Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
Beyler! Birilerinin kuruluş yıldönümüymüş.
Birileri İmralı’daki koşullar düzelsin diye eylemler yapıyormuş
Birinin kullanım alanı,
12 metre kare alandan 6 metreye düştü diye birileri feryat figan çığlıklar atıyormuş.
Kahraman ŞEHİDİM!
Sen sakın üzülme, sakın sızlamasın kemiklerin,
Şehidimin yakını, dik dur!
Dik duralım ki, kahrından kan ağlasın bu eşkıya.
Benim şehidim cennetle müjdelenmiş,
Senin leşini cehennem bile almıyor.
O kahraman, kutsal vatan toprağının bir karışı için dökerken kanını, sormaz bile neden diye.
Güneydoğunun yazı da sert olur, kışı da.
Üzerinde kilolarca yükle, dağlarda eşkıya peşinde koşan Mehmetçiğin koşullarını hiç düşündünüz mü?
Bu ülkenin, sadece 19 Mayısları, 23 Nisanları, 30 Ağustosları ve 29 Ekimleri vardır coşkuyla kutladığı.
Bir de, rahmet ve minnetle andığı 10 Kasımları.
Sen, elinde Molotof kokteyli ve (bu aralar yeni öğrendi) havai fişeklerle kime ve neden saldırıyorsun.
Kimlerin uşağı ve kimlerin kuklasısın sen.
Hadi ben biliyorum bu soruların cevabını, peki sen biliyor musun?
SEN, ÖN SAFLARA YERLEŞTİRDİĞİN KÜÇÜCÜK ÇOCUKLARIN ARDINA SAKLANACAK KADAR ONURSUZSUN.
Sen, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NE saldıracak kadar akılsızsın.
Sen ne yaptığını bilmeyen,
gecenin karanlığını kendisine siper edecek kadar aciz,
yüzünü örtecek kadar korkak,
kamu malına zarar vererek tatmin olan zavallı, çaresiz ve umutsuz bir meczupsun.
Bu yaşatmaya çalıştığın terör ortamı hiçbir Türk’ü yıldıramayacak, bunu bilesin.
Ben bu satırları yazmaktan hiçbir zaman yorulmayacağım, ama sen, her geçen gün tükeniyorsun ve bu tükenişle saldırıyorsun…
Bir gün, o karakola atmaya çalıştığın molotof kokteyli elinde patlayacak bilesin.
Bir gün yok etmeye çalıştığın bu yüce devlet, senin canını kurtaracak,
senin evladını çekip çıkaracak ateşin içinden bilesin…
Ekmeğini yediğin, suyunu içtiğin bu ülkeye olan nefretin bu kadar çok ise neden hala bu topraklardasın?
Ey beyni yıkanmış,
aynı gemide olduğumuzu görmüyor musun?
O gemi batarsa kurtulacağını mı zannediyorsun?
Ey zavallı aciz!
Bıkmadın mı, usanmadın mı bu boş işlerden?
Ağalarına, Beylerine, Dayılarına,
ABilerine bir danış bakalım, bir bak bakalım hala yanındalar mı?
Yoksa onlarda mı sattı seni?
Ey zavallı bölücü
Gidecek yerin kalmadı,
senin yatacak yerin de yok.
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.