08 Şubat 2012 Çarşamba

31.01.2010 03:53:00 1503  defa okundu.

Balyoz Darbe Planı Üzerine

 

Bir gazetede yayınlanan ve “Balyoz Darbe Planı” diye adlandırılan belgelerle ilgili tartışmalar sürüyor. Genel Kurmay bir açıklama yaparak bu çalışmanın “2003 – 2006 tatbikat programında “ yer alan ve 1. Ordu Komutanlığı sorumluluk bölgesinde gerçekleştirilen bir “plan semineri” olduğunu duyurdu. Dönemin 1. Ordu Komutanı em. Org. Çetin Doğan’ın açıklamaları da aynı yöndeydi. Ancak bu açıklamalar zihinlerde beliren kuşkuları gidermek bir yana, daha da artırdı.  Metinde em. Org. Çetin Doğan’ın söylediği tarzda sonradan yapılan eklemeler var mı? Uçak düşürme senaryosu doğru mu?  Camilere patlayıcı yerleştirmek, askeri müzelere sakallı cübbeli kişilerle saldırılar düzenlemek, toplumsal bir kargaşa oluşturup sıkıyönetim ilan edilmesini planlamak söz konusu mu? Çeşitli mesleklerden, kamu görevlilerinden, toplum kesimlerinden binlerce insanla ilgili değerlendirmeler yapılarak, sicil tutularak G gününden sonrası için tayin ve tasfiye operasyonu düzenlendi mi?  Genel Kurmayın açıklamasında toplumda büyük bir şaşkınlık ve tepki uyandıran bu görünüm giderilemedi, soruların cevabı alınamadı.
 
Aradan birkaç gün geçtikten sonra Genel Kurmay Başkanı Org.İlker Başbuğ konuştu. Hem kamuoyuna ve devlet hükümet yetkililerine hem de Silahlı Kuvvetlere yönelik önemli mesajlar verdi. Öncelikle “darbeler döneminin çoktan kapandığını” söyledi.  “Bu kelimeyi telaffuz etmekten bile hicap duyuyorum” dedi.  Böylece Silahlı Kuvvetleri sürekli darbe planları içinde gösterenlere ve darbeden yarar uman ve bunun için çalışanlara karşı olduğunu, TSK içinde hata yapan varsa bunları barındırmayacaklarını açıkladı. TSK’yı terör örgütü ve her türlü kötülüğün kaynağı gibi gösterenlere “ Türk ordusunun da bir sabrı vardır”  diyerek tepki gösterdi.
 
Org. Başbuğu’un konuşmasının en fazla dikkati çeken yanı cami bombalaması iddiasına ilişkin söyledikleriydi. Bunları “vicdansız” olarak tanımladıktan sonra “biz Mehmetçiği Allah Allah diye hücum ettiririz; bu talimnamemizde var. Şimdi vicdansızlara soruyorum; askerine, Allah Allah diye hücum ettiren bir ordu camiye bomba atmayı nasıl düşünür?”
 
Genel Kurmay Başkanının duygu yüklü konuşması, sözlerini elini masaya vurarak, vücut diliyle pekiştirmesi etkileyiciydi. Ancak bu çıkışın cevap bekleyen soruları aydınlattığı, kuşkuları dağıttığı söylenemez. Genel Kurmayın açıklamasında bir “ plan semineri “ nin amacının “ dış tehide ilişkin olarak hazırlanan hareket planını geliştirmek ve ilgili personelin eğitimlerini sağlamak”  olduğu belirtiliyor. Ne var ki bu ifadeler belgelerin kapsamı ve içeriğiyle kesinlikle örtüşmüyor. Ordumuzu moral anlamda yıpratan tertiplere ve darbe söylentilerine karşı öncelikle içeriden yürütülecek ciddi ve kapsamlı bir soruşturmayla,  konu Silahlı Kuvvetlerin kendi bünyesinde halledilmelidir. Türk ordusunun başka ordulardan farklı olarak tarihimizden, kültürümüzden ve coğrafyamızdan kaynaklanan özel bir misyonu vardır. Bunu kabullenmek istemeyen,  Silahlı Kuvvetlerin varlığını siyasal ve ideolojik amaçları açısından engel gören çevrelerin husumeti amaçları açısından doğal sayılabilir.  Ancak birilerinin içeride oluşturacakları fitne çok daha tehlikelidir. Silahlı Kuvvetlerimizin konumunu, rolünü ve işlevini benimseyerek uyum sağlamak yerine,  üniformasını kendi siyasal tercihleri ve ideolojik amaçları için kullanmayı düşünenler,  çok azınlıkta bile olsalar her dönemde problem olmuşlardır.
 
