Peygamberlik tartışmaları tam da alıp yürümüşken memleketimizde yayın yapan bir internet sitesindeki sayın köşe yazarı içinde bulunduğumuz asrın Başbakan Erdoğan'ın asrı olacağını yazıyor ve 20.yüzyıl nasıl Atatürk'ün asrı ise 21.yüzyılı da Tayyip Erdoğan'ın asrı olarak ilan ediyor. Tabii yazının içeriğini okudukça insanın "pes" doğrusu diyesi geliyor.
Tabii sayın yazar bu iddiayı ortaya atarken kendince Başbakan'a ilişkin çeşitli doneleri de okuyucularla paylaşıyor ki iddialarını daha güçlü hale getirsin. Yazıyı hayretle okurken bazı bölümlerini aşağıda sizlerle paylaşarak izninizle yorumlarda bulunacağım.
Yazar kişi başına düşen milli gelirin Sayın Başbakan döneminde tavan yaptığını ve ihracatın tam anlamıyla patlama yaptığını söylüyor. Değerli okuyucular, adama sormazlar mı? AKP'nin yedi yıllık iktidarında yapılan dış borç AKP'nin iktidara geldiği 2003 tarihine kadar yapılan borcu katlayarak geçmedi mi? İhracat 100 milyar doları aştı diyorsunuz, peki tarıma, hayvancılığa, turizme, sanayiye vurulan darbelerle ithalat rakamları ne oldu? Bunu hiç araştırdınız mı? En güncel örneği şu günlerde 30 TL'yi bulan et fiyatları. Yedi yıllık iktidar dönemindeki yanlış politikalar hayvancılığı bitirdi ve et fiyatları rekor kırdı. Bunun sorumlusu ben ya da okuyucular değil sanırım.
Milli gelir arttı cümlesi ise tamamıyla komedi. Nüfusunuzu bir gecede kağıt üzerinde düşürün ve parayı o nüfus üzerinden hesaplayın, ohh ne ala! Milli gelir bir anda 5 bin dolar artsın. Bu nasıl bir hesaplama bir gecede milli gelir böyle artar mı? Milli gelir arttıysa milletin cebindeki para nerede?
Yazının ilerleyen satırlarını okurken hızlı trenlerden bütçeye, Tokiden bölünmüş yollara kadar birçok konuda inanılmaz ataklar yapan bir hükümetten bahseden yazar arkadaşın tam bir iktidar yanlısı olduğunu görmek hiçte zor değil. Hayretle okumaya devam ediyorum.
Hızlı tren diye millete yutturulan trenler devrilip altında onlarca can kalmadı mı Pamukova'da? En büyük bütçe oldu dediğiniz Milli Eğitim bütçesi ile beraber genel bütçe tarihi rekorları altüst edip darmadağın olmadı mı? Hem de yılın ilk ayında. Bölünmüş yol diye yapılan yollar tam bir köstebek yuvası değil mi? Çukura düşüp takla atan araçlardan galiba haberiniz yok?
Sayın yazar Türkiye'nin son dönemde yaşadığı ve hükümetin bile ortaya atıp içinden çıkamadığı açılıma da değinerek, Erdoğan'ın vatandaşlarla barışma hamlesi başlattığını ifade ediyor. Bundan öncekiler vatandaşla küs müydü acaba? Demirel, Özal, Çiller, Ecevit? Bunlar bu ülkenin Başbakanlığını yaparken halka küstüler mi? Farkında mısınız açılım diye diye millet zıvanadan çıktı, bölücülük moda, küstahlıklar göze görünmez oldu. Açılım ülkeyi nerelere sürükledi görüyorsunuz değil mi?
Yazının devamında Başbakan'ın muhtıraya karşı dimdik durduğu ifade ediliyor. Peki şimdi soruyorum? Bu milletin gözbebeği olan ordu en çok hangi iktidar döneminde yıpratıldı? Ortaya atılan irtica eylem planı, ıslak imzalı belge, balyoz planı nerede? Yetmedi şimdi yargıyla çatışma başladı. Sizce bunlar tesadüf mü? Yoksa yavaş yavaş, hazmede hazmede mi gidiyoruz bu yolda?
Yazar arkadaş Ülkemizin komşularıyla sorunsuz bir hale geldiğini belirtiyor. Doğru Kıbrıs'ı Rum'a verirseniz bir sorun kalmaz, Güneydoğu'da bu kadar taviz verirseniz hiçbir sorun kalmaz. Her türlü tavizi verip milli davalarımızdan, değerlerimizden vazgeçersek tabii bir sorun kalmaz.
Buraya kadar yapılan icraatlar eğer Erdoğan asrı olmaya yetmez diyorsanız köşe yazarı sizi ikna edecek yeni açılımları peşpeşe sıralamaya devam ediyor. Eee ne de olsa yazar bu asrı Başbakan'ın asrı ilan edecek kafaya koymuş.
Mesela son dönemde temcit pilavı gibi ısıtılıp gündeme taşınan yeni Anayasa söylemi. Eğer gerçekleştirilirse Erdoğan'ın sivil Anayasanın mimarı olarak asra adını vereceği yazılıyor. Sorarım size Anayasayı değiştirmek nasıl bir asra mal olmak anlamını taşır? Geçmişte Anayasa değiştirip hazırlayanların kaç tanesinin adını biliyoruz hepimiz?
Kral faysal ödülünü alan Erdoğan'ın yakında Nobel'i de alacağını iddia eden yazar bey, eğer Nobel almak bu asra adını vermek anlamını taşıyorsa Başbakan bu konuda çok geç kaldı. Çünkü Orhan Pamuk o ödülü alalı epey oldu. Demek ki 21.yy. Pamuk'un asrı oldu ne yazık ki...
Sayın yazar durmaksızın yola devam diyor ve sayın Başbakan'ı yakında dünyanın hamisi olarak ilan ediyor. Mazlumların hamisi, haksızların tüm Dünya'da tercümanı olacağını söylüyor. Değerli kardeşim bırakın Dünyada mazlum aramayı hemen Ankara'ya yanı başına bak, tekel işçileri 2 ayı aşkın süredir mazlumun dik alası oldular, Başbakan onları tehdit edip dağıtırım orayı demekten başka ne yaptı. Sen kalkıp Dünya hamiliğinden bahsediyorsun.
Ancak yazar arkadaşı tutmak mümkün değil... En sonunda Erdoğan'ı yakın zamanda olabilirse Cumhurbaşkanı olamazsa Birleşmiş Milletler Genel sekreteri olarak göreceklerini yazmış. Cumhurbaşkanlığı tamam amaaa BM biraz zor be arkadaş...
Değerli Haberkale okuyucuları gazeteci olmak zor, köşe yazarı olmak daha da zordur. Birtakım beklentiler içerisine girip bugünden onun temellerini atmak için bu kadar açıkça yandaş olunmaz. Hele ki koskoca bir imparatorluğun ardından çiçeği burnunda bir Devlet kuran büyük Önder'in yaptıkları ile bugün yapılanlar asla bir tutulamaz. Ne olur bu kadar açık bayrak sallamayın zaten adı kötüye çıkan bu mesleği daha da yerin dibine sokmayın ya da gazetecilik değil esas mesleğiniz neyse onu yapın.