Cumhuriyet tarihinin hiçbir zamanında, döneminde böyle şeyler yaşanmamıştı… Bu ülkenin birliği ve devletin bütünlüğünü tehdit eden gelişmeler yaşanmakta, toplumumuz iki ana cephede saf tutarak kutuplaştırılmış durumdadır. Teslimiyetçi iktidar ve muhalefet “açılımlarla”… Her kafadan bir ses, her kapıdan bir açılım çıkıyor. Kimsenin diğerinin ne dediğini anlamak diye bir sorunu yok. Devletin şehit ve gazilere verdiği övünç madalyaları yerlere atılmakta. Protez ayağını eline alan gazi “benim madalyam budur” diyerek bağırmakta... Tekerlekli sandalyelerdeki kahraman gazilerimiz devletin güvenlik güçleri tarafından itilmekte... Kandil’den gelen eli kanlı PKK’lılar ise örgütlü kitleler ve ÖRGÜTLERİ tarafından bağırlara basılmakta. Arkadaş, bu ülkede bir şeyler ters gidiyor ve ters okutuluyor. Bölücüler eli kanlı PKK zafer havasında, halk kaygı içinde, gazi ve şehitler ise aldatılmışlık duygusu yaşıyor. TÜRK MİLLETİ, dağdan zafer coşkuları içinde inerek kahramanlar gibi karşılanan eli kanlı katil örgüt mensuplarını izleyince tüyleri diken diken oluyor. Kendisini bu ülkeye ve millete ait hissedenler, olan biten karşısında adeta burnundan solumaktadır. Bu çok ama çok ciddi bir durumdur. Sosyal patlamalar bu tür duyguların kolektif bilinçaltında yığılmasıyla oluşur. Bu durum hiçbir zaman görmezlikten gelinemez.
Milletin onuruna, gururuna ve yüce şehitlerine yönelik saldırı!
Yaşanan bu olaylar, bu tür konularda “böyle şeyler olabilir” ya da “aşırılıklar olmasa daha iyi olur” gibi söylemlerle geçiştirilecek, basite indirgenecek türden şeyler değildir. Oldu bitir diye getirip “dağdan iniyorlar. Daha ne istiyorsunuz?” Haaha, kiki… türünden mantıksız ve aptalca bir soruyla geçiştirmek de mümkün değildir, olamaz da... Eli kanlı dağ eşkıyasının dağdan inmesini bugünkü teslimiyetçi iktidar ve ondan beslenen işbirlikçilerden daha çok muhalefet ve geniş halk kesimi istiyor. Ancak yaşanan bu sahneler, yani kısa filmler dağdan inme, silahları bırakma, terörden vazgeçme, PKK’nın tasfiyesi gibi pişman olma gibi değil, devlete dayatma ve necip TÜRK milleti tanımıma sürecine dönüşmüştür. PKK ve DTP açıkça devlete diz çöktürdüklerini kanıtlamak için bu gösterileri yapmaktadırlar...
Habur’dan Türkiye’ye giren eli kanlı teröristler, kendileri net bir şekilde “demokratik açılım”a inandıkları için değil, Öcalan’ın emriyle geldiklerini söylemektedirler. Teslimiyetçi AKP iktidarı ise bu “Öcalan’ın değil, bizim yol haritamızdır” demektedir. Teslimiyetçi AKP ve İçişleri Bakanı Atalay yalan söylüyor... Kapalı kapılar ardında yaşananlardan haberi olmayanlar, rivayetlerle gerçeğe ulaşmaya çalışmaktadır. Her şeyin halkın gözü önünde gerçekleşmesi bu bakımdan önemlidir. Teslimiyetçi iktidar, halkın kabul edemeyeceği adımların ancak halkı bilgisiz bırakarak atılabileceğine inanıyor onun için de mecliste gizli ve kapalı oturumlar istiyor.
Bu nedenledir ki iktidar, “TBMM’de kapalı/gizli toplantı” önerdi. MHP’nin karşı çıkışıyla bundan vazgeçildi. Başbakan, CHP Genel Başkanı’na mektup yazarak görüşmek istedi. CHP, “görüşme halka açık olsun ya da kamerayla kayıt altına alalım” istedi. Başbakan bu gelişmeler üzerine Baykal ile görüşme yapmaktan da vazgeçti. Basın halkın bilgi edinme hakkı için vardır diye biliyoruz... Değil mi? Türkiye’nin en fazla satan gazetesinin başındaki köşesinde yazanlardan Ertuğrul Özkök dahi “partilerin gurup toplantılarının canlı yayına kapatılmasını” istemektedir. Neden? Tabi ki iktidarın halkı istediği gibi manipüle etmesine katkı sağlamaya çalışmakta. Hâlbuki tam aksine halkın “nereye gidiyoruz ya da götürülüyoruz” kaygısı içinde olduğu bu zamanda her şeyin halkın gözü önünde olması ve halkın daha çok bilgilendirilmesi gerekiyor. Evet ne yazık ki gerçekte kapalı kapılar ardında yapılan ne olduğu bilinmeyen konuşmalar, lakırdılar bugünkü kaygıları güvensizliği ve kaosu doğurmuştur. Her Türk Genci bulunduğu yerde görevini inançla yaparsa, Türk Milliyetçiliği ve ülküsü sağlamlaşır. Türk devleti ve Türk milleti güçlenir.
Türk ve Türküm demenin suç sayıldığı şu günlerde, milletin birliği değil, varlığının dahi tartışıldığı bir ortamda, bu yüce necip millete ait duyguların güç birliği yapmasından daha doğal ne olabilir? Yarını kazanmamızın tek yolu; yeniden Türk milliyetçiliğinden geçmektedir.
Murat BAKIRÖRGÜ
***
Yazınızın “Konuk Yazar” bölümünde yayınlanması için editor@haberkale.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.