Türkiye son elli yıl zarfında bazı yüce kavramları, vatani duyguları kullanarak Silahlı Kuvvetleri kişisel hırslarına, siyasal ve ideolojik amaçlarına alet etmek isteyenlerden çok çekti. 27 Mayıs darbesinden sonra oluşan siyasal karmaşa ortamında en az yarım yüzyılımızı kaybettik. Toplumun psikolojik dengeleri bozuldu, gelişme hızı önemli ölçüde azaldı. 1960’ dan başlayarak  1980’e kadar uzanan  kargaşa ve çatışma süreci yaşandı. 27 Mayıstan sonra ortaya çıkan çeşitli komünist fraksiyonlarla, bunların şehir ve kır gerilla özentileriyle, Güneydoğu’da yeşeren Kürtçülük akımıyla oluşan kaotik ortam bugünkü problemlerimizin anasıdır.
 
Türkiye 12 Eylül darbesinin yol açtığı hasarı aradan otuz yıl geçmesine rağmen hâlâ giderebilmiş değil. Silahlı Kuvvetlerin içindeki cuntalar her iki darbeyi ülkeyi badireden kurtarmak iddiasıyla yaptılar. Ancak yol açtıkları tahribatın bedelini milletimiz ödemekten bitap düştü. Özellikle Türk Milliyetçiliği 12 Eylül döneminde ağır yaralar aldı. Yüzlerce ülkücü tutuklandı, yıllarca hapiste yattı.  Şahsi ve ailevi büyük acılar yaşadılar,  eziyet gördüler. Bunların çok büyük kısmı ceza almadı; yargılama süreci sırasında salıverildiler. Ancak onları tutuklayan ve toplumdan tecrit edilmelerini amaçlayanlar hedeflerine ulaştılar. Türk Milliyetçileri bu  travmatik dönemin etkilerini günümüzde bile üzerlerinden atamadılar. Mamak’ta açılan 587 sanıklı ana davanın iddianamesi yaşanan facianın fikir ve düşünce boyutlarını da ortaya koymuştur. Ülkücüleri ezip sindirmek üzere görevlendiren askeri savcıların hazırladığı iddianame,  hukukun gereğinin yerine getirilmesi, yasaların uygulanması için değil, ideolojik bir hesaplaşma niyetiyle yazılmıştır.    1912 yılından yani Türk Ocaklarının kuruluşundan başlayarak, yetmiş yıllık bir dönemi kapsayacak şekilde doğrudan milliyetçi düşünce hedef alınmıştır. Bu tuzağı kuranların üniformalı olmaları hazin bir hikâyedir; Silahlı Kuvvetler adına büyük bir talihsizliktir.
 
Balyoz darbesi olarak adlandırılan girişimin baş mimarı em. Org. Çetin Doğan’ın ideolojik yapısı kendi çevresinde yakinen bilinir.  Zaten bunu gizleme gibi bir eğilimi olmamıştır. Emekli olduktan sonra Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in çok yanlış tercihiyle Ahmet Yesevi Üniversitesi’nin Mütevelli Heyet Başkanı yapılmasının maliyeti ağır olmuştur. Görev yaptığı kısa sürede üniversitenin eğitim kadrolarını ve çalışanlarını dağıtmış,  müfredatı fikri tercihlerine göre düzenlemeye kalkışmış, eğitim ve öğretim seviyesini hızlı şekilde düşürmüştür.  Söz konusu belgelerde kendi sesinden yayınlanan konuşmasında Mao’nun sözlerinden alıntı yapması bile fikir ve düşünce yapısını somut şekilde yansıtmaktadır.
 
