09 Şubat 2012 Perşembe

04.12.2009 14:50:55 3644  defa okundu.

Yeniden Türk Milliyetçiliği ya da Yok Oluş

 

Cumhuriyet tarihinin hiçbir  zamanında, döneminde böyle şeyler yaşanmamıştı… Bu ülkenin birliği ve devletin bütünlüğünü tehdit eden gelişmeler yaşanmakta, toplumumuz iki ana cephede saf tutarak kutuplaştırılmış durumdadır. Teslimiyetçi iktidar ve muhalefet “açılımlarla”… Her kafadan bir ses, her kapıdan bir açılım çıkıyor. Kimsenin diğerinin ne dediğini anlamak diye bir sorunu yok. Devletin şehit ve gazilere verdiği övünç madalyaları yerlere atılmakta. Protez ayağını eline alan gazi “benim madalyam budur” diyerek bağırmakta... Tekerlekli sandalyelerdeki kahraman gazilerimiz devletin güvenlik güçleri tarafından itilmekte... Kandil’den gelen eli kanlı PKK’lılar ise örgütlü kitleler ve ÖRGÜTLERİ tarafından bağırlara basılmakta. Arkadaş, bu ülkede bir şeyler ters gidiyor ve ters okutuluyor. Bölücüler eli kanlı PKK zafer havasında, halk kaygı içinde, gazi ve şehitler ise aldatılmışlık duygusu yaşıyor. TÜRK MİLLETİ, dağdan zafer coşkuları içinde inerek kahramanlar gibi karşılanan eli kanlı katil örgüt mensuplarını izleyince tüyleri diken diken oluyor. Kendisini bu ülkeye ve millete ait hissedenler, olan biten karşısında adeta burnundan solumaktadır. Bu çok ama çok  ciddi bir durumdur. Sosyal patlamalar bu tür duyguların kolektif bilinçaltında yığılmasıyla oluşur. Bu durum hiçbir zaman görmezlikten gelinemez.
 
Milletin onuruna, gururuna ve  yüce şehitlerine yönelik saldırı!
Yaşanan bu olaylar, bu tür konularda “böyle şeyler olabilir” ya da “aşırılıklar olmasa daha iyi olur”  gibi söylemlerle geçiştirilecek, basite indirgenecek türden şeyler değildir. Oldu bitir diye getirip “dağdan iniyorlar. Daha ne istiyorsunuz?” Haaha, kiki… türünden  mantıksız ve aptalca bir soruyla geçiştirmek de mümkün değildir, olamaz da... Eli kanlı  dağ eşkıyasının dağdan inmesini bugünkü teslimiyetçi iktidar ve ondan beslenen işbirlikçilerden daha çok muhalefet ve geniş halk kesimi istiyor. Ancak yaşanan bu sahneler, yani kısa filmler dağdan inme, silahları bırakma, terörden vazgeçme, PKK’nın tasfiyesi  gibi pişman olma gibi değil, devlete  dayatma ve necip TÜRK  milleti tanımıma sürecine dönüşmüştür. PKK ve DTP açıkça devlete diz çöktürdüklerini kanıtlamak için bu gösterileri yapmaktadırlar...
 
Habur’dan Türkiye’ye giren  eli kanlı teröristler, kendileri net bir şekilde “demokratik açılım”a inandıkları için değil, Öcalan’ın emriyle geldiklerini söylemektedirler. Teslimiyetçi AKP iktidarı ise bu “Öcalan’ın değil, bizim yol haritamızdır” demektedir.  Teslimiyetçi AKP ve  İçişleri Bakanı Atalay yalan söylüyor... Kapalı kapılar ardında yaşananlardan haberi olmayanlar, rivayetlerle gerçeğe ulaşmaya çalışmaktadır. Her şeyin halkın gözü önünde gerçekleşmesi bu bakımdan önemlidir. Teslimiyetçi iktidar, halkın kabul edemeyeceği adımların ancak halkı bilgisiz bırakarak atılabileceğine inanıyor onun için de mecliste gizli ve kapalı oturumlar istiyor.
 
