07 Şubat 2012 Salı

01.01.2010 08:27:31 2098  defa okundu.

Aslı Kurttur…

 

Bir müddettir tez konumla alakalı olarak bir şeyler araştırıyorum, bunla uğraşırken bazen elime enteresan yazılar, makaleler geçiyor.
 
Bir internet sitesinde İkinci Dünya savaşından sonra Avrupa’nın küllerinden doğmasını anlatan bir makale denk geldi. Başlangıçta zaman ayrılmaması gereken bir şey olduğunu düşündümse de sonra okumaya başladım bu makaleyi. Genel hatlarıyla Avrupa Birliği oluşumu hülasa edilmişti ve Türkiye’den de birkaç satır bahsediyordu.
 
Yazıyı okurken Avrupa ve Türk tarihindeki tezatları yaşadım şahsımda… Onların ne olduğunu, olabileceğini, bizim kim olduğumuzu, olabileceğimizi… Bunun ardından kendimce, derine inmeden geçtiğimiz asrın bize hediyesi AB sürecinin bize ne denli uymaz olduğunu ve bu realiteye rağmen başımızdaki ve sırtımızdaki insanların, bizi nasıl bu AB denen batağa çekmeye çalıştıklarını anlatmak istedim…
 
         Dış işleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu 1959 yılında Kömür-Çelik Ortaklığı’na Türkiye’nin de kabulü için başvuruda bulunmuş, zaman içerisinde Avrupa’nın bu toy ortaklığı gelişmiş, büyümüş ve bugünkü Avrupa Birliği halini almış, amma velâkin biz bu altmış yıllık dönemde AB’ye girememişiz… Ardından yıllarca bu kutsi! yolun takipçileri olmuş, gümrük birliği anlaşmaları, katılım ortaklıkları ve daha bir sürü boş anlaşma… Her seferinde yüzsüzler gündüz gözüne havai fişek atıp, eğlenceler tertip ederek bu tiksinilesi AB’ye it olma ihtirasını alkışlamış, kutlamış…
 
         Hatırlarsınız iktidar partisi de daha kuruluş aşamasındayken, yani Milli Görüş ile yollarını henüz ayırmışken büyük bir iddia ile AB ve onun kriterlerine sahip çıkıyor ve muasır medeniyet seviyesinin merdiveni olarak Batı’yı işaret ediyordu ve daha o vakitlerde iktidar partisi kendine yardakçı (tanıyınız, akil ve aydın adamlar) devşirmeye başlıyordu…
 
         Gün oldu devran döndü iktidar partisi seçimleri kazanmış, şu anki başvekilimiz o zaman mebus dahi olmazdan Avrupa turuna çıkmış, seyrüseferinin neticesinde de bir sürü söz almıştı, ama vermişti de… Aldığı sözleri biliyorduk ama verdiklerini peyderpey, zamanla öğreniyorduk…
 
         Nitekim 21. dönem meclisi dağılmadan mecliste bulunan beş partinin ittifakıyla idamın kaldırılması daha iktidara gelmeden bu partinin iktidarda neler yapabileceğine bir işaretti…
 
         Daha sonra ek protokol meselesi ortaya çıktı, Rum Kesimi’ni tanıyacak mıydı Türkiye? Hayır, dedi iktidar partisinin dış ilişkilerden sorumlu bakanı, biz Rumlarla aynı masada otururuz, aynı anlaşmayı imzalarız, ama tanımayız… Ve Kıbrıs meselesi AB’yi ilgilendirmez… İmza edildi de bu anlaşma ve anlaşmanın muhataplarının 2010 yılının sonuna kadar anlaşmanın yükümlülüklerini yerine getirmesi şart. Bakalım ne olacak, biz Rum kesimine limanlarımızı açacak mıyız açmayacak mıyız? Yani Rum Kesimini, dolaylı (de facto) da olsa tanıyacak mıyız, tanımayacak mıyız? “akil ve aydın” adamlara göre sonuç ne olursa olsun iyi olacak…
 
