Geçtiğimiz günlerde Esnaf ve Sanatkârlar Odası'nın seçimi oldu. Seçim bir hayli çekişmeli geçti. Seçimde gülen Köksal Tonga oldu. Esnafın teveccühü ve Tonga'nın ekip çalışmasıyla başarı elde edildi. Kendisine bu dönemki görevinde başarılar diliyorum. Esnafımız ve Kırıkkale için hayırlı uğurlu olsun.
Seçim esnasında üzülerek belirtmeliyim ki kendini cemaat lideri olarak lanse eden Süleyman Sümer, bir takım söylemlerde bulundu. Bu söylemler her ne kadar üslubuma uygun olmasa da kamuoyuyla paylaşma ihtiyacı duydum.
Olay şöyle gelişti. Oy verme işlemi öncesi Kahveciler Odası Başkanı Adnan Çatalok ve Fethullah Gülen cemaati önderlerinden Süleyman Sümer, seçim hakkında bahse tutuşuyorlardı. Bahis konusu Köksal Tonga, İsmail Ünal'a en az 100 oy fark atar, atamazsa diye bahse giriyorlardı. Ben de espri olsun diye "100 oy da fark atarsınız, 200 oy da... Nasıl olsa cemaat desteğini arkanıza aldınız" dedim. Bu lafın üzerine Sayın Sümer, "sizin arkanıza 50 tane dürz... takılıp oy veriyor da, bizim arkamıza cemaat takılmış çok mu?" deyince ben de tepkimi gösterdim. Araya giren arkadaşlardan sonra olay yatıştı. Bu olayı o esnada dikkate almayıp, daha sonra da arkadaşlar arasında değerlendirdik. Bunun üzerine Murat Bulut da Süleyman Sümer'i arayarak, olayın doğru olup olmadığını sordu. Süleyman Sümer de olay doğru, ancak ben 50 dürz... sizin peşinize takılıyor, 50 dürz... de bizim peşimize takılmış çok mu dedim" deyince ben de düşünmek zorunda kaldım. Memlekette bu kadar dürz... var mı? Ya da Süleyman Sümer’in bu dürz...lerle ne işi var da hepsini tanıyor? Hadi İsmail Ünal'ı destekleyenlere dürz... diyor da, kendini destekleyenlere niye dürz... diyor? Cemaat, kendi içerisinde dürz... mü barındırıyor? Bunu bilemem. Süleyman Sümer’i ise tanıyoruz. Kendisi Pekdoğan döneminde Belediye meclis üyesiyken kendi menfaatleri doğrultusunda partisinden bile istifa ederek halkın ondan oy vererek kendilerini mecliste savunmalarını beklerken, o, hem partisini hem de kendisine oy verenleri hüsrana uğratıp, kendi menfaatleri doğrultusunda hareket eden bir kişilik.
Şunu çok iyi biliyorum ki, Kırıkkale'de cemaatler kazanç kapısı ve birilerine rant kapısı olarak çalışıyor. Nasıl mı? Cemaatlerin Kırıkkale'de yaptıkları işler belli. Yaptıkları işlerin tabanı belediyelerden aldıkları yerleri ticarethanelere çevirmek ve buna benzer işler yapmak. Bu işlerin neler olduğunu ve nasıl gerçekleştiğini ilerleyen günlerde kaleme alacağım. Ve kendi içinde Süleyman Sümer gibi insanları barındırarak toplumda rant kapısı haline gelen cemaatleri, asli görevlerine davet ediyorum. Cemaat ehillerinin sevecen, hoşgörülü ve birleştirici insanlardan oluşması gerekirken hizipçi, her seçimde cemaati kullanarak maddi ve manevi çıkar sağlamaya çalışan insanlardan oluşması zaman zaman kurumları ve cemaati karşı karşıya getiriyor. Örneğin geçen belediye seçimlerinde Kırıkkale Belediye Başkanı Veli Korkmaz ve Nur cemaatinin karşı karşıya bırakılması gibi. Yani artık Kırıkkale'de cemaatlerin tek elden çıkması lazım.