge reyting demezlerdi.