         Sonraları AB, Ermenistan ve Ermeni Diasporası’nın dileklerini zaman zaman dile getirdi… Ama bu demeçlere karşı “van minüt” sözünü işitmedik hiç başbakandan, dahası başbakan, maksadının tahlilini ve tespitini size bırakıyorum, biz de geçmişte şovenlik yapmışız, başka halkları kovgun kılmışız, sürgün etmişiz gibi vahim bir beyanda bulundu… “akil ve aydın” adamlar ise yine sahnedeydi ve özür diliyorlardı Ermenilerden, hatta bu “akil ve aydın” adamlardan birisi neden özür dilediğini bile bilmiyordu…
 
         Bugünlerde ise AB ve ABD’nin istekleri doğrulusunda sayın başbakanın el attığı mesele, şahsımın Doğu ve Güneydoğu Meselesi şeklinde addettiği, “Kürt” meselesi oldu, bu noktada da yine her aşamada olduğu gibi “akil ve aydın” adamlar sahnede… Türkiye’de azınlıklar ve bu temelde ayrıştırma ve etnik savaş için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar…
        
Dahası sular meselesi, ruhban okulu, Fener Rum Patrikhanesi, boğazlar vs vs vs…
 
Yani diyorum arkası var, bu kadarla sınırlı değil hiçbir şey…
 
Ama iktidar partisi ve vekilleri hep şunu söylediler “Bizim içi AB’ye girmek maksadı yoktur; AB’nin kıstaslarına, demokratikleşme ve özgürleşme adına uymak maksadı vardır…”.
        
         Başka bir ifadeyle AB bizi almazsa almasın kardeşim, biz illaki demokratik yaşayacağız, bunun için de AB’nin öngördüğü ne varsa hepsini bir ev ödevi, hatta emir telakki edip ifa edeceğiz…
 
         Bana öyle geliyor ki, AB bizi kabul edecek ama şartlar nasıl olur bilemem. Beni düşündüren biz bu AB denen, patolojik hastalıklar membaına girmeye uğraşırken hukukumuzu, içtimai yaşamımızı, adetlerimizi, kutsi değerlerimizi, tarihimizi, inancımızı hibe-i feda edeceğiz de ne olacak?
 
İdam kaldırıldı da küçücük bir kızın tecavüzcüsü müebbet cezaya çarptırılıp adam mı edildi?
 Rumları tanıyacağız da kadir kıymet mi bilecekler? Ermenilere sınırı açacağız da onlar “siz bizi esasen kesmemiştiniz” mi diyecekler? İçimizde azınlıklar yaratacağız da terör mü bitecek? Fener ekümenik olunca Yunanistan düşmanlığından mı cayacak? Ruhban okulu açılacak da Hıristiyanlar daha mı dindar olacak?
 
         Ne bekliyoruz?
 
         Biz daha demokratik olacağız da dünyaya tekrardan mı hükmedeceğiz?
 
         Hepsi bir tarafa biz bu ölçütlere uyunca Avrupalılar tarihlerinden gelen kini silip de bize kucaklarını mı açacaklar? Bize ey Türk kardeşim sen ne kadar demokratik, ne kadar Avrupalı olmuşsun mu diyecekler?
 
         Tabii ki hayır…
        
         O zaman?
 
         O zaman, biz Avrupalı değil; biz kendimiz, biz Türk olmalıyız… Batı’nın biçtiği elbise bize uymaz… Bizi itleştirmeye, boynumuza tasma vurmaya çalışıyorlar…
        
         Ama yapamayacaklar, çünkü unuttukları bir şey var…
 
         Aslı kurttur kurt yavrusu kurt olur…
 
 
Mustafa ULUSOY - Ahmet Yesevi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğrencisi
 
***
Yazınızın “Konuk Yazar” bölümünde yayınlanması için editor@haberkale.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.
 

