Yazarı Muammer Taylak olan “27 mayıs ve Türkeş” isimli kitabı okuyordum. Daha ilk sayfada sayın Türkeş’in kendi el yazısıyla 27 mayıs darbesi ile ilgili bir tespiti var . Bunu birçok kişi biliyor sanırım.Tespit aynen şöyle:”Ben 27 Mayıs tecrübesini geçirdikten sonra ,o kanaate vardım ki; ihtilal yoluyla bir memlekete hizmet etmek mümkün değildir.Ne kadar eksik, ne kadar aksayan tarafları olursa olsun ,hukuk yoluyla bir memlekete ,bir millete hizmet en iyi yoldur.İhtilal otoriteyi yıkar,anarşi başlar.Bu anarşiyi durdurmak,yeniden düzen ve otoriteyi kurmak çok güç bir meseledir.Ve memleket bundan zarar görür.Bunun ben içinde bulundum,fiilen yaşadım. Memleketin aydınlarına, vatanseverlerine tavsiyem şudur:” En kötü hukuk nizamı, en iyi ihtilaldan iyidir.” Ayyıldız matbaası, Ankara 1977) Bu düşünceyi aynen paylaşıyorum.
Ben darbecileri vatan haini olarak algılarım. Darbe severler de işbirlikçi, satılmış kişilerdir. Halk iradesine saygısı olmayan, halkın inanç değerleri ile alay eden, halkı salak yerine koyan, göbeği kıllı, bidon kafalı diye vasıflandıran, çeşitli etiketler takarak insanları birbirine düşman kamplara ayırarak, çatışma ve kaos yaratıp, ardından darbe vasatı oluşturan, sonra da demokratik normale müdahale edenler, benim hoşlanmadığım kişilerdir. Onun için hiçbir zaman onları alkışlamadım, ne 27 mayısta, ne 12 martta, ne 12 eylülde, ne de 28 şubatta. Bundan sonraki ömrümde de Allah nasip etmez inşallah. Darbelerden şahsi olarak ne kadar eziyet ve zarar gördüğüm bana kalsın. Velev ki hiç zarar görmesem bile, ülkeme ve topluma verilen zarar sebebiyle karşı fikirlerimi açıklıyorum. Bunu eleştirdiğim için bana delikanlı olmamı öğütlüyor bir tanesi. Beni yakından tanıyanlar bilir ki güç sahibi olanlara boyun eğmedim. Gücüm yettiğince hukukun içinde kalarak haksızlıklara karşı mücadele ettim. Bundan dolayı da haksızlıklara uğradım. Her vatandaş gibi benim de bir oy hakkım var. Oyumu istediğim gibi kullanmışımdır. Herkes sandık başında oyunu vicdani kanaatlerine göre istediği siyasi partiye verebilir. Buna sonsuz saygı duyarım.
Hayatım boyunca asla Amerikancı olmadım. Doğrusu Amerikanın kucağına oturanlardan da hoşlanmam.Kucağa oturan okumuş aydın olsun, darbeci jakobenler olsun veya takkeli din adamı olsun fark etmez… Vatanın kara bağrından yetişen, göğsü kıllı bir sürü yerli kucak kollarını açmış beklerken, bu tip insanlar neden yabancı kucağında otuyorlar? Bendeniz sadece Amerikan toplarına vurmayı çok severim. Olsa da icabına baksak. Avrupa Birliğine girersek, bu sorunumuzu yarı yarıya halledeceğiz. Daha önce bu konuda yazdığım yazıma bakabilirisiniz.
Bir başka okuyucumda halkımızın değişik kitle partilerine oy vermesine, sağa sola gitmesine kızıyor. Belli ki kendi siyasi görüşü halkımız tarafından kabul görmemiş. Benim de buna benzer hayıflandığım zamanlar olmuştur, ama sabretmesini bileceksin. Demokrasiye inanıyorsan tahammül edeceksin. Halkın teveccühünü kazanarak iktidara geleceksin. Halkı memnun edici işler yaptıkça iktidarda kalmaya devam edersin. Halk beğenmezse çeker gidersin. Birazda şu cümleye bakalım: “Halk derken, irade derken vergisini vermemek için sağa sola kıvırtan soytarılardan mı söz ediyorsun” Darbeler yüzünden bozulan hukuk düzenine bakmak lazım. Halkın kıvırtmalarına aldanıp ta vergisini toplayamayan devlete neden bir eşletiri getiremiyorsun. Eğer adil bir hukuk düzeni zaman içinde geliştirilebilseydi halk daha bilinçli hale gelirdi. Vergisini vatanseverlik ölçüsünde öderdi.12 Eylül cuntası sudan sebeplerle beslemeyip adam asıyordu, iyi bir vergi hukuku geliştirseydi. Bunda vatandaşın ne sucu var? Bir başka cümleye bakalım. “bu memleketi siviller inşa etmedi sende iyi bilirsin hoca.” Cümlede hem nezaket yok, hem fikirden yoksun. Bu memleketi inşa edenler arasında her kesimden insan vardı. İnanmazsan 1.mecliste seçilen mebuslara bak. Onun için meclis müzesini ziyaret etmenizi öneririm. Madem saltanatı kaldırdık cumhuriyet kurduk, vatandaş olduk ve sistemimizi laik, demokratik, sosyal, hukuk devleti olarak ilan ettikse bazı jakoben darbeciler darbe yapamasın. Buna tevessül edenler gerekli hukuki cezaya çaptırılsınlar. Çünkü darbe yapmak anayasal bir suçtur.
Bir başka cümleye bakalım: “elektriği olmayan dağ köylerine dağıtılan çamaşır makinesi, kömür, kurtlu bulgur, makarna, yeşil kartlar” Şahsen buna karşıyım. Ben olsam işsizliği çare arardım. Planlarımı, yatırımlarımı buna göre yapardım. Bütün mesaimi bu sorunu çözmek için harcardım. Ben kişi için en hayırlı kazancın, kendi emeği ile kazandığıdır. Buna inananlardanım
Kör, topal da olsa tavrımı demokrasiden yana alıyorum. Sıradan bir insan olarak demokrasi varsa, beni de dikkate alırlar diyorum. Demokratik düzen hukukun üstünlüğüne dayanan düzendir. En basit anlatımı ile de hukuk; hakkı hak sahibine vermek demektir.
“Asmayalım da besleyelim mi ?” diyen adamın hazırlattığı anayasaya da hayır oyu verdim. Sen o zaman ne yapıyordun bilemiyorum, ama aldığın eğitim yeteli kalitede değil. Bazılarının kafası sosyal olaylar arasındaki münasebetlere basmadığı belli. Adam eleştirirken biraz nezaket sahibi, çokça da fikir sahibi olur.