Dedem esnaftı!
Babamda öyle…
Ağabeylerim ve ben dâhil hiç birimiz ne fiziken, nede ihale yöntemi ile devlet işinden nafaka çıkarmaya çalışmadık.
Taa ki,
Benden küçüklere gelinceye dek.
Alnımız çatlaya çatlaya,
Sermaye yapa yapa sattık,
Aldık,
Tekrar sattık.
Kar ettik devlet vergi diye aldı,
Etmedik,
“olsun yinede asgarisini vereceksin” dedi, faizi ile almaya devam etti.
Yirmi üç buçuk senenin sonunda bir yazar kasa fırlatımı nedeni ile benim esnaflığım neticelendi.
Emekli dahi olamadan!
Ama,
Yine de o sınıftan kendimi ayrı tutamıyorum.
Önümüzdeki günlerde esnaf odaları seçimi var yasa gereği.
Adaylar şimdiden kendilerini tanıtma maksadı ile yollara düşmüş vaziyette.
Kimi uzun,
Kimi kısa boylu.
Kimi esmer,
Kimi sarışın…
Kimi babadan almış işi devam ettiriyor,
Kimi kıt sermaye ile yaşam savaşı veriyor.
Kimi nüfus kütüğüne dayamış programını,
Kimi siyasete…
Ortak yanları,
Nereye aday olduklarını bilmemeleri!
Eskiler işlerini düzgün,
Dürüst,
Ve adilane yapsalardı bu gün esnaf denilen kesim yerlerde sürünüyor olmazdı.
İşçi, memur, emekli nüfus kâğıtları ile herhangi bir bankadan maaşlarının on katı krediyi on dakikada alabiliyor, esnaf kendi kurduğu halk banktan bile üç kefilsiz zırnık koklayamıyorsa bunun tek müsebbibi işini adam gibi yapmayan esnaf odaları başkan ve yöneticileridir.
Yeniler ise,
Yani ilk defa aday olup esnafın tercihine kendilerini sunanlar ise eskilerin izinden gitmeye kararlı gibiler.
Şu ana kadar hiç birinin ağzından,
Yada etrafından biz gelirsek esnafın şu şu işlerini halledip,
Bankalar, vergi daireleri, çeşitli müdürlükler, vs. içerisinde adam yerine konulmalarını sağlayacak
Onların
Hak ettikleri itibarı kazandıracak çalışmaları derhal başlatacak ve neticelendirecek şekilde girişimlerde bulunulacaktır falan gibi şeyler duymuyoruz.
Duysak bile,
Somut adımlar atıldığını görmüyoruz.
Yani,
Al birini vur ötekine misali,
Esnaf odaları bizde sadece biraz dinlenip, üyeler sırtından kişiye özel itibar kazandırma,
Ve
Birazcıkta cukkalandırma yerleri olarak algılanıyor.
Son bir şey!..
Ey esnaflar…
Tüccarlar,
Şirket sahipleri…
Etrafınıza bir bakın.
Bağlı olduğunuz odaların başkanlarının ne iş yaptığını siz biliyor musunuz?
Vergi dairelerinde ne göründükleri,
Hangi iş üzerinden tahakkuk edilen vergiyi ödedikleri önemli değil,
Gerçekte işaret ettikleri işi hakikaten yapıyorlar mı?
Sizde bende biliyoruz ki, yapmıyorlar…
Başkanını,
Kendi sıkıntısı içerisinde göremeyen adamın ağlama hakkı olabilir mi?
Onu da siz düşünün.