Bu nedenledir ki iktidar, “TBMM’de kapalı/gizli toplantı” önerdi. MHP’nin karşı çıkışıyla bundan vazgeçildi. Başbakan, CHP Genel Başkanı’na mektup yazarak görüşmek istedi. CHP, “görüşme halka açık olsun ya da kamerayla kayıt altına alalım”  istedi. Başbakan bu gelişmeler üzerine Baykal ile görüşme yapmaktan da vazgeçti. Basın halkın bilgi edinme hakkı için vardır diye biliyoruz... Değil mi? Türkiye’nin en fazla satan gazetesinin başındaki köşesinde yazanlardan Ertuğrul Özkök  dahi “partilerin gurup toplantılarının canlı yayına kapatılmasını” istemektedir. Neden? Tabi ki iktidarın halkı istediği gibi manipüle etmesine katkı sağlamaya çalışmakta. Hâlbuki tam aksine halkın  “nereye gidiyoruz ya da götürülüyoruz” kaygısı içinde olduğu bu zamanda her şeyin halkın gözü önünde olması ve halkın daha çok bilgilendirilmesi gerekiyor. Evet  ne yazık ki gerçekte kapalı kapılar ardında yapılan  ne olduğu bilinmeyen konuşmalar, lakırdılar bugünkü kaygıları güvensizliği ve kaosu doğurmuştur. Her Türk Genci bulunduğu yerde görevini inançla yaparsa, Türk Milliyetçiliği ve ülküsü sağlamlaşır. Türk devleti ve Türk milleti güçlenir.
 
Türk ve Türküm demenin suç sayıldığı şu günlerde, milletin birliği değil, varlığının dahi tartışıldığı bir ortamda, bu yüce necip millete ait duyguların güç birliği yapmasından daha doğal ne olabilir? Yarını kazanmamızın tek yolu; yeniden Türk milliyetçiliğinden geçmektedir.
Murat BAKIRÖRGÜ

 

 

***
Yazınızın “Konuk Yazar” bölümünde yayınlanması için editor@haberkale.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.

Yorum Yaz


YORUMLAR
Safa Ulusoy:
Vatan Türk'ün anasıdır...Türk anasına laf ettirmez...
04.12.2009 23:10:27
avrsaya:
Biz bu dünyaya hayvanlar gibi zevketmeye değil, bir görev yapmaya geldik. Bu görev, dirliğimiz boyunca, son günümüze ve gücümüze kadar sürecek Türkçülük savaşıdır. N.ATSIZ
20.12.2009 15:00:04

YAZARIN TÜM YAZILARI
KIRIKKALE’DE MUHALEFET - 03 Kasım 2010 Çarşamba 17:06
Yahşihan’ın Başkanı, Yahşihanlının her şeyi - 21 Mayıs 2010 Cuma 12:39
Engelli Olmak - 09 Mayıs 2010 Pazar 14:34
Kırıkkale Depreme Ne Kadar Hazır? - 08 Mart 2010 Pazartesi 16:53
Balyoz Darbe Planı Üzerine - 31 Ocak 2010 Pazar 03:53
Bu Ne Telaş Tayyip Ağam? AKP Ordu Kuruyor - 17 Ocak 2010 Pazar 17:11
Az Çok Sevdim - 12 Ocak 2010 Salı 15:04
Aslı Kurttur… - 01 Ocak 2010 Cuma 08:27
Yeniden Türk Milliyetçiliği ya da Yok Oluş - 04 Aralık 2009 Cuma 14:50
Hak Ettik mi? - 25 Kasım 2009 Çarşamba 14:54
Türkiye ve Düşündürdükleri - 21 Kasım 2009 Cumartesi 00:47
TV'siz Kırıkkale - 15 Kasım 2009 Pazar 22:34
Açılımın Götürdüğü Yere Git... Gitme... - 02 Kasım 2009 Pazartesi 15:27
Ağrı Dağı Efsanesi ve Ermeniler - 29 Ekim 2009 Perşembe 03:00
Açılım ve Aydınlarımız - 20 Ekim 2009 Salı 21:14