Genel Kurmay Başkanlığı,  savcıların yürütmekte olduğu soruşturmayı beklemeden, bünyesi içinde kurumsal araştırmaya hemen tamamlamalı,  Silahlı Kuvvetlere vicdansızca musallat olmaya kalkışan kanserojen unsurları ortaya çıkarıp bir an evvel ayıklamalıdır. Ordumuzun Türk Milletinin gönlündeki yerini hakkettiğini,  gösterilen güvene layık olduğunu dost düşman herkese göstermelidir.
 
Hasan YAYLI – Türk Ocakları Derneği Kırıkkale Şube Başkanı
 
 
 
 
 
***
 
Yazınızın “Konuk Yazar” bölümünde yayınlanması için editor@haberkale.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.

Yorum Yaz


YORUMLAR
Yorum bulunmamaktadır. Yorum eklemek için tıklayınız.

YAZARIN TÜM YAZILARI
KIRIKKALE’DE MUHALEFET - 03 Kasım 2010 Çarşamba 17:06
Yahşihan’ın Başkanı, Yahşihanlının her şeyi - 21 Mayıs 2010 Cuma 12:39
Engelli Olmak - 09 Mayıs 2010 Pazar 14:34
Kırıkkale Depreme Ne Kadar Hazır? - 08 Mart 2010 Pazartesi 16:53
Balyoz Darbe Planı Üzerine - 31 Ocak 2010 Pazar 03:53
Bu Ne Telaş Tayyip Ağam? AKP Ordu Kuruyor - 17 Ocak 2010 Pazar 17:11
Az Çok Sevdim - 12 Ocak 2010 Salı 15:04
Aslı Kurttur… - 01 Ocak 2010 Cuma 08:27
Yeniden Türk Milliyetçiliği ya da Yok Oluş - 04 Aralık 2009 Cuma 14:50
Hak Ettik mi? - 25 Kasım 2009 Çarşamba 14:54
Türkiye ve Düşündürdükleri - 21 Kasım 2009 Cumartesi 00:47
TV'siz Kırıkkale - 15 Kasım 2009 Pazar 22:34
Açılımın Götürdüğü Yere Git... Gitme... - 02 Kasım 2009 Pazartesi 15:27
Ağrı Dağı Efsanesi ve Ermeniler - 29 Ekim 2009 Perşembe 03:00
Açılım ve Aydınlarımız - 20 Ekim 2009 Salı 21:14

Son Yorumlar

Abidin Emmi
Okullara andımız kaldırılsın Kaldırıldı Üniforma giyilmesin Tamam çıkarıldı Milli Güvenlik dersleri kaldırılsın Kaldırıldı Öğrenciler sınıfta bırakılmasın Tamam sınıfta bırakılmadı Öğrencilere cetvelin ucuyla dahi vurulmasın Tamam pekiii Sayın Sendika başkanı demokratikleşme adına Eğitimde binbir türlü değişikliğe gidiliyor Hiç öğretmenlerden soruyormusunuz pekii Eğitimin kalitesimi artıyor? Tanıdığım bir çok öğretmene soruyorum kesinlikle hayır diyorlar Pekiii Öğrencilerin kalitesimi artıyor Tanıdığım öğretmenler okullardan öğrencilerin kafası bomboş öğrenciler mezun ediliyor diyorlar. Öğretmenler diyorki okula gelen Müfettişler artık öğrencinin bilgi seviyesini ölçmeye gelmiyorlar Ya neye geliyorlar Duvarda şu levha niye yok şu çizelge neye yok onu kontrol ediyor diyorlar Tüm bunların sonucunda Neymiş Avrupa Birliğine bakın bizim şu kadar okumuş öğrencimiz var diyecekmişiz. Yeğenim Sivasın bir ilçesinde Meslek Lisesi öğretmeni. Soruyorum öğrencileriyin seviyesi ne durumda diye. Özellikle Matematik dersindeki seviyeleri ilkokul 2 veya 3 sınıf düzeyinde diyor. Öğretimde demokratikleşme sevdasından kurtulup eğitimde kadrolaşma,sendikalaşma sevdasından kurtulup birazda eğitimin kalitesini artırmaya ne zaman başlayacaksınız acaba
07.02.2012 11:07:41

