İMKB endeksleri ve işlem gören hisse senetlerinin fiyatları, diğer dünya borsalarında olduğu gibi başlıca üç etmenden etkilenirler; dünya ekonomisinin durumu ve gidişatı, yerel (Türkiye'nin) ekonominin durumu ve gidişatı ve sektör/firmanın durumu ve performansı.
Global Ekonomi'deki herhangi bir gelişme tüm ülke ekonomilerini az veya çok etkileyeceği gibi, o ülkedeki ilgili veya tüm firmaları da dolaylı veya dolaysız olarak etkileyecektir.
Örnek 1: Şirketimizin Petkim'den hammadde olarak herhangi bir petrokimya ürününü aldığını (girdimiz) ve bunun az veya çok nihai ürünümüzde (çıktımız) bir ağırlığının olduğunu düşünelim. Dünya petrokimya piyasalarında oluşabilecek herhangi bir nedenden dolayı bir dalgalanma, Petkimin maliyetini değiştirecektir. Bu değişikliği de Petkim bizim alış fiyatımıza yansıtacaktır. Sonuçta, biz de bunu kendi ürünümüz fiyatına yansıtmak zorunda kalacağız. Dalgalanma fiyatlarda bir artış şeklinde olursa, bizim rekabet gücümüzü azaltıcı ve/veya kar marjımızın daralması şeklinde etkisi olabilir. Bu da bizim ciromuzu ve net karımızı etkileyebilir.
Örnek 2: Global etkinin yansıması birçok şekilde olabilir. Örneğin, şirketimizin Almanya'ya Euro üzerinden ihracat yaptığını ve ürünümüzün önemli bir hammaddesini Amerika'dan dolar (USD) olarak ithal ettiğini düşünelim. Bu halde, bizim kar marjımız büyük ölçüde dolar/euro paritesine bağlı olacaktır. Uluslararası döviz borsalarında oluşacak pariteler bizi etkileyecektir ve faaliyetlerimiz esnasında eğer bu paritenin gidişatını doğru tahmin edemezsek veya paritenin dalgalanmalarına karşı önlemimizi alamazsak (ör. hegde ederek, bir finans tekniği), şirketimiz bu durumdan olumsuz olarak etkilenebilecektir.
Örnek 3: Şirketimizin tekstil alanında faaliyet gösterdiğini düşünelim. Ülke olarak tekstil sektöründe güçlü ve birçok avantajımız olduğunu, gümrük birliği (GB)'nden öncede, GB'den sonrası için çok umutlu olduğumuz için yeni yatırımlara (kapasite artırımı ve modernizasyon) girişmiş olalım. Fakat dünya'da bazı sebeplerden dolayı bir kriz (ör. Uzakdoğu veya Rusya krizi ve son olarak ABD de başlayan resesyon ve dünyaya etkileri) çıktığında, uluslararası pazarımız daralırsa, bu bizim tam kapasitede çalışamayacağımızı ve yeterli ihracat yapamazsak, kullanılmış olan kredilerin geri ödemelerinde zorlanabiliriz; belki de bu, bizim iflas etmemize bile sebep olabilir.
Ulusal Ekonomi'deki, yani Türkiye ekonomisindeki herhangi bir gelişme, Türkiye'deki şirketleri bulundukları sektöre ve gelişmenin yapısına göre az veya çok etkileyecektir. Ekonomideki büyüme hızı, işsiz sayısı, enflasyon, faiz oranları, vergi oranlarında olabilecek değişiklikler, olağan üstü halin ilan edilmesi, teşvik politikasındaki değişimler vb. akla ilk gelen örneklerdir. Ulusal ekonominin etkilerini de örnekleme yoluyla açıklamaya çalışalım.
Örnek 1: Almanya'ya ağırlıklı olarak ihracat yapan ve girdilerimizin çoğunu iç piyasadan yani TRL olarak sağladığımızı düşünelim. Eğer hükümetimiz kurları hızlandırıcı (reel olarak TRL nin değerini düşürücü) yani dolar, euro gibi yabancı para birimlerinin para birimimiz karşısında hızlı artması gibi bir politikayı benimserse, bundan şirketimizin olumlu olarak etkilenmesi büyük bir ihtimaldir. Çünkü girdilerimiz değer kaybeden TRL, buna karşılık çıktılarımız değer kazanan euro üzerinden olacağından, kar marjımız ve dolayısıyla karımız artacaktır.
Şirket veya Sektör olarak etkiler de, sektörün veya özel olarak o şirketin ürünlerine talebin azalması şeklinde bir eğilimin olması, sektöre karşı devletin desteğinin olması veya eski desteğinin kalkması, sektörel olarak girdilerin pahalanması, dış pazarlarda rekabetin zorlaşması, sektöre aşırı yatırımın (atıl kapasitenin) yapılmış olması vb. akla ilk gelen örnekler olmakla birlikte, özel de şirket yönetimlerinin yanlış yönetimleri de sayılabilir.
Örnek 1: Şirketimiz GB öncesi ülkenin önde gelen bir otomotiv üreticisi olabilir. Yabancı bir otomotiv üreticisinden aldığımız know-how'la birlikte fazla rakibimiz olmadığı ve gümrük duvarlarıyla birlikte dış rekabete karşı korunduğumuz için fazla bir yatırıma gereksinim duymadan, pazarın isteği kadar üretim yapıp bunu pazarlıyor olabiliriz. Fakat, yeni hükümetimizin GB'ne girmeye karar verdiğini ve anlaşmanın bir maddesi icabı otomotiv sektöründe ithalatçıların aleyhinde olan fazla vergilerin kaldırıldığını düşünürsek, bu bizim satışlarımızı olumsuz olarak etkiliyecektir ve faaliyetlerimizin sonucu zarar etmemiz ve bir daha karlı duruma geçmemiz zor olabilecektir.
Altın, döviz, faiz, üretim endeksi, tüketici endeksi, imalat endeksi, işsizlik verileri, enflasyon rakamları, istihdam rakamları, borsanın yönünü değiştiren en büyük etkenlerdir. bu değişimler paranın yönünü bazen altına, bazen dövize, bazen faize yönelmesini sağlar. Açıkcası son zamanlarda altına gelen büyük talep endeksin yönünü bir miktar aşağı çekmiştir. Daha sonraki durak ise döviz olacak ve son durak olarak tekrar borsaya dönüş başlayacak.
Biraz temkinli olursak bu hareketleri arka arkaya yakalayabiliriz. Ama bizim işimiz borsa olması nedeniyle ondan ona geçmekten ziyade bu hareketlerde bazen hissede bazende nakit pozisyonlarında kalmak gerekmektedir.
*****
SPK UYARISI :
Burada yer alan yatırım bilgi yorum ve tavsiyeleri "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, Portföy Yönetim Şirketleri, Mevduat Kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorumda ve tavsiyede bulunan kişilerin kendi görüşlerine dayanmaktadır. Bu yorum ve tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri beklentilerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle sadece burada yazılan yorum ve tavsiyelere dayanarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.