Son Yorumlar

Abidin Emmi
Okullara andımız kaldırılsın Kaldırıldı Üniforma giyilmesin Tamam çıkarıldı Milli Güvenlik dersleri kaldırılsın Kaldırıldı Öğrenciler sınıfta bırakılmasın Tamam sınıfta bırakılmadı Öğrencilere cetvelin ucuyla dahi vurulmasın Tamam pekiii Sayın Sendika başkanı demokratikleşme adına Eğitimde binbir türlü değişikliğe gidiliyor Hiç öğretmenlerden soruyormusunuz pekii Eğitimin kalitesimi artıyor? Tanıdığım bir çok öğretmene soruyorum kesinlikle hayır diyorlar Pekiii Öğrencilerin kalitesimi artıyor Tanıdığım öğretmenler okullardan öğrencilerin kafası bomboş öğrenciler mezun ediliyor diyorlar. Öğretmenler diyorki okula gelen Müfettişler artık öğrencinin bilgi seviyesini ölçmeye gelmiyorlar Ya neye geliyorlar Duvarda şu levha niye yok şu çizelge neye yok onu kontrol ediyor diyorlar Tüm bunların sonucunda Neymiş Avrupa Birliğine bakın bizim şu kadar okumuş öğrencimiz var diyecekmişiz. Yeğenim Sivasın bir ilçesinde Meslek Lisesi öğretmeni. Soruyorum öğrencileriyin seviyesi ne durumda diye. Özellikle Matematik dersindeki seviyeleri ilkokul 2 veya 3 sınıf düzeyinde diyor. Öğretimde demokratikleşme sevdasından kurtulup eğitimde kadrolaşma,sendikalaşma sevdasından kurtulup birazda eğitimin kalitesini artırmaya ne zaman başlayacaksınız acaba
07.02.2012 11:07:41

bd
Kırıkkalede hiç mi adam kalmadı ne?Kırıkkaleli değilse adam değil mi? Kırıkkaleye en büyük zararı yine kırıkkaleliler vermiştir.
07.02.2012 09:26:40

Şeref
İlimizde böyle bir kuruluşun hizmet sunması bizim için bir şans. Başta Başhekim Sayın Adnan TEZEL olmak üzere tüm çalışanları kutlar,başarılı çalışmalarınızın devamını dilerim. Teşekkürler.
05.02.2012 22:36:45

zafer tekin
abicim samimi isen yolun ve ufkun açık olsun,ismimiz soyismimiz aynı bazen isimler ve soyisimler aynı şeyi ifade eder,yani o ismin veriliş sebebi vardır.başarılar bende veterinerlik görevimle vatanıma hizmet ediyom ama bazı utanılacak durumlar var bizim meslekte herkez utanmaz ama utanan vardır,kolay gelsin görevinde başarılar
05.02.2012 14:32:30

a.vural
2007 seçimleri idi bizlerde akp li olarak adaylarımızın konuşmalarını takip ediyorduk ve takip ettiğim kadarı ilede hakikaten Musafa beyin çok güzel fikirleri vardı kendisi üniversite kökenli olduğu için şöyle diyordu Allah'ın izni ile milletvekili seçilirsem MKE nin yönetim yapısı özel sektör şartlarına uygun olacak vede teknolojisini en son teknoloji le yenileyip dünya standartlarının üzerine getirteceğiz ve de eskiden olduğu gibi mke de en az 10-12 bin işçinin çalışabileceğini söylüyordu vede gayet mantıklı ve doğru şeylerdi ve Allah nasip etti kardeşim milletvekili oldu ama biz Milletvekili kardeşimizin mke ile ilgili herhangi bir girişimini hatta özel sektörle mke yi buluşturacak herhangi bir projeyi, teknoloji yenileme ile ilgili herhangi bir projeyi10-12 bin işci alımı ile ilgili herhangi bir projeyi göremedik siz milletvekili iken yöremizle ilgili hiç bir çalışma yapmazsanız benim Başbakanım bunları görmiyecek mi Beyler Türkiyenin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Beydir o da doğruları bilir ve görür benim gördüğüm açidan da Mustafa beyin üzülerek söyluyorum MKE Genel Müdürlüğü için en ufak bir şansı yoktur daha doğrusu Milletvekili olmadan önceki fikirlerini Hayata geçiremediği için şansın kaybetmiştir özünde de çok mütevazı,çalışkan vede dürüst bir kişi olmasına rağmen bence şansı yoktur tabi bu benim dışar dan gördüğüm eğer Mustafa bey yukarda saydığım olaylarla ilgili girişimleri olmuş vede bende bunu atlamış isem o zamanda kendiisinden özür dilerim ama bildiğim kadarı ile mke nin personel sayısında düşüş oldu ,teknoloji ile ilgilide pek gelişme olmadı gibi ama genede Mustafa beyin gazeteniz aracılığı ile bir cevabını beklerim Sayın Milletvekilim seni yinede seviyoruz saygılarımla
05.02.2012 10:34:37