Kırıkkale’de bir öğrenci evi. Evde 6 üniversite öğrencisi bayan kalıyor. Bu 6 bayanın ortak özelliği Fethullah Gülen Cemaati’ne gönül bağları. Yani cemaat mensupları. Ev bir apartmanda. Evin karşısında ki daiere de son derece mutasıp bir karı-koca kalıyor. Bir de onların lise birinci sınıfa giden bir erkek torunları var. Zaman zaman oraya geliyor ve evde kalan bayan öğrencilerden biri kendinden yaşça çok küçük olan o lise 1 öğrencisine matematik dersi veriyor. (aynı zamanda evin hanımına da Kuran dersi veriyor). Nerede; karşı dairede. Çocuk babaannesinin yanına geliyor. Bayan öğrenci de çocuğa ders veriyor. Karşılık beklemeden Allah rızası için. Ne kadar normal, güzel ve takdir edilecek bir davranış değil mi?
Bizler için öyle ama evde kalan diğer 5 öğrenci için öyle değil. Arkadaşlarının bu davranışı evin ablasına iletiliyor. Evin ablası karar veriyor; o öğrenci evden atılacak. Ve kış günü, dönem ortasında karar öğrenciye bildiriliyor. Kendine ev bul. Bayan öğrenci çaresiz evin bir aylık kendisine düşen kira bedelini de ödemiş. Sürenin dolmasını bekliyor. Ve öğrenci kısa süre içerisinde evde kalan diğer öğrenciler tarafından adeta dışlanıyor. Hiçbir aktivitelerine dahil edilmiyorlar. Evin anahtarı kendisinden alınıyor. Bir anlamda öğrenci tecrit ediliyor. Neden; karşı dairede oturan çiftin küçük erkek torununa ders verdiği için. ‘Hizmet’ kabul edilmiyor.
Bu olay geçtiğimiz hafta içerisinde yaşanmış bir olay. Cemaatler içerisinde öylesi güzel insanlar var ki onların davranışlarını gördükçe cemaatlere olan saygım ve sevgim artıyor. Ama tam tersi insanları gördükçe de cemaatlere olan tüm iyi niyetlerim birden siliniyor. Evde kalan diğer 5 öğrencinin davranışları gibi. Süleyman Sümer’in sözleri gibi. Hatırlarsınız geçen hafta Sümer’in seçimlerde ki destekle ilgili büyük hakaret içeren sözlerini yazmıştım. Ve yazımın sonunda bu konuda Gülen Cemaati’nin önde gelen isimlerinden bir açıklama istemiştim. Sümer’in sözlerini tasvip edip etmedikleri ve Sümer’in bakış açısının cemaatin bakış açısı olup olmadığı yönünde. Aradan bir hafta geçti. Ses yok. Cevap yok. Açıklama yok. O zaman diyorum ki ‘SÜKUT İKRARDAN MI GELİR’
Sümer’in sözü bir cemaati bağlamaz diyenler var. Amacınız Sümer’in sözlerine tepki mi yoksa cemaate zarar vermek mi diyenler var. Cemaat içerisinden çeşitli sohbetlerde ‘Sümer zaten bizim dışladığımız bir isim. Böyle birkaç isim daha var. Bunlar bizim dışımızda hareket ediyorlar.” diyenler var. Ama bu sözler bizim kulağımıza gelenler. Yüzümüze söylenen bir şey yok. Sümer’in sözünü net bir şekilde kınayan yok. Ya açığa çıkmak istemiyorlar yada Sümer’e sahip çıkıyorlar. Susarak Sümer’i sahip çıkıyorlarsa Sümer’in cemaatten olmayanlara söylediği ‘dürz…’ kelimesine de sahip çıkıyorlar demektir. Sahip çıkıyorlarsa bu ayrımcılığı kendi içlerinde kabullenmiş ve kendilerinden olmayanlara karşı bir tavır içerisinde demektirler.
Bayanın ders verdiği öğrenci cemaatten değil. Acaba diyorum cemaatten olsaydı evde evin ablası ve diğer öğrenciler bu tepkiyi verirler miydi? Yani kendilerinden olunca acaba olaya bakışları nasıl olurdu? Sümer hadisesinden ve sonrasında yaşanan suskunlukla beraber cemaatin ‘biz ve diğerleri’ diye düşündüğü kanaati bende ağırlık kazanıyor. İnşallah yanılıyorumdur…
ESNAF SEÇİMLERİNDE DURUM
Esnaf odaları seçimleri son düzlüğe girdi. Kırıkkale’de Sebzeciler, Kunduracılar, Kuaförler ve Oto Sanatkarları ile Çerikli ve Keskin esnaf sanatkarlar odası seçimleri ile seçim maratonu birlik seçimine kadar duracak. Şu anada kadar Birlik Başkanı Süleyman Köstekli’nin açık destek verdiği; Köksal Tonga, (listesinde yer aldığı) Yurdalan Eroğlu, Cemil Bora, Mehmet Yeşilyurt, Adem Yurtdan başkanlıklarını korudular. Köstekli ve ekibinin tam karşısında durduğu Güven Ceylan çok çekişmeli bir seçim sonrası ipi göğüsledi. Köstekli’nin destekleyip de kaybettiği diğer seçim ise Kasaplar Odası’nda yaşandı. Adnan Çatalok ve Behsat Yerlikaya rakipsiz girdikleri seçimlerde devam dediler. Önümüzde ki 6 oda seçimi dengeleri belirleyecek. Seyretmeye devam ediyoruz…