Belediye Başkanı Sayın Korkmaz'ın bu ay sonunda bir dizi inceleme ve çalışma amacıyla Fransa'ya doğru yol alacağı haberi basına yansıdı. Kendisine şimdiden iyi yolculuklar diliyor, memleketine ve işinin başına hayırlısıyla dönmesini temenni ediyoruz.
Seyahatin ağırlıklı konusunun içme ve atık sular üzerine olacağı ifade ediliyor. Bildiğiniz üzere Kırıkkale’miz Belediyenin üstün çalışma azmi ve gayretleriyle! bu konuda epeyce mesafe kat etti. Trilyonlarca lira harcanarak Türkiye'nin en muhteşem arıtma tesisinin kurulduğu ve çeşmeden akan suyun rahatlıkla içilebileceği naraları atılırken, hâlâ çeşmeden sararmış bir çamur deryasının aktığını hepimiz görüyoruz. Uyarmadı demeyin, eğer çeşmeden akan o suyu için vatandaşımız varsa domuz gribi yerine “musluk gribine” yakalanarak gider maazallah!
Şaka bir yana boşa akıtılan trilyonların hiçbir işe yaramadığı ve halkın hâlâ köylerinden ya da su satıcılarından bidon bidon su alarak içme suyu ihtiyacını karşıladıkları meydanda. Bu bağlamda, evlere gelen su faturaları ise akıllara zarar. Beş tane ayrı verginin alındığı faturalar milletin canına okuyor. Vatandaş kullandığı su miktarının iki katı vergi ödemek zorunda bırakılıyor. Neden? Hemen söyleyelim, içme suyu tesisi için harcanan paralar vatandaşa amorti ettiriliyor da ondan. O yüklü faturaların özü bu.
Şehrin sorunları sadece içme suyundan ibaret değil aslında. Geçtiğimiz yıl doğalgaz borularını döşemek için kazılan yollar tam bir felaket. Yaz boyunca asfaltlanır diye beklenen bozuk satıhlar hâlâ aynı. Anlaşılan o ki, Kırıkkaleli makus talihini bu kış da yenemeyecek.
Bir diğer mevzu ise Bulvar projesi. 22 Temmuz 2009 tarihinde yazdığım yazıda Sayın Başkana “Ne oldu bulvar projesi” diye sormuş ve yapılan yeni pazar yerinin sanki bir gökdelen yapılmışçasına bir türlü bitirilemediğinden bahsetmiştim. O tarihlerde çok kısa bir sürede bitirileceği belirtilen pazar yerinin hâlâ kısa süre sonra tamamlanacağı iddia ediliyor. Demek ki söylediğim gibi tam bir gökdelen! inşa ediliyor o bölgeye. Son günlerde kaldırım çalışmalarının nispeten başlamasına karşın, bulvar hâlâ aynı bulvar, pazar hâlâ aynı pazar, rezillik ise aynı rezillik. Değişen hiçbir şey yok.
Gelgelelim en önemli konuyaa...
Belediye işçisinin maaşları ve işçilerin insanüstü yaşam mücadelesi. Mevcut ekonomik koşullarda zoru başararak geçimini sağlayan Türk insanı, tüm Dünya tarafından hayretle izlenirken, Kırıkkale Belediyesinin işçileri ise imkânsızı başarıyorlar. Aylardır ceplerine ve dolayısıyla evlerine beş kuruş para getiremeden eşini ve çocuklarını geçindiren insanları kutlamak ve onlara birer plaket vermek gerekir! Onlara ilişkin olarak “sıfır para ile geçim” konulu bir tez bile hazırlanabilir aslında. Belediye işçileri şu sıralar asgari ücretliden bile zor durumda. En azından asgari ücret alan birinin evine para girerken onlar çocuklarına bir simit parası veremiyor. Bu kabahat onların değil, onları bu hâle düşürenlerindir.
Ama her şey çok kötü değil tabii, iyi şeyler de var. Mesela Belediye Meclisi aldığı bir kararla Yuva Mezarlığı’na defin olacak vatandaşlardan alınan 170 TL masrafı 100 TL'ye indirmiş. Belediyemiz sağ olsun, her şeyin ucuzunu arayan vatandaşımız için iyi bir fırsat yaratmış. Yahşihan Mezarlığı'nda fiyatlar tavan yapmışken, Yuva Mezarlığı’nda inanılmaz uygun fiyatlarla mezar dağıtıyor millete.
Normal vatandaş bu kampanyaya ilgi gösterir mi bilmem ama Belediye işçisinin öldükten sonra da yatacak yeri yok bence, çünkü belediye işçisinin cebinde değil 100 lira, 10 lira bile yok.
Kim bilir, belki işçilere özel bir kampanya ile içeride olan maaşlarından kesinti yapılarak beleş yer tahsisi de yapılır önümüzdeki günlerde.
Biz Kırıkkale'yiz, büyük düşünelim...