Bir şehir, bir köyden kültür, sanat ve toplumsal bakış birliği ile fark edilir.
Kırıkkale’ye bir vakitler “koca köy” diyenlerin içimizi yaktığını hissederdik.
Bu yüzden gerek belediye başkanları, gerekse valilik bünyesinde kültür sanat faaliyetlerini sıkça görürdük…
Uzun yıllar bu şehirde konserler, tiyatro çalışmaları, kültürel organizasyonlar yapıldı.
Belli bir dönem bu meselede görev almış biri olarak, bu günü dün ile kıyaslamak istedim, ama maalesef, kadük bir dönem yaşadığımız ortada.
Bu meselede belediyeler lokomotif görevini üslenmiş bu güne kadar.
Valilikle işbirliği içerisinde önemli hizmetler yapılmıştır.
Geçenlerde Tiyatro Şubat’ın organize ettiği bir kültür sanat programı vardı.
Kırıkkale’de Sinema günleri…
Bir hafta süresince başta hemşerimiz Mesut Uçakan’ın filmi olmak üzere çok sayıda film halka ücretsiz gösterime açıldı.
İlk film Mesut Uçakan’ın anne ya da Leyla filmi oldu.
Galasına Mesut Bey kendi de katıldı.
Ve Kırıkkale Valisi Sayın Hakan Yusuf Güner bizzat katılırken belediye cenahını reis muavini Sayın Ali Danış temsil etti.
Galada konuşan Mesut Uçakan, Recep İvedik filmini tenkit elti, bu anekdotu yakalayan Haber Türk Gazetesi muhabiri genel gündeme taşımayı başardı, tebrik ediyorum.
Ama bir diğer konu vardı ki, yerel basın meseleye kör bakmış ve maalesef nedense gündemine almamıştır.
Çünkü Uçakan “Bir belediye başkanımız Vardı, Hayati Karayol. O günkü Kültür Müdürü Hasan Ulusoy’la ilk aylarında bana gelerek, alanında başarılı olan bir hemşerimizi tanıtmayı görev sayarız, dediler. Burada Mesut Uçakan Haftası düzenlediler, genel basın büyük ilgi gösterdi ve bende büyük sanatçıları Kırıkkale’ye akıttım. Bu günkü başkan Veli arkadaşım, ama ses yok. Yerinde sağ olsun” dedi…
Gönül umduğuna küser, ama Mesut Uçakan'ın bu sitemi yerel basında yer almadı.
Gerçi sayın başkanın sanatı sadece yabancıların getirdiği kalitesiz oyunlara, çalışmalara yüksek paralar ödemek, olarak algıladığını ben ve herkes çok iyi biliyor.
Bu bilgiden dolayı belki de yerel basın “ne umarsın bacından, bacın ölür acından” diye dudak bükmeyi yeğlemiştir…
Efendiler, bu böyle basit değildir, yani geçiştiremezsiniz.
Eğer bu şehirde Birkaç kişi bir araya gelerek, sponsorlar bulup bu şehirde hemşerilerini onurlandırmanın çabasına düşebiliyor ve film haftaları tertip edebiliyor, kısa film yarışmaları açabiliyor, yılda birkaç oyun yapma iradesini gösteriyorlarsa bu şehrin emini olacak şahıs bunlara destek olmaya ahlaken ve vicdanen mecburdur.
Eğer siz u insanları arayıp bulup kendi şehrinizde sanatın gelişimini sağlamazsanız, çok yakın bir zaman önce olduğu gibi, berbat bir çocuk oyunu için belediyenizin kasasından beş personelin maaşını vermek zorunda kalırsınız.
Bu şehirde bizzat kurduğum bir Tiyatro Grubu vardı.
Ve grubun yönetmeni Sezai Yeşilyurt’u okul okul dolaştırarak, kurs programları düzenleyerek, onlarca Kırıkkaleliyi tiyatro sahnesinde buluşturduk.
Bu gün belediyenin milyarlar harcayarak dışarıdan getirdiği oyunların en kalitelisini kendi tiyatro grubumuz gerçekleştirmiş, yurt içi turnelerde ilimizin adını duyurmuş, Avrupa çapındaki yarışmalarda ödüller almıştır.
Bu gün gelinen noktada ise, tiyatro ve diğer kültürel faaliyetler tamamen bitirilmiş, grup dağıtılmış ve sanatta iddiasıyla gündemden düşmeyen Sezai Yeşilyurt önce fırına sürülmüş, daha sonrada işten çıkarılmıştır.
Ama bu bir ihtiyaçtır, dışarıdan yanında birkaç bayanla gelip, belediye ile anlaşma yaparak milyarları alıp götüren tiyatro gruplarına yer açmıştır belediye.
Elindeki Sezai Yeşilyurt, Yiğit Tunç, Ümit Güzel ve pek çok yetişmiş insanına sahip çıkmayı becerememiştir.
Efendiler…
Bu şehir kültür ve sanat alanında sizin kösteklemelerinize aldırmayacak kadar yürekli insanlara sahiptir.
Sizin fırına sürdüğünüz yönetmen ve diğer sanat ve fikir adamları işlerine devam ediyor, Kısa Film yarışmaları, kurumlara özel tiyatro oyunları, sinema günleri ve pek çok icraatlarını yapıyor ve yapmaya devam ediyor.
Ama siz yanlış yapıyorsunuz, her işinizde olduğu gibi bu alanda da marifetiniz belli oldu, yolunuz açık olsun…