Bir belediyesi var Kırıkkale’nin, ama başında da bir bela var…
Evet, bu memleketin gördüğü en ferasetsiz, en beceriksiz, en ukala, en bedbin, yılgın bir başkanı var belediyenin.
Yandaşlarının menfaatini personelinden üstün tutan bir uygunsuzluğun içinde, Adam Shmit’in kapitalizminin –hâşâ- bir mezhebi, bir meşrebi temsil edercesine hadimi olmuş ucube ruhlu birisi…
Bir norm kadro çıkardılar, neye göre, nasıl tespit edildiği meçhul olan bu norm kadroya göre 200 kişiyle bu şehir idare edilirmiş.
Sen 1200 kişi ile bu şehri idare ettiğini mi sanıyorsun sayın başkan?
Allah aşkına çevreye bak, caddelere bak, insanlara bak ve Müslüman’ca çıkıp –ben çok iyi idare ediyorum” de, ben özür dileyeceğim.
Senin örmek verdiğin şehirlerin yaygın alanı ile nüfusunu orantıladıktan sonra kaç personel olacağına karar ver.
Kırıkkale yayılmış bir altyapıya, nüfusa sahiptir.
Altındağ’ın nüfusu Kırıkkale’nin beş katı, ama yüzölçümü dötrtte biri kadardır, yani Kırıkkale de gecekondu yoğunlukludur.
İlk geldiğini hatırla başkan…
Yaptığın ilk işleri hatırla, verdiğin ihalelerde yaşadığın sıkıntıları hatırla, alıp kaçan müteahhitleri hatırla…
Enaniyetini aşarak bak geçmişteki bütün icraatlarına…
Ama bakamazsın, çünkü şeytanı bile imrendirecek bir nefisperestliğin içinde boğuluyorsun…
Beş yıl Ekmek Fabrikasını yatırdın ve vatandaşa, garibe gurabaya 600 liradan ekmek yedirdin, fabrikayı seçimden sonra çalıştırdın ekmek 300 liraya düştü? BU halka zulüm değil mi?
Bir Kültür Park yapamazsın da, o parkın içindeki malzemeleri, hatta 16 Türk büyüğünün büstlerinin her gün biri çalındı, emniyete bile bildirmeden göz yumdun, oraların tahribatına göz yumdun ve talan ettirdi. Bu paralar halkın parasıydı, o zaman sustun, şimdi maaştan tasarruf etmeyi halkın parasını çarçur etmemeye bağlıyorsun.
Senin çarçur etmediğin ne kaldı sayın başkan?
Geldiğinden bu yana Hukuk Bürosuna açılan dava ne kadar? Ne kadarı kazanılmış, ne kadarı kaybedilmiş.
Mahkeme, icra ve avukat masrafı olarak ne kadar para çıkmış bütçeden?
Ve bütçe giderinin ne kadarını faize, mahkeme masraflarına ve ne kadarını özelleştirdiğin şirketlere harcadın?
Çıkardığın, çıkaracağın, maaşını vermediğin personelin hakkını kimlere yedirdin, sayende kaç avukat zengin oldu, kaç firma ihya oldu, bunların şahsınla, yakınlarınla ve partinle ilişkileri var mıdır?
Sayın başkan zulüm senin karakterin olmuş, zalimin özelliği mazlumun halinden rahatsızlık duymamasıdır.
Bu personel sen geldin geleli hep perişan oldu, hep mağdur oldu, hep sefil oldu.
Ama sen bu işi şeytanın bile insaf et, diyebileceği bir vicdansızlıkla getirdin bu güne…
İntihar etti personelin…
Çarşı camisinin önünde üzerine benzin döktü, kendini yakmak istedi personelin…
Sinir krizleri geçirerek hastanelere, akıl hastanelerine düştü personelin…
İcralık oldu, eşinden ayrıldı, yuvası yıkıldı…
Eczaneden kovuldu ilacını alamadı, esnafa, konu komşuya rezil oldu,
Hep utandı, utandı, utandı…
Sen utandırdın, sen sebep oldun bütün bunlara…
Ama sen bir türlü utanmadın gitti…
“Şimdi diyorsun ki; bu verdiğimi beğenmezlerse gidip daha fazla alacakları iş bulsunlar”, yuh artık…
O zaman sana da “sen bu kurumu bu hale getirdin ve bu zorlukları bile bile yeniden seçildin, beceremiyorsan çek git ve Yimpaş’taki görevine dön, işine bak”…demezler mi?
Bu kadar mantıksız bir açıklama olmaz. O personel hukuki alacaklarını, alın terini istiyor.
Bu zulmü bırak ve personelini iyi bir sistemle verimli hale getirmenin yoluna bak.
Özelleştirdiğin bütün işleri kendi personelinle yap.
Adam Shmit’in imanından vaz geç, ona inanma; zira sen Müslüman birisin, haccı harameyn insansın.
Yıllardır lanet aldın, mağdur ettiğin insanlar hep beddua ettiler, yenilerini ekletme.
Her makam geçicidir, her şey fanidir.
Şunu da açık söyleyim, bu yazı ne bir öfkenin, ne de bir siyasi polemiğin eseridir.
Ben milletimin doğrularını eksen olarak kabul ettim, inandığımı gevelemeden açıkça söylemeye çalışan ve gazetecilik ahlakını önde tutan biriyim ve şu an yaptığım da budur.
Burada büyük haksızlıklar var, bunun vebali başkan ve yönetim kadar görmeyen, göstermeyen entelektüellere de aittir.