“Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır.” Sözü ile kurduğu cumhuriyetin sarsılmaz, güçlü ve sonsuza kadar var olacağını, kurduğu cumhuriyete sonsuz güveni olan bu eşsiz liderin zamansız olarak aramızdan ayrılışı tabiki hepimizi üzmüştür.
“Bağımsızlık benim karakterimdir” diyerek kurduğu cumhuriyetle kişiliğini özdeşleştiren bu liderin anısının ve yaptıklarının, Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte ilelebet yaşayacağını elbette ki bilmekteyiz.
10 Kasım Salı günü siyasi ve askeri dehaya sahip olduğuna inandığım bir lider olan Mustafa Kemal’in gözlerini ebedi hayat için yumduğu gündür.
Bir Osmanlı Paşası olan Mustafa Kemal yetiştiği devir itibari ile Meşrutiyet, Trablusgarp, Balkan Savaşları, Ege Adaları’nın gidişini I.Dünya Savaşı ile İmparatorluğun çöküşünü görmüş, dünyanın o günkü durumunu çok iyi değerlendirmiş, Türk Milli bağımsızlığını sağladıktan sonra siyasi alanda Misak-ı Milli’yi tamamlamak için uğraşmış, bilim teknik alanında ise çağdaş devletler seviyesinin üzerine çıkmayı hedeflemişti.
Bugün sözde Atatürkçüler onun üzerinden nemalanırken aynı zamanda Atatürk’e söverek nemalananlar var.Yıllardır Atatürk’e sövenlerin bugün iktidar uğruna Atatürkçü olduğunu gördük, Atatürk yaşasaydı AB’ye girerdi diyenler, zaten özel sektöre satmak için kurdu diyerek Türkiye’nin stratejik kurumlarını peşkeş çekmeyi doğru sayanlar aslında kendi görüşlerini Atatürk üzerinden haklı göstermeye çalışmaktadırlar.
Oysa ki Atatürk değişen dünya konjoktöründe farklı farklı siyasi açılımlara gitmesini bilmiştir. AB’ninde ABD’ninde çifte standardına da gereken cevabı verirdi. Tıpkı Şeyh Sait isyanını bastırmak için Batılılardan izin almadığı gibi
Bu senede Türklüğün sembolü olan Atatürk’ün kimlik ve soyağacını tartışmaya açanlar onun adından Türk kimliğini tartışmaya açmaya çalışıyorlar. Açılım türküsünün tutturulduğu şu günlerde günün anlam ve önemine dair tartışma başlatmak istiyorlar.
Hepimiz çok iyi biliyoruz ki Mustafa Kemal'in baba soyu, Aydın/Söke’den gelerek Manastır vilayetine yerleştirilen, "Kocacık Yörükleri (Koca Hamza Yörüklerin)"dendir. Ali Rıza Efendi, Manastır'ın Debre-i Bala sancağına bağlı Kocacıkta dünyaya gelmiştir (1839). Aile sonradan Selanik'e göçmüştür. Babası İlkokul öğretmeni Kızıl Hafız Ahmet Efendi'dir.
Açılım’ın 10 Kasım günü TBMM’ye getirilmesi de yeni bir tartışma konusu.10 Kasım Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümü.
“Demokratik Açılım” görüşmelerinin 10 Kasım’da Genel Kurul’da yapılacak olmasını değerlendiren Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, “Parlamento 10 Kasım'larda hep çalışmıştır. Ölenle ölünmüyor, hayat devam ediyor” diyerek ilginç bir yorum yapmıştır.
Hükümetin açılım konusunda ketum politikası muhalefeti sertliğe sürükledi.10 Kasım Salı günü nihayet TBMM’ye getirilecek ve biz de ne olduğunu anlayacağız.
Getirilen Açılım ile Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin ilkelerin değiştirileceği iddiası, İnsanın aklına gelmiyor değil? Getirilen Açılım Projesi’nin içerisinde acaba cumhuriyetin temel ilkeleri ortadan kaldırmakta mı var?
Atatürk’ün ölüm yıldönümünde kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinin de “ruhuna El Fatiha” mı denilecek?