Ben doğmadan önce doğduğum yer ilk defa nahiye merkezi yapılmış, sanırım tek parti zamanı olmalı. Doğduktan sonra da Kaza merkezi olmuş o zaman da çok partili hayata başlamışız. Tabii ki böyle bir ihtiyaç neden duyulmuştu bilinmez ama her şeyden önce devrimlerin daha iyi yerleştirilmesi için olabilirdi. Bilmiyorum, bu konuda bir hikâye de dinlemiş değilim. Acaba nahiye müdürü olan zat nasıl karşılanmıştı? Kahraman halkımızın Selamsız Bandosu gibi bir bandoları da yoktu, nahiye müdürünün ayaklarının altına kırmızı halı serecek bir zenginlikleri de.
Kasabamızın o zamanlar terzi Mustafa diye bir tane terzisi vardı. Zanaatını geleneksel yöntemlerle öğrenmişti, sırf ekmeğini buradan çıkarmanın derdinde olan biriydi. Devrimlere yakışan yeni sanat ve moda anlayışsını takip edecek ne TV, ne radyo vardı. Gazete ve mecmua da gelmezdi kasabaya.
Büyük olasılıkla nahiye müdürüne Sümerbank’tan bir miktar kumaş tahsis edilmiş. Kahraman halkımız örnek alsın diye hanımının koluna girip terzi Mustafa’nın kırık dökük dükkânına gelmişler. Nahiye müdürü kumaşı gösterip “bundan bizim hanıma bir manto dikebilir misin?” demiş.
Terzi Mustafa inanın bana size şeref sözü ile söylüyorum “manto “sözünü belki de ilk defa duymuş olmalı! Ama “dikemem” diyememiş. Çünkü kasabanın en büyük mülki amirini müşterisi olarak kaçırmak istememiştir. Bardon o zamanlar karakol komutanının forsu daha çoktu ama olsun. Yalova’da o zamanlar henüz kaymakam bile yoktu.
Terzi Mustafa, Sakarya savaşında mermi yemiş titreyen elleriyle Özel tahsisli güzelim kumaşı yenge hanımın ölçülerine göre kesip parçalamış. İşlerinin çokluğuna bakmadan nahiye müdürüne torpil olsun diye bir an önce dikivermiş (Osman Kara’nın kulakları çınlamıştır şimdi.) ve teslim için haber salmış.
Nahiye müdürümüz yenge hanımla beraber gelmişler dükkâna. Yenge hanım giyinmiş mantoyu. Ama zar zor olmuş, beğenmemişler, kızmışlar bağırmışlar terzi Mustafa’ya. Terzi Mustafa: “Kızmayın manto olmadıysa yapalım ondan bir gocuk” demiş. Demiş ama inanın yerinde kimse olmak istemezmiş.
Geçen gün Yüksek İhtisas Hastanesine gidiyordum Nokta mevkiinden geçiyordum, bir de ne göreyim bizim Belediyenin otel diye inşa ettiğini bildiğimiz bina satılmış. Üzerinde yeni sahibinin adını taşıyan bir pankart gördüm. İnanın terzi Mustafa kadar üzüldüm. Bir otelin ihtiyaçlarına göre dizayn edilmiş mekânlar bu sefer hastane için tadilat edilerek kullanılacak hale getirilecek. Yazık değil mi? Burayı satın alanlar madem parayı harcayacaklardı, daha geniş bir arazi içinde sadece hastane olarak dizayn edilmiş modern bir bina inşa etselerdi daha iyi olmaz mıydı? Olurdu tabii ki.
Başkanımızı terzi Mustafa’nın durumuna düşüren meclis üyelerine ne diyeyim. Otel olmadıysa yapalım ondan bir hastane mantığı tek parti zamanından kalma bir siyaset anlayışıdır. Kamunun malını, parasını, mesaisini, alın terini arsasını böyle çarçur edenlerden hesap soracak bir mekanizma da yok ne çare! Bari zamanında hastane olarak tasarlasaydınız da alanlara bu kadar tadilat işi çıkmazdı değil mi?
Hâlbuki başkan kürsüye her çıktığında güzel kelimeler seçerek Kırıkkale’de turistlerin konaklayacakları bir otelin olmadığını söylerdi. Kent kültüründen söz ederdi. Kırk ilin ulaşımının kesiştiği noktada tam da Nokta mevkiinde bu otel Kırıkkale’nin turizmine çok önemli hizmetler sunacaktı! İlimiz bir turizm patlaması yaşayacaktı. Vatana millete hayırlı olacaktı. İlimizin adını altın harflerle turizme yazdıracaktı.
Bir yerde iyi oldu da diyebiliriz. Birçok kodaman konukların konaklama masrafları örtülü ödeneklerden karşılanacaktı. Kamu malı çarçur edilecekti. Böyle olmakla bundan kurtulduk hiç olmazsa.
İlimiz ilk defa beş yıldızlı bir otele sahip olacaktı. Bir cumhuriyet şehri olan ilimiz kim bilir kaç seksen sene daha beklemek zorunda kalacak. Çok yazık olmuştur.
İlimizin Keskin Tavasını, mantısını, karnıyarığını, yoğurtlu düğün çorbasını ve daha birçok yemeğini uluslar arası alanda nam saldıracaktık. Yabancı misyon şefleri Ankara’dan sırf İmam Bayıldı yemek için geleceklerdi hafta sonları. Hasan Dede’nin öküzgözü şaraplarını marka yapacaktık ama olmadı.
Bir kamuoyu yoklaması yapsaydı başkan belki daha isabetli bir kamu yatırımı yapabilirdi. Eski başkanlardan kalan mirasa bakarsak yalnız da değil. Daha önceki başkan da terminal yapmıştı sonra okula dönüştü, sonunda satıldı. Kamuya yaramadı bari alana yarasın!
Evet! Alana yarasın, ne diyelim!
Terzi Mustafa toprak olalı çok zaman geçti ama zihniyet değişmiyor bu memlekette! Mantalite hep aynı!