TBMM, yasama görevini yerine getirerek yeni bir yasa hazırlayıp kabul ediyor. Yasa, cumhurbaşkanının onayı ile yürürlüğe giriyor. Hukukçular da o tarihten itibaren yeni yasaya göre hareket ediyorlar. Hukukçular yeni yasayla ilgili olarak vatandaşları bilgilendirmek için açıklamalar yapıyorlar. Hatta medyada yeni yasayla ilgili haberler ve bildiriler yayınlanıyor. Bilirkişiler tarafından yasanın eksileri ve artıları enine boyuna tartışılıyor.
Savcılar iddianamelerini bu yasaya göre şekillendiriyorlar. Avukatlar bu yasaya göre savunma hazırlıyorlar. Hâkimler bu yasaya uygun olarak karar veriyorlar. Vatandaşlar ise yasayı bilenlerden öğrenerek kendilerinin resmi işlerini bu yasaya uygun olarak yürütmeye çalışıyorlar. Belli bir süre sonra herkes bu yasayı öğrenerek kabulleniyor. Hayatında bu yasaya da bir yer ayırıyor.
Bu arada unutulan bir şey vardır. Yasa ilk çıktığında yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne veya Danıştay’a dava açanların davaları sonuçlanmıştır. Bir partinin, bir kuruluşun, birkaç kişiden oluşan bir grubun veya herhangi birisinin açtığı davanın sonucu açıklanır. Yasa, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilir veya Danıştay tarafından yasanın yürürlüğü durdurulur. Artık her şey sil baştan yapılacaktır. Geriye dönülerek bu yasadan önceki yasa ile uygulamalara devam edilmesi gerekmektedir.
Savcıların işi arap saçına dönmüştür.
Avukatların işi daha da zorlaşmıştır.
Hâkimler geriye dönüş yapmak zorunda kalmıştır.
Yeni yasaya yeni alışan vatandaşın kafası iyice karışmıştır.
Şöyle bir mahkeme hayal edin bakalım:
Savcı mahkemede iddianamesini okurken; “ Filan yasanın falan maddesine göre…” derken, hâkim uyarıyor. “ Sayın savcım biraz önce o yasa Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Bu sebeple bu iddianın bir yaptırımı kalmamıştır.” diyor. Sonra da yeni iddianamenin hazırlanması için davayı başka güne erteliyor.
Avukat mahkemede müvekkilini savunurken; “ Şu yasanın filanca maddesine göre…” derken, hâkim uyarıyor. “ Sayın avukatım o yasanın yürürlüğü az önce Danıştay tarafından durduruldu. Savunmanız tutarlılığını kaybetmiştir.” diyor. Sonra da yeni bir savunma hazırlanması için davayı başka bir güne erteliyor.
Hâkim mahkemenin sonunda kararını açıklarken; “ Falan yasanın şu maddesine göre…” derken, bu kez de savcı veya avukat devreye girerek hâkimi uyarıyor. “ Sayın hâkimim bu yasa birkaç dakika önce Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Kararınızı bir daha gözden geçirmeniz gerekmektedir.” diyor. Hâkim bey ne yapsın mecburen karar için davayı başka bir güne erteliyor.
Dosyaları düzenleyip saklayan ve yazışmalarla uğraşanların yaşadıkları sıkıntıyı hiç saymıyorum. Onlar da aynı şeyleri tekrar yapmak zorunda kalacaklar tabii ki.
Siz böyle bir olayın içinde yer almak ister misiniz? Bu mesleği yapacak kadar cesur musunuz? Sabrınıza ne kadar güveniyorsunuz? Gittiğiniz yolun bir gün bittiğini ve geri dönmeniz gerektiğini kabullenebilir misiniz? Öğrendiğiniz ve bildiğiniz gerçeklerin bir gün gelip de aslında yok olduğuna kendinizi inandırabilir misiniz? Sizi bilmem; ama ben sabırlı bir insan olmama rağmen bu hengâmenin içinde yaşayamazdım herhalde.
Allah hukukçularımıza sabır versin. Gerçekten işleri hiç de kolay değil.