Vay vay vay…
Sayın başkan yakında Fransa’ya uçacakmış, Allah yolunu açık eylesin, güle güle gidip dönmek nasip eylesin.
Ne mutlu Kırıkkale’ye, belediye başkanları Fransa gibi bir medeniyet ülkesine yol alacak.
Orada bilgisini becerilerini aktaracak ve Allah’ın izni ile AB ye örnek şehir projelerini verecek ve her yer Kırıkkale olacak. Dolayısı ile dünya hapı yutacak.
Efendiler, sayın başkanı Fransa’da bir büyük heyet karşılayacak, aralarında belediye başkanları, meclis üyeleri ve hayran kitlesi.
Başkanı kürsüye çağıracaklar.
Spiker o tok sesi ile Fransızca “İşte size, halkının burnunu bok kokusundan çıkarmayan, caddelerini panayır yeri yaparak emsalsiz bir zabıtacılık örneği veren ve personelini acından öldüren Türkiye’nin tek temsilcisi, iki defa üst üste seçilmiş Mr Veli Korkmaz”… Deyiverecek ve bir alkış tufanı kopacak…
Orada tecrübelerini anlatacak sayın başkan.
Ne konuşacağına dair, konuşma metni ile ilgili tüyolar aldım.
Sizinle de paylaşmak istiyorum.
Kürsüye çıkıp bir iki kuru öksürükten sonra tercümanın anlayıp anlatacağı bir ağırlıkta diyecek ki…
“Mr başkanlar.
Ben iki dönem seçildim, hem de üst üste seçildim. Bu Kırıkkale tarihinde bir ilk oldu. Nasıl ve niye seçildiğimi size engin tecrübelerimle anlatmak istiyorum, beni dinleyin ve taktiklerimi iyi anlayın. Çünkü bu taktikleri, Mekke ve Medine’ye giremeyen şeytanlardan Hac’ca giderken yolda öğrendim.
Önce bir Beşir baba bulacaksınız, arkanıza alacaksınız.
Sonra şehrinizde yıllarca siyaset yapan partililerinizi alaşağı ederek aday olacaksınız.
Kazandıktan sonra da fikir mikir tanımayıp, benim Milli Görüş gömleğini çıkardığım gibi alıp atacaksınız, etrafınıza yalakaları ve yalamaları dolduracaksınız.
Kazandıktan sonra önceki dönemde yapılan hizmetleri görmeyecek kör olacaksınız ve inkar ederek münkir olacaksınız.
Kültür Park denen bir yer vardı, yıktım, yaktım, müzesini savaşlarda bie yapılmayacak şekilde talan ettim, Türk büyüklerinin büstlerini söküp attırdım ve çalındı dedim.
Halk inanmaz demeyin, inanır, birkaç hac ve umre yeter, sizde kiliseyi ihmal etmeyin.
Yüz bin ekmek kapasiteli fırını çalıştırmadım ve ilk dönem halka iki katına ekmek yedirdim, fırıncı yandaşları besledim.
Tekrar seçildikten sonra fırını çalıştırdım ve beş sene 60 kuruşa ekmek yiyenler 30 kuruşa yemeye başladılar ve şimdi o fırını yapana değil, bana minnet duyuyorlar.
Eskiden yapılan bir Samsun yolu refüj çalışması vardı, bir yandaş firmaya verdim, bir karış bir tarafından bir karış öte tarafından daralttım ve hemen bir zengin yandaş peydahladım.
Belediyeden yüzlerce personeli çıkartarak özel dost firmaları besledim
Personele alacaklarını vermedim ve avukatları doyurdum.
Makro diye bir mübarek firmaya en büyük iki arsayı hokus pokus marifetimle peşkeş çektim. Laf aramızda bir oteli ve Makro hisselerini bir kıytırık üst geçite verdim gitti.
Personeli acından kıvrandırdım.
Ekmeğe muhtaç hale getirdim, bana itaat etmelerini sağladım ve birçoğundan da oy aldım.
Açlık grevine gittiler sendikayla anlaşarak “paralarınızı üç taksitte vereceğim” dedim, nah verdim.
Bayrama giderken bile vermeyi düşünmüyorum, aç kalsınlar ve bana tabi olsunlar.
Beşir abimle anlaştık işçinin domuz gribi yerine AKP gribinden ölmesi için çalışıyoruz.
Ama hala istediğimiz kadar ölüm vakası olmadı, bunların gizli aşı olmaları ihtimali üzerinde duruyoruz, çünkü birkaç intihar olayından başka ölüm vukuu bulmadı.
Şunu unutmayın, yandaşlar dururken, yönetici ekibi dururken işçisine memuruna bir kuruş vermek enayiliktir. Yakında çoğunu işten atmak için kredi istedim, kredi geldiğinde bir ben elli yüz avanemle belediye hizmetlerini yürüteceğiz.
Mr. Başkanlar, bu taktikleri size tavsiye ederim.
Halkın kapısının önünden lağım akıttığım halde oy alabildiysem siz de alabilirsiniz.
Bu önemli görüşlerimle ilgilenmeniz ümidiyle teşekkürlerimi sunarım, saygılar” der ve alkışlar arasında kürsüden iner…
Alkışlayın Kırıkkale, çatlasa da arınız
Fransa'da sükse yapar medar-ı iftiharınız…