Hikâye malum…
Hoca bir gün kendi oturduğu dalı kesmekte iken aşağıdan geçen biri, “hocam ne yapıyorsun insan kendi bindiği dalı keser mi? az sonra düşeceksin bak” demiş.
Ve
Hoca az sonra düşmüş!..
Yerden doğrulmuş, az sonra düşeceksin diyen adamın yakasına yapışmış.
“benim düşeceğimi bildin, ne zaman öleceğimi de bilirsin sen” demiş…
kıssadan hisse!..
2002 yılında Kırıkkale’ye gelen Sayın Erdoğan, o ana kadar şehrimizin gördüğü en büyük kalabalığa işaret parmağının ucu ile MKE ve rafineriyi göstererek “satacam… devlete ait ne varsa satıp özelleştireceğim” diye sesleniyordu.
Kalabalık çıldırmış gibi alkışlıyor,
Nurolll-varooolll nidaları ile yeri göğü inletiyordu.
Alanı dolduran on binlerin arasında kimler yoktu ki;
MKE işçileri,
Rafineri çalışanları,
Tekel emekçileri,
Bunların sırtından mal satıp geçim sağlayan küçük esnaf gurupları…
Köylüler,
Yoksullar,
Vergiden yürüttüğünün onda birini yoksula yardım yapıyorum ayaklarına yatıp cennetten yer ayıranlar, kimi isterseniz meydandaydı.
Ve
Avuçlarını patlatıyorlardı Sayın Erdoğan “satacağım” dedikçe.
Rafineri satıldı.
İlk batımda 250, sonrasında yüzerli guruplar halinde iş akitlerine son verdiler işçilerin.
Veremediklerini,
Emekliliğe zorladılar.
Silahı,
Tank’ı-top’u-füzeyi-bombayı MKE üretir garanti müşteri, devlete satardı.
Devlet alımdan bir şekilde vazgeçti-geçirildi, birçok MKE fabrikası atıl duruma geldi.
Dolayısı ile burada çalışanlarda aynı kaderi paylaştı.
Tekel,
Tıpkı et ve balık kurumu gibi önce eritildi, sonunda yok edildi.
Tüm kamu iktisadi teşekkülleri gibi.
Kendi ekmek tekneleri birer ikişer kapatılır,
Ona buna peşkeş çekilir, çoluk çocuğun geleceği tarumar edilirken sessiz kalanlar,
Kalmak bir yana,
Avuçlarını patlatırcasına alkış tutanlar, bugün meydana inmiş,
“Fabrikamızı kapattınız madem, bizleri özlük haklarımızla birlikte bir devlet teşekkülüne yerleştirin” diye ağlaşıyorlar!..
Bak bak bak!!..
Fabrikanın kapatıldığına değil de üzüntüleri, devlet teşekkülüne yerleştirilmeyişleri.
Vay anam vay!..
Kışta kıyamette açıkta kalmışlarmış-mış da polis biber gazı sıkıp hepini havuza basmış-mış da!.. Bebenin beleğin geleceği ne olacakmış-mış da, daha neler neler.
Samimi söylemek gerekirse hiç birisine üzülmüyorum ben.
Sayın başbakana da kızmıyorum.
O ne dediyse,
Birer ikişer hayata geçirdi… Sözünün eri her adam gibi.
Kamu iktisadi teşekküllerini “babalar gibi satacam” dedi, babalar gibi sattı.
Çalışırsanız zam-mam yok, sizin aldıklarınızın yarısına milyonlarca adam alırım dışarıdan dedi, maaşları artırmak bir yana olanı da düşürdü,
Gık demedi kimse…
Üstelik alkışlarla teyit etti bunların doğruluğunu herkes.
Ve
Bu gün mızıkçılık yapıyorlar.
MKE işçileri,
Rafineri işçileri,
Tekel,
Telekom çalışanları, esnaflar, emekliler köylüler size sesleniyorum.
Siz bindiğiniz dalı keserken aşağıdan sizlere az sonra düşeceksiniz diye avazımız çıktığı kadar bağırdık.
Dinlemediniz!..
İstediniz,
Allah da verdi isteğinizi.
Rahat bırakın da sayın başbakan meydanda dediklerinin son demini de hayata geçirsin.
Varsa,
Ve hayattaysanız,
Derdinizi ulemaya anlatırsınız sonra!..