Dizilerdeki açık saçık sahneler yüzünden ağız tadıyla ailecek bir dizi seyredemiyoruz.
Çoluk-çocuk, ailecek bir dizi seyrederken bir sonraki sahnede ne ile karşılaşacağımızı bilemez olduk. Karşınıza hiç ummadığınız bir anda uygunsuz bir sahne çıkabiliyor. Hem de hayâsızlığın en uç noktasına kadar varıyor bu uygunsuzluk. Ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Çocuklarınızın yanında siz, sizin yanınızda çocuklarınız bocalamaya başlıyorsunuz. Kumanda kimdeyse hemen acilen kanal değiştiriliyor. Kanalın niye değiştirildiğini de herkes biliyor tabii ki.
Artık her dizide öpüşme, soyunma, koklaşma, okşama sahneleri var. Belden aşağı espriler alabildiğine fazlalaştı. Edebe aykırı yatak ve sevişme sahneleri bile neredeyse sıradanmış gibi veriliyor. Dizileri uzatmak ve reyting alabilmek için bunların yapıldığını herkes biliyor artık. Reyting uğruna her sahne mubah sayılıyor olabilir; ama kültürümüze, örf ve âdetimize uymayan bu sahneler karşısında sessiz kaldığımıza göre biz de suçlu sayılmaz mıyız?
Emniyet ve halk bir ara çocuk pornosu ile mücadele etmişti. Çocukların cinsel istismara karşı korunması için canla başla savaşılmıştı. Bu tür kasetler ve diskler toplanarak imha edilmişti. Bu işte zorla çalıştırılan veya haberi olmadan bu işe bulaştırılan çocuklarımız kurtarılmıştı. Bu işe bulaşanlara büyük ders verilmişti. Çocuklarının akıbetinden endişe eden aileler derin bir nefes almışlardı. Hatta daha eskilere gidersek bu tür yayın yapan dergiler poşete bile konmuştu.
Peki, dizilerdeki sahnelerde yaşanan cinsellik, istismar olarak kabul edilmiyor mu? Çocuk yaştaki kızların ve erkeklerin böyle sahnelerde oynatılması uygun mu? Çocuk yaştaki kızların yetişkinlerle bu sahnelerde yer alması porno sayılmıyor mu? Bu çocuklar cinsel istismar malzemesi olmuyor mu? Bu çekimler gizli yapılınca porno oluyor da dizilerde ya da filmlerde olunca sanat olarak mı kabul ediliyor? Yoksa biz o günleri geride bırakıp da çok mu geniş düşünür olduk?
Bu çocukların annesi ve babası bu sahnelerde çocuğunun oynamasına nasıl izin verebiliyor? Yetişkinlerin de eşleri nasıl kabul ediyor sevdiği eşinin bu sahnelerde oynamasını? Onlara sorarsanız bunlar filmde yapılan roldür. Gerçekle bir ilgisi yoktur. O kişinin rolünü en iyi şekilde oynamasından daha mantıklı ve normal bir şey de olamaz.
Ben böyle söylerken bunları destekleyen ve hatta bazı uygulamalara da akıl erdiremeyen kişiler de yok değil. Bir köşe yazarı bir yazısında bakın neler söylemiş:
“Senaryonun doğal akışı içinde "doğal" bir tepki olarak ortaya çıkan masum sevişme ve öpüşme sahnelerinden söz ediyorum… En çok tuhafıma giden de oyuncuların bu tür sahneler için eşlerinden ya da ailelerinden "izin alıyor" olmaları... Yahu, yaptıkları sadece oyunculuk... Onca set görevlisinin önünde "mış" gibi yapıyorlar, hepsi bu... Bir oyuncu, mesleğini icra ederken, eşinden, ailesinden niye izin alsın ki? Diş doktoru, kerpetenle hastasının azı dişine asılmadan önce karısını arayıp, müsaade istiyor mu? Ceyda Düvenci, "Ejder Kapanı" filmindeki sahne için eşinden izin almış. "Sınav" filminin yönetmeni Ömer Faruk Sorak, oyuncu Rüya Önal'a "Filmde İsmail Hacıoğlu ile manastırda bir öpüşme sahnen var. Önce ailene danışıp, bana öyle cevap vermeni istiyorum" demiş. Kız da gidip, anne ve babasından izin almış. Başka bir deyişle, velisinden "izin kâğıdı" alıp, sete öyle gelmiş... Ne için? Öpüşme sahnesinin "canlandırılması" için... Anlamıyorum. Hiç anlamıyorum... “
Ben de bunu anlamıyorum. Bu tür davranışların ve yakınlaşmaların mışlısı, mişlisi nasıl oluyor ki? Hem de o kadar insanın önünde!
Demek ki, bizim toplumumuzun edep ve hayâ sınırları oldukça genişlemiş. Eşini, kızını, kardeşini kıskanmak yanlış bir davranış olarak kabul ediliyor. Belki de bu tür davranışlarda bulunanlar gerici ve yobaz olarak da etiketlenebiliyor. Kim kiminle ne isterse yapmakta serbestmiş. Hangi sahne olursa olsun dilediği şekilde davranabilirmiş. Aile ve eş ne karışabilirmiş ki!
Ben de karışmak istemem; ama çocuklarımıza yazık oluyor.