bd
Kırıkkalede hiç mi adam kalmadı ne?Kırıkkaleli değilse adam değil mi? Kırıkkaleye en büyük zararı yine kırıkkaleliler vermiştir.
07.02.2012 09:26:40

Şeref
İlimizde böyle bir kuruluşun hizmet sunması bizim için bir şans. Başta Başhekim Sayın Adnan TEZEL olmak üzere tüm çalışanları kutlar,başarılı çalışmalarınızın devamını dilerim. Teşekkürler.
05.02.2012 22:36:45

zafer tekin
abicim samimi isen yolun ve ufkun açık olsun,ismimiz soyismimiz aynı bazen isimler ve soyisimler aynı şeyi ifade eder,yani o ismin veriliş sebebi vardır.başarılar bende veterinerlik görevimle vatanıma hizmet ediyom ama bazı utanılacak durumlar var bizim meslekte herkez utanmaz ama utanan vardır,kolay gelsin görevinde başarılar
05.02.2012 14:32:30

a.vural
2007 seçimleri idi bizlerde akp li olarak adaylarımızın konuşmalarını takip ediyorduk ve takip ettiğim kadarı ilede hakikaten Musafa beyin çok güzel fikirleri vardı kendisi üniversite kökenli olduğu için şöyle diyordu Allah'ın izni ile milletvekili seçilirsem MKE nin yönetim yapısı özel sektör şartlarına uygun olacak vede teknolojisini en son teknoloji le yenileyip dünya standartlarının üzerine getirteceğiz ve de eskiden olduğu gibi mke de en az 10-12 bin işçinin çalışabileceğini söylüyordu vede gayet mantıklı ve doğru şeylerdi ve Allah nasip etti kardeşim milletvekili oldu ama biz Milletvekili kardeşimizin mke ile ilgili herhangi bir girişimini hatta özel sektörle mke yi buluşturacak herhangi bir projeyi, teknoloji yenileme ile ilgili herhangi bir projeyi10-12 bin işci alımı ile ilgili herhangi bir projeyi göremedik siz milletvekili iken yöremizle ilgili hiç bir çalışma yapmazsanız benim Başbakanım bunları görmiyecek mi Beyler Türkiyenin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Beydir o da doğruları bilir ve görür benim gördüğüm açidan da Mustafa beyin üzülerek söyluyorum MKE Genel Müdürlüğü için en ufak bir şansı yoktur daha doğrusu Milletvekili olmadan önceki fikirlerini Hayata geçiremediği için şansın kaybetmiştir özünde de çok mütevazı,çalışkan vede dürüst bir kişi olmasına rağmen bence şansı yoktur tabi bu benim dışar dan gördüğüm eğer Mustafa bey yukarda saydığım olaylarla ilgili girişimleri olmuş vede bende bunu atlamış isem o zamanda kendiisinden özür dilerim ama bildiğim kadarı ile mke nin personel sayısında düşüş oldu ,teknoloji ile ilgilide pek gelişme olmadı gibi ama genede Mustafa beyin gazeteniz aracılığı ile bir cevabını beklerim Sayın Milletvekilim seni yinede seviyoruz saygılarımla
05.02.2012 10:34:37