Yorum Yaz


YORUMLAR
A. Ataksoy:
Aslı kurttur kurt yavrusu kurt olur, der Hacı emmi. Sende öylesin delikanlı. Kurt yavrusu kurt olur. Böyle bir yazı ancak Hasan Ulusoy'un oğluna yakışır. Babana da selam, sana da.
01.01.2010 10:39:15
israfil yılmaz:
bir bakıma sizinle aynı görüşteyim fakat iktidar partisine gereğinden fazlaca yüklenilmiş.dediğiniz gibi aslı kurttur kurt yavrusu kurt olur.biz Türk milleti olarak anlı şanlı tarihimize sahip çıkabilseydik ecdadımızın örfünü adedini devam ettirebilseydik kimse bize ağız bile açamazdı. ne var gel görki şimdi kahvehaneler önlerinde boş boş akşama kadar oturup evine dönen insanlarımız bilimden araştırmadan kendini geliştirmeden uzak birşeylerin kendi kendine olmasını bekliyorlar işte görüyoruz kendi kendine olan şeyler saygı değer yazarımızın dediği gibi oluyor ve bizi kendimizden benliğimizden koparmaya çalışıyorlar.şunuda gayet iyi biliyorlarki muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.
02.01.2010 11:35:08
emel akcan:
Dikkatle yorumlayarak ve özümseyerek okudum. Güzel bir yorum. teşekkürler
02.01.2010 13:54:53
YORUM:
YAZI BAZI ALINTILARLA BİR ANLAMDA SOSYAL İÇERİKLİ MESAJ VERİLMEYE ÇALIŞILMIŞ HAYATININ BAHARINDA BİR GENÇ İÇİN HİÇDE FENA DEĞİL UMARIM DAHADA BAŞARILI OLUR, FAKAT YAZININ SONUNDA ÇUVALLAMIŞ ASLI KURTTUR KURT YAVRUSU KURT OLUR EVET YARATAN HER MAHLUKU KENDİ CİNSİNDEN YARATIR BUNDAN KİMSENİN ŞÜPHESİ YOK. AMA BİZLER YARATILANLARIN EN ŞEREFLİSİ YANİ EŞREFİ MAHLUKUZ. VE HERZAMAN ÖVÜNDÜĞÜMÜZ ŞANLI TARİHİMİZDE HİÇ BİR LİDERİMİZ VE ONLARIN YANI BAŞINDA OLAN HER DEVRİN AKŞEMSETTİNLERİN AĞZINDAN EŞREFİ MAHLUK OLMA DIŞINDA BİR MAHLuK YAKIŞTIRMASINA RASTLAMADIK. SİZİNDE YAZINIZDA BELİRTTİĞİNİZ ÜZERE BU TABİR BİZİ İTLEŞTİRME, BOYNUMUZA TASMA VURMAYA ÇALIŞANLARIN EKMEĞİNE YAĞ SÜRMEKTİR. VE BUNLARI BİLDİĞİNDEN EMİNİM BİR ZAMANLAR BİZLERDE SENİN GEÇTİĞİN BU SÜREÇTEN GEÇTİK VE SENİ ANLAYABİLİYORUM. AMA ŞUNU SÖYLEYEREK VE ÇALIŞMALARINDA BAŞARILAR DİLEREK KONUYU BAĞLAMAK İSTİYORUM. DİNSİZ İLİM KÖRDÜR. SAYGILAR SUNARIM GENÇ KARDEŞİM.
03.01.2010 21:44:44
İdris:
Yorum başlığı ile yazı yazan kardeşim, yazarın değerlendirmelerini okuduktan sonra tarihin derinlerinden gelen bir koçaklamanın yer alması seni neden gocundurdu. ilimde dinli olduğunu yazıda göremeyecek kadar körleşmişsen sana ne demeli? Okuduğu okul, kendi yaşantısı ve senin sıradan alığın bilgilerin fevkinde bir insan olduğunu anlayamayacak kadar düzenin sapığı isen yazar kardeşim bir şey yapamaz, yani sen anlayamazsın. Şiirde, "Şahan gocasa da vermez avını, Aslı kurttur kurt yavrusu kurt olur" der aşık. Yani kurt yavrusu senin dediğin gibi köpekleşmez. amma mayasında itlik var ise, bir müddet kendini kurt sanarak kurtların arasında gezer, dolaşır, onların gölgesinde yaşar, sora kurtluk onu sıkar, yalakalığa başlar ve ayrılır, boynuna bir tasma takar ve öyle yaşar. Genç kardeşi yolun ve bahtın açık olsun, çabuk yetişin, tv. lerdeki satılmışlardan kurtarın milleti. Allah sizin sayılarınızı çoğaltsın. Çok çalışın çabuk yetişin.
04.01.2010 13:59:20
Dr. M. Asım Öz:
Sevgili Mustafa, yazılarını anlatım biçimi, örneklemeler ve diğer teknik yönleriyle değerlendirdiğimde iyi buldum. Biraz daha okumakla daha iyi olacak ve ileride en önemli yazarlar arasında göreceğiz seni. İkincisi konuları seçiminde takdir edilir. Yani üstte yorum yazan ve seni eleştirenlerede pek itibar etme. Yoluan devam et. Sanırım Hasan Ulusoy'un da oğlusun, onu da iyi takip edersen daha da ileriye yürüyeceğinden eminim. Selam ve dua ile
06.01.2010 10:26:55
Eser GÖZÜTOK:
Kardeşim ne söyleyebilirim ki. Tam anlamıyla olayların derinine inmeden, işin içinde iş var olgusunu farketmeden yapılan her hareket ve verilen her oy bizim başımıza çorap örmeye devam edecek. Bu ülke herşeyin en hayırlısına layıktır ama bu şekilde olmayacağı da aşikar. Allah yardımcımız olsun.
06.01.2010 10:46:09
abdi ipekçi:
üşenmeyip yazıyı okudum. yazında ne anlam bütünlüğü ne yeni bir fikir mevcut. tamaman AB yi tanımamaktan/okumamaktan gelen bazı klişe fikirler konulmuş. tezin bu konuyla ilgiliyse kurtu/iti/köpeği bırakıp bilimsel makaleleri okumalısın genç. sana önerim avrupayı düşünürken şarki bakış açını bir kenara bırak. evrensel düşün, ne doğulu ne batılı tam bir dünyalı olarak. o zaman daha objektif bakıp hayvanlarla uğraşmayı bırakırsın. başarılar...
09.01.2010 12:14:05
İdris:
abdi İpekçi, acaba ömründe böyle bir yazı yazmayı bırak da adam gibi bir saat düşündünmü? Mustafa bey yola devam. Onurlu yürüyüşünü kutluyorum.
11.01.2010 13:58:53
abdi ipekçi:
idris bey ben hayvanlar hakkında yazı yazmıyorum, düşünmem de. veteriner değilim çünkü.
11.01.2010 21:59:23

