“Sevgili seyirciler tabii nasıl bir bağlantı kurabilirsiniz. Biz sadece hatırlatma yapıyoruz. Geçen sene Aralık ayında Bursa'da bir maden kazası meydana gelmişti. 19 madencimiz can vermişti. Peki bu olaydan hemen bir gün önce ne olmuştu bir hatırlayalım. İstanbul'a cumhuriyet savcılarına İbrahim Fırtına, Aytaç Yalman, Özden Örnek gelip ifade vermişlerdi. Geldiklerinin hemen ertesi günü, pazar akşamı ise Bursa Mustafa Kemal Paşa'da 19 madencinin öldüğü maden kazası vuku bulmuştu. Dün gözaltılar oldu, Balyoz Darbe planıyla ilgili, bugünse ne yazık ki işte Balıkesir Dursunbey'den gelen böyle bir maden kazası haberi var. Nasıl bağdaştırırsınız ya da var mıdır bir bağlantı yoksa sadece ve sadece tevafuk diyebileceğimiz hadiseler midir bunlar, bunu da sizin izanınıza bırakıyoruz. Belki de varsa da bir bağlantı tabii komplo teorisi üretmek hiç hoş değil. Çünkü birisinde 19 kişi diğerinde 17 kişi can verdi.”
Bu sözler Fethullah Gülen Cemaati’ne bağlı STV Haber kanalındaki 'Son Durum' programının sunucusu Asım Yıldırım’a ait. Hani biraz daha ileriye gitse grizu patlamalarından açıkca komutanları sorumlu tutacak. Yokya bu kadarı da fazla artık. Bu kadarını ne midem ne beynim kaldırıyor. Hani hatırlarsınız cemaatle ilgili bakış açısı konulu yazılarım vardı. Şimdi onları düşünüyorum da bakış açısı bu kadarda vicdansız olmamalı. İlla ki birilerini birilerine kötü göstermek istiyorsanız bunu açıkca yüreklice yapın. Böyle tesadüfü olayları birbirine bağlayarak, insanların kafasında soru işareti bırakmak doğru mu? Varsa bildiğiniz söyleyin. Şüphe bırakmadan, kafa karıştırmadan. Hizmet bu mudur? Fethullah Gülen ‘Küresel Barışa Doğru’ kitabının 131. sayfasında diyor ki ‘Herkes Kelime-i Tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmeli. Hatta Muhammed Allah’ın Resülü’dür kısmını söylemeksizin ikrar eden kimselere de merhamet nazarıyla bakılmalıdır’ Bu mudur merhamet? Bu kadarı da fazla artık...
***
CILKI ÇIKTI
Türkiye karışık. Gündem her gün değişiyor. Bir darbedir tutturduk gidiyoruz. Ne olacak bunun sonu bilen yok. Kimse durumundan memnun değil. Herkes de bir endişe hakim. Paşalar bir bir gözaltına alınıyor. İş artık iyice çığrından çıktı. Düne kadar ordu yönetmiş insanlar sabahın bir vakti evlerinden alınarak darbe yapmakla suçlanıyor. Peki ne zaman darbe yapılacakmış. 7 yıl önce. 7 yıl neden beklendi. Suç varsa neden şimdi yapılanlar zamanında yapılmadı da bugüne bırakıldı? Adamlar emekli olmuş, eleğini elemiş ununu sermiş hadi siz darbe yapacaktınız deyip cezaevine gönderiliyor. Fatih Altaylı’nın dediği gibi ‘işin iyice çılkı çıktı’
***
MİLLETVEKİLİNE NİYE DOKUNULMUYOR?
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz diyor ki “Makamı mevkisi ne olursa olsun suç işleyen cezasını çekmeli. Adalette bunu ister vicdanda. Makam mevki suç işlemeye engel değildir.” İyi de bu neden milletvekilleri için geçerli değil? Yani bu ülkede ordu komutanları dahi suç işlerse cezasını çeksin ama milletvekili suç işlerse ona dokunulmasın. Peki Sayın Kapusuz; Bu hangi vicdana hangi hukuka sığıyor? Neden bir türlü dokunulmazlıkları kaldırmıyorsunuz? Neden söylediklerinizle yaptıklarınız bir değil? Yargı size dokununca ağız dolusu yargıya saldırılabiliyor ama yargı başkasına dokununca ‘rahat bırakın yargıyı’ diyebiliyorsunuz. İnandırıcı olmak istiyorsanız önce kendinize dokunulmasına ses çıkarmayın.
***
KİMSİNDE KAN SORGULAYABİLİYORSUN
AK Parti Çorum Milletvekili Ahmet Aydoğmuş diyor ki “İktidar karşıtlarının kanı bozuk. Kanlarını tahlil etmek lazım’ Yuh yani hem de ne yuh! Sen kimsinde insanların kanını sorgulayabiliyorsun? Bu cesareti nereden alıyorsun? Herkes sizden olmak zorunda mı? Bu da bir nevi bölücülük değil de nedir? Biri fişliyor biri kanımızı sorguluyor. Yeter artık ya…
***
ARINÇ’A GÖRE GÖZYAŞI’NIN NİTELİĞİ
Başbakan yardımcısı Bülent Arınç’ı sever ve beğenirdim. Ta ki bir grup teröristin serbest bırakılmasına kadar. Erzincan Başsavcısı gözaltına alındıktan sonra başsavcının kızı Sıla’nın gözyaşları gündeme gelmişti. Arınç’ta o gözyaşlarını eleştirmişti. Peki Sıla’nın gözyaşlarını eleştiren Arınç değil miydi terörist bir kadının çocuğunu evde bırakıp dağa çıkması hikayesine ağlayan. Arınç teröriste ağlarsa bu duygusallıktır ama Sıla ağlarsa bu yaşananları sulandırmaktır öyle mi?
***
KONUŞMADIĞIMIZ TEK KONU
Ben şunu anlardım. Bu ülkede tek başına iktidar olmuyor. Olunca işte böyle oluyor. Bir zamanlar AK Parti yöneticileri kendilerinden için ‘iktidar olduk ama muktedir olamadık’ diyorlardı. Böyle mi muktedir olunacak. Şu yaşananlara bir bakın. Tamam güzel hizmetler var kabul ama ya son yaşananlara ne demeli. Tek başına iktidar olmak her şeyi yapabilmek midir? Herkesi suçlayabilmek midir? Sonuçta bu ordu da bizim bu vatan da. Birisi çıkıyor; cami bombalanacaktı diyor. İnanmıyorum. Bir devletin ordusu bunu milletine yapmaz, yapamaz. Peki tüm bunları konuşuyoruz da konuşmadığımız ne var biliyor musunuz; ekonomi. Kimsenin cebinde para yok. Alım gücü iyice düştü. Bankalar en karlı kuruluşlar haline geldi. Ekonomik sebeplerden dolayı intiharların ardı arkası kesilmiyor. Çekler, senetler ödenemez hale geldi. Baba oğla kefil olmaz haldeyiz. Orhan Veli’nin dediği gibi ‘cep delik cepken delik’ bir durumdayız ama nedense bu konu kimsenin gündemine girmiyor. Yoksa bilinçli bir şekilde ekonomi gündemden sürekli çıkarılıyor mu..?