Diyanet İşleri Başkanı öyle bir demeç verdi ki, sormayınız.
Sayın Bardakoğlu; “Bir gece televizyonu kapatıp yarım saat Kur’an-ı Kerim okuyunuz.” deyiverdi. Bu sözün üzerine medyada yorum yapmayan kalmadı. Herkes kendi inandığı gerçekler çerçevesinde değerlendirme yaptı. Kimi memnun olduğunu söylerken kimi de esip gürledi.
Sayın Bardakoğlu’nun bu teklifi niçin yaptığını bilemeyiz. Hangi duygular içindeyken bu sözü söylediğini kendisi bilmektedir. Bizim amacımız, bu sözü niçin ve nasıl söylediğini öğrenmek değildir. Zaten merak da etmiyoruz. Bizim söylemek istediğimiz Kur’an-ı Kerim okuma teklifine niye bu kadar tepki geldiğidir. Sayın Demirel’in yüzde doksan dokuzu müslüman dediği ülkemizde bundan daha normal bir teklif olabilir mi?
Peki, okunmasının teklif edilmesinin bu kadar tepki çektiği Allah’ın kelamı Kur’an-ı Kerim’de neler yazmaktadır? Kur’an-ı Kerim’dekiler bizim için önemli mi, önemsiz mi kendiniz karar veriniz.
“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine öf bile deme; onları azarlama, ikisini de güzel söz söyle.” ( İsra 23 ).
“Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir; artık ölçüyü, tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin. Düzeltilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Eğer inananlar iseniz bunlar sizin için daha hayırlıdır.” ( Araf 85 ).
“O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkını biz veririz-; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın!” ( Enam 151 ).
“Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?” ( Maide 91 ).
“Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan O'dur. Her biri meyve verdiği zaman meyvesinden yeyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekât ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” ( Enam 141 ).
Gördüğünüz gibi bizim için güzel nasihatlerden başka bir şey yoktur. Nasıl iyi bir insan olabileceğimize dair örnekler verilmektedir. Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz. Siz, eğer ki merak ediyorsanız bir meal alıp bu sözleri kendiniz de okuyup öğrenebilirsiniz. Sizin için gerekli mi, değil mi kendiniz karar verirsiniz. Yetişkin bir insanı yönlendirmek Diyanet İşleri Başkanına ve bize düşmez.
Eğer Kur’an-ı Kerim mealini okumak istemezseniz, peygamber efendimizin hayatını okuyunuz. O’nun yaşantısını okuduğunuz zaman Kur’an-ı Kerim’de bahsedilenleri de öğrenmiş olursunuz. Neden mi? Hz. Aişe Validemize Hz. Peygamber (sav)’in ahlakı sorulduğu zaman; “Siz hiç Kur’an okumuyor musunuz? Onun ahlakı kurandı.” cevabını vermiştir. Kur’an ahlakı; Yüce Mevla’mızın Kur’an-ı Kerim’de bize bildirdiği, Hz. Peygamber (sav)’inde bizzat yaşayarak örnek olduğu ahlaktır. İyi bir insan olmayı, karşılıksız ve menfaatsiz sevilmeyi istiyorsanız sizin için en güzel örnek O’dur. O’nu sevmekten korkmayınız. O’nun gönlü okyanuslardan daha geniştir. O’nun kalbinde hepimiz için bir yer mutlaka vardır.
Nasip olursa 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece Mevlit Kandili’dir; yani peygamber efendimizin doğduğu gecedir. Şimdiden hepinizin Mevlit Kandili’ni tebrik ederim. Bu mübarek gecenin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını dilerim. Allahû Teâlâ ülkemizi ve milletimizi her türlü kötülükten ve felaketten emin eylesin. Ülkemizin ve milletimizin huzurlu ve mutlu yaşamasını nasip etsin.