YAZARIN TÜM YAZILARI
KIRIKKALE’DE MUHALEFET - 03 Kasım 2010 Çarşamba 17:06
Yahşihan’ın Başkanı, Yahşihanlının her şeyi - 21 Mayıs 2010 Cuma 12:39
Engelli Olmak - 09 Mayıs 2010 Pazar 14:34
Kırıkkale Depreme Ne Kadar Hazır? - 08 Mart 2010 Pazartesi 16:53
Balyoz Darbe Planı Üzerine - 31 Ocak 2010 Pazar 03:53
Bu Ne Telaş Tayyip Ağam? AKP Ordu Kuruyor - 17 Ocak 2010 Pazar 17:11
Az Çok Sevdim - 12 Ocak 2010 Salı 15:04
Aslı Kurttur… - 01 Ocak 2010 Cuma 08:27
Yeniden Türk Milliyetçiliği ya da Yok Oluş - 04 Aralık 2009 Cuma 14:50
Hak Ettik mi? - 25 Kasım 2009 Çarşamba 14:54
Türkiye ve Düşündürdükleri - 21 Kasım 2009 Cumartesi 00:47
TV'siz Kırıkkale - 15 Kasım 2009 Pazar 22:34
Açılımın Götürdüğü Yere Git... Gitme... - 02 Kasım 2009 Pazartesi 15:27
Ağrı Dağı Efsanesi ve Ermeniler - 29 Ekim 2009 Perşembe 03:00
Açılım ve Aydınlarımız - 20 Ekim 2009 Salı 21:14

