Süleyman Sümer ‘sizin arkanızda 50 dürz.. olunca iyide bizim arkamızda cemaat olunca kötü mü’ diyor. Bir cemaat mensubu ‘alkol alan kişi makbul yönetici olmaz’ diyor. Cemaate mensup bayan öğrencilerin kaldığı evde bir öğrenci karşı evin küçük oğluna ders veriyor diye evden atılıyor. Tüm bunlara karşılık cemaat susuyor. Niye ‘Biz tüzel kişilik değiliz’
Malumunuz, Sümer’in sözlerine ilişkin cemaatten açıklama istedim. Sessiz kaldılar. Bende ‘sükut ikrardan gelir’ dedim. Cemaat içerisinden farklı isimlerden tepkiler geldi. Nedir gelen tepkiler; ‘Sümer’in bizimle ilgisi yok. Bizden biri olarak görmüyoruz. Sözleri bizi bağlamaz. Ne ticari nede gönül bağımız var’ Tamam diyorum bunları yazıyım ‘Hayır. Biz tüzel kişilik değiliz. Bunları yazma diyorlar’ O zaman sahip çıkıyorsunuz Sümer ve söylediği söze diyorum. ‘Hayır sahip çıkmıyoruz.’ diyorlar. Bana göre onlarda ne dediklerini bilmiyorlar.
Cemaatin önde gelen isimlerinden biri yüzümüze karşı ‘alkol alan kişi makbul yönetici olmaz’ diyor. Sonra da ‘hayır ben öyle demedim kesinlikle demem’ diyor. Peki ne dediniz diyoruz ‘Ben bir insanın içki içmesi onunla Allah arasında. Kimseyi ilgilendirmez. Sizin söylediğimi iddia ettiğiniz sözle benim söylediğim söz çelişkili. Ben iki çelişkili ifadeyi aynı anda kullanmam’ diyor. Biz de diyoruz ki ‘Hayır bir çelişki yok. Bir insanın içki içmesi tabiî ki onunla Allah arasında olan bir durum. Kimseyi ilgilendirmez ama onun yöneticiliğine ilişkin yorum yapmak ilk söylenen değerlendirme ile bir çelişki oluşturmaz. İkisi farklı şeyler diyoruz.’ kabul etmiyor.
Bir öğrenci sadece ders veriyor diye evin ablası tarafından evden atılıyor. Kış günü dönem ortasında per perişan bırakılıyor. Cemaat yine sessizliğini koruyor. Açıklama diyoruz ‘Biz tüzel kişilik değiliz.’ savunması yapılıyor.
Evet savunma şekli bu; biz tüzel kişilik değiliz. Neye göre kime göre; Örneğin cemaate bir saldırı olduğu zaman topyekün saldırıya karşı hareket edilebiliyor. Seçimlerde cemaat adına görüşmeler yapılabiliyor. Cemaatin bir adaya destek vermesi görüşü çıkabiliyor. Ticari ilişkilerde cemaat mensupları ortak hareket edebiliyor. Cemaatten olmayanlar bu ortaklığa dahil edilmeyebiliniyor. Ama söz konusu kendilerinden birinin dediği yada yaptığı olunca ‘Biz o konuda birşey diyemeyiz tüzel kişilik değiliz’ deniliyor.
Soruyoruz; Süleyman Sümer cemaatten olmayan biri olsaydı söylediği o hakareti de cemaate yönelik söyleseydi ne olurdu?
Soruyoruz; içki içen kişi makbul yönetici değildir sözü yerine cemaat mensubu olmayan birisi ‘cemaatten olan makbul kişi değildir’ dese ne olurdu?
Soruyoruz; evden atılan kızın ders verdiği öğrenci cemaatten biri olsaydı o kız için kış ortasında evden atılma kararı çıkar mıydı?
Soruyoruz; tüm bu söz ve davranışları cemaat mensubu olan insanlar tasvip ediyor mu etmiyor mu? Ediyorlarsa bu cemaatin kendilerinden olmayanlara yönelik bir bakış açısı mı? Yok kabul etmiyorlarsa bunlarla ilgili ne tür bir yaklaşım içerisine giriyorlar yada girecekler yada girecekler mi?
Sorularımız çok açık ve net. Tabi bu sorduklarımıza da ‘biz tüzel kişilik değiliz’ cevabından başka bir cevap vereceklerini düşünmüyorum. Ama biz yinede soruyoruz. Amacımız; Ne cemaate yönelik bir yıpratma kampanyası nede kişiler üzerinden cemaate saldırı. Sadece cemaat mensubu insanların yaptıkları ve sözlerine karşılık cemaatin ne düşündüğünü öğrenmek.
Ha bide şöyle bir sözde söyleniyor ‘kişiler cemaati bağlamaz.’ Bende diyorum ki o cemaatler kişilerden oluşmuyor mu? İyi işleri cemaati bağlarsa kötü işleri de cemaati bağlar…