Son Yorumlar

Abidin Emmi
Okullara andımız kaldırılsın Kaldırıldı Üniforma giyilmesin Tamam çıkarıldı Milli Güvenlik dersleri kaldırılsın Kaldırıldı Öğrenciler sınıfta bırakılmasın Tamam sınıfta bırakılmadı Öğrencilere cetvelin ucuyla dahi vurulmasın Tamam pekiii Sayın Sendika başkanı demokratikleşme adına Eğitimde binbir türlü değişikliğe gidiliyor Hiç öğretmenlerden soruyormusunuz pekii Eğitimin kalitesimi artıyor? Tanıdığım bir çok öğretmene soruyorum kesinlikle hayır diyorlar Pekiii Öğrencilerin kalitesimi artıyor Tanıdığım öğretmenler okullardan öğrencilerin kafası bomboş öğrenciler mezun ediliyor diyorlar. Öğretmenler diyorki okula gelen Müfettişler artık öğrencinin bilgi seviyesini ölçmeye gelmiyorlar Ya neye geliyorlar Duvarda şu levha niye yok şu çizelge neye yok onu kontrol ediyor diyorlar Tüm bunların sonucunda Neymiş Avrupa Birliğine bakın bizim şu kadar okumuş öğrencimiz var diyecekmişiz. Yeğenim Sivasın bir ilçesinde Meslek Lisesi öğretmeni. Soruyorum öğrencileriyin seviyesi ne durumda diye. Özellikle Matematik dersindeki seviyeleri ilkokul 2 veya 3 sınıf düzeyinde diyor. Öğretimde demokratikleşme sevdasından kurtulup eğitimde kadrolaşma,sendikalaşma sevdasından kurtulup birazda eğitimin kalitesini artırmaya ne zaman başlayacaksınız acaba
07.02.2012 11:07:41

bd
Kırıkkalede hiç mi adam kalmadı ne?Kırıkkaleli değilse adam değil mi? Kırıkkaleye en büyük zararı yine kırıkkaleliler vermiştir.
07.02.2012 09:26:40

Şeref
İlimizde böyle bir kuruluşun hizmet sunması bizim için bir şans. Başta Başhekim Sayın Adnan TEZEL olmak üzere tüm çalışanları kutlar,başarılı çalışmalarınızın devamını dilerim. Teşekkürler.
05.02.2012 22:36:45

zafer tekin
abicim samimi isen yolun ve ufkun açık olsun,ismimiz soyismimiz aynı bazen isimler ve soyisimler aynı şeyi ifade eder,yani o ismin veriliş sebebi vardır.başarılar bende veterinerlik görevimle vatanıma hizmet ediyom ama bazı utanılacak durumlar var bizim meslekte herkez utanmaz ama utanan vardır,kolay gelsin görevinde başarılar
05.02.2012 14:32:30

a.vural
2007 seçimleri idi bizlerde akp li olarak adaylarımızın konuşmalarını takip ediyorduk ve takip ettiğim kadarı ilede hakikaten Musafa beyin çok güzel fikirleri vardı kendisi üniversite kökenli olduğu için şöyle diyordu Allah'ın izni ile milletvekili seçilirsem MKE nin yönetim yapısı özel sektör şartlarına uygun olacak vede teknolojisini en son teknoloji le yenileyip dünya standartlarının üzerine getirteceğiz ve de eskiden olduğu gibi mke de en az 10-12 bin işçinin çalışabileceğini söylüyordu vede gayet mantıklı ve doğru şeylerdi ve Allah nasip etti kardeşim milletvekili oldu ama biz Milletvekili kardeşimizin mke ile ilgili herhangi bir girişimini hatta özel sektörle mke yi buluşturacak herhangi bir projeyi, teknoloji yenileme ile ilgili herhangi bir projeyi10-12 bin işci alımı ile ilgili herhangi bir projeyi göremedik siz milletvekili iken yöremizle ilgili hiç bir çalışma yapmazsanız benim Başbakanım bunları görmiyecek mi Beyler Türkiyenin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Beydir o da doğruları bilir ve görür benim gördüğüm açidan da Mustafa beyin üzülerek söyluyorum MKE Genel Müdürlüğü için en ufak bir şansı yoktur daha doğrusu Milletvekili olmadan önceki fikirlerini Hayata geçiremediği için şansın kaybetmiştir özünde de çok mütevazı,çalışkan vede dürüst bir kişi olmasına rağmen bence şansı yoktur tabi bu benim dışar dan gördüğüm eğer Mustafa bey yukarda saydığım olaylarla ilgili girişimleri olmuş vede bende bunu atlamış isem o zamanda kendiisinden özür dilerim ama bildiğim kadarı ile mke nin personel sayısında düşüş oldu ,teknoloji ile ilgilide pek gelişme olmadı gibi ama genede Mustafa beyin gazeteniz aracılığı ile bir cevabını beklerim Sayın Milletvekilim seni yinede seviyoruz saygılarımla
05.02.